O’DA SESSİZCE KAYBOLDU
MAGAZİNYeşilçam’ın tozlu sayfaları arasında bazen öyle isimler vardır ki, birkaç yıl parlayıp sonra sessizce kaybolurlar. Senar Seven de o isimlerden biriydi.
1969 yılında sinemaya adım attığında genç, güzel ve oldukça sempatik bir oyuncu olarak dikkat çekmişti. Yüz hatları ve duru güzelliğiyle birçok kişinin hafızasında, yıllar sonra ünlenecek olan Ahu Türkpençe’yi andıran bir zarafet bırakmıştı. Kısa sürede Yeşilçam setlerinin tanınan yüzlerinden biri haline geldi.
Oyunculuk yolculuğu boyunca “Ağrı Dağı’nın Gazabı”, “Kara Pençe”, “Kara Pençe’nin İntikamı”, “Dört Hergele”, “Boşver Arkadaş” ve “Emrah” gibi dönemin dikkat çeken filmlerinde rol aldı. O yıllarda Yeşilçam’ın temposu çok yüksekti; filmler ardı ardına çekiliyor, oyuncular bir setten diğerine koşuyordu. Senar Seven de bu yoğun dönemin genç yüzlerinden biriydi.
Ancak 1970’li yılların ortalarına gelindiğinde Türk sinemasında farklı bir dönem başladı. Gişe kaygısı ve değişen seyirci talepleri nedeniyle birçok filmde daha cesur sahneler yer almaya başlamıştı. Senar Seven de bu dönemin akımından uzak kalamadı ve bazı yapımlarda cesur sahnelerde rol aldı. Bu tercih, ne yazık ki kariyerine beklediği katkıyı sağlamadı.
Oysa yeteneği, güzelliği ve ekran enerjisiyle uzun yıllar sinemada kalabilecek bir isim olarak görülüyordu. Fakat Yeşilçam’ın hızlı ve acımasız temposu içinde bazı oyuncular gibi o da tutunmakta zorlandı.
1975 yılına gelindiğinde Senar Seven’in sinema yolculuğu sessizce sona erdi. Ardında birkaç film, birkaç unutulmuş sahne ve Yeşilçam tarihinin kısa ama dikkat çekici bir hikâyesini bırakarak perde arkasına çekildi.
Bugün Yeşilçam konuşulurken adı çok sık anılmasa da, o dönem filmlerini izleyenler için Senar Seven; kısa süreli parlayan ama hafızalarda iz bırakan oyunculardan biri olarak hatırlanır.
İlginizi Çekebilir