© Haber Caddesi 2021

HER KADIN KENDİ ŞARKISINI SÖYLEYEBİLİR

"Türk müziğinin dokunaklı, buğulu ve güçlü seslerinden biri olan, her notasında ayrı bir hüzün ve hayat tecrübesi barındıran Gülay Sezer, Haber Caddesi’ndeki "Mikrofon Senin" köşemizin bu haftaki çok özel konuğu oldu. Çocukluğunun ilk müzik kıvılcımlarından bugüne uzanan sanat yolculuğunu, müzik sektörünün dönüşümünü ve Köyceğiz’in huzurlu doğasındaki sakin yaşamını tüm samimiyetiyle paylaştığı bu keyifli söyleşinin detayları sizlerle... Sanatçının dünden bugüne taşıdığı eşsiz müzikal birikimi, hayatın zorlu dönemeçlerinde gösterdiği direnişi ve yılların süzgecinden geçirerek dinleyiciyle buluşturduğu yeni projelerini konuştuğumuz bu derinlemesine röportaj, adeta zamansız bir melodinin izini sürmek gibi. Gelin, müziğin ikonunun hafızalardan silinmeyecek anıları, hayat felsefesi ve sahicilik üzerine kurduğu dünyasına birlikte adım atalım..."

MÜZİKLE İLK TANIŞMANIZ BABANIZIN (ŞARKICI VE SES MÜHENDİSİ İHSAN SEZER) YÖNLENDİRMELERİYLE ÇOK KÜÇÜK  YAŞLARDA BAŞLADI. 1988 YILINDA ÇIKARDIĞINIZ İLK ALBÜMÜNÜZ HER AKŞAM DÖNEMİNE DÖNSEK, O YILLARDAKİ ÇOCUKLUK/GENÇLİK   HEYECANINIZLA BUGÜNKÜ MÜZİK DÜNYASINI KIYASLADIĞINIZDA NELER SÖYLERSİNİZ?

Zaman su misali. Ama, akıp giderken de çok şeyi değiştirip dönüştürüyor. Hiçbir değişimi de çağın getirdiklerinden,   memleketinizin buna uyumundan bağımsız düşünemezsiniz. Siz yaş alırken, gençliğinizin heyecanını diri tutmaya  çalışırken, dünya dönmeye devam ediyor çünkü.   O günlerde, müziğin hiyerarşisi emek yoğundu. Müzisyen kimliği, star sistemi farklıydı. Bu, parlamanızı zorlaştırdığı kadar,  farkınızı da öne çıkaran koşullar demek aslında. Bugün sanal dünyanın gücü gibi. Öyle güçlü ki, üretim aşamasından tanıtıma kadar korkunç büyük bir okyanusta yüzüyor, kıyıya çıkmaya çalışıyorsunuz.

 1995 YILINDA HAYATIMIZA GİREN VE TÜRK POP/ROCK TARİHİNE KAZINAN “CESARETİN VAR MI AŞKA?” PARÇASI KARİYERİNİZİN   EN BÜYÜK KIRILMA NOKTALARINDAN BİRİ OLDU. BU ŞARKININ SİZİN İÇİN O DÖNEMKİ ANLAMI NEYDİ, BUGÜN SESLENDİRİRKEN HÂLÂ AYNI  DUYGUYU HİSSEDEBİLİYOR MUSUNUZ?

O duyguyu hiç kaybetmedim. Konserlerimde görüyorum ki; hiç kimse o duyguyu kaybetmemiş. Bugün ergenlik çağındaki çocuklar da ezbere biliyor bu şarkımı. Daha dünyada bile değillerdi. Koro halinde söylüyoruz. Öyle ki; ben susuyorum onlar söylüyor çoğu zaman. Bu da, insan duygu ve ihtiyacıyla içselleşen bir iş yaptığımızı gösteriyor. İçimizden gelen,   herkesin içinden gelen olduğu için… Bu muazzam bir senkron.

TÜRK HALK MÜZİĞİ ESERLERİNİ KENDİ YORUMUNUZLA HARMANLADIĞINIZ DAMLALAR SERİSİ (DAMLALAR 1, 2, 3) MÜZİK  ARŞİVİMİZDE ÇOK AYRI BİR YERE SAHİP. BU PROJEYİ HAYATA GEÇİRME FİKRİ NASIL DOĞMUŞTU, GELENEKSEL TÜRKÜLERİ MODERN  KULAKLARA SEVDİRMEK ZORLU BİR SÜREÇ MİYDİ?

Doğrudur; yol hikâyem çok katmanlı ve çok sesli. Ben, müziği kategorize eden değil, en özgür biçimiyle his ve anlatım dili  olarak gören bir babayla, sevgili babam Eyüp Ercan Sezer’le, böyle bir evde büyüdüm. Türk müziğinin ince işçiliği,  Anadolu’nun asırlarca biriktirdiği ezgilerin ürünüyüm aslında.Aslolan ‘sahicilik’ benim için. Cesaretin Var mı Aşka? Beni pop müziğin içinde konumlandırmış olsa da; tüm işlerimde  sahiciliği kovaladım. Damlalar, bu bakış açımın en derin ve uzun soluklu işidir ve çok kıymetlidir. Türkülerle, pop ve cazın sihrini buluşturmak işte o katmanları birbiriyle iliştirerek duyguya tercüman olmak benim müzik anlayışımda.

KLASİKLEŞMİŞ POP İŞLERİNDEN TÜRKÜ PROJELERİNE (AŞKHANE, GRİ ŞARKILAR) ÇOK GENİŞ BİR YELPAZENİZ VAR. KENDİNİZİ MÜZİKAL OLARAK BELİRLİ BİR TÜRE AİT HİSSEDİYOR MUSUNUZ, YOKSA "İYİ MÜZİK" SİZİN İÇİN SINIRLARI OLMAYAN BİR ALAN MI?

Aslında bu sorunun yanıtını bir önceki sorunuzda biraz vermiş oldum. Müzik, benim için sınır kabul edilecek duvarları olan  bir alan değil. Eğer bir duvar varsa, dinleyiciye vurup geri dönen yankıyı oluşturan göğüs kafesleri o… Ancak tabi ki, iyi müziğin somut ölçüleri de vardır. Batı kalıplarına sıkışmayan, armonik yapı ve makam zenginliği önemli. Sentetik değil,  doğal tını…

GEÇMİŞTE SAĞLIK SORUNLARIYLA ÖNEMLİ MÜCADELELER VERDİNİZ VE BU SÜREÇLERİ BÜYÜK BİR DİRENÇLE ATLATTINIZ. YAŞADIĞINIZ O ZORLU DÖNEMEÇLER SANATA BAKIŞINIZI, HAYATA TUTUNMA BİÇİMİNİZİ NASIL ŞEKİLLENDİRDİ?

Yaşam felsefemin temeli; Karacaoğlan’ın “Yürü Bre yalan dünya, sana konan göçer bir gün.” inancıdır. Geldik gidiyoruz. Ama, hayattaki misyonumuzu yaşarken tamamlamak da var. Hani, “Gülay’ın yorumu, işte onun bıraktığı izler!” dedirtebiliyorsam arkamdan, ben bunu başarmışım demektir.  Beni bundan alıkoyamaz hiçbir şey. Her iyi kötü hikâye, yeni hikayelerin de başlangıcıdır.

BİR SÜRE ÖNCE BÜYÜK ŞEHİRDEN UZAKLAŞIP MUĞLA’NIN KÖYCEĞİZ İLÇESİNE YERLEŞMENİZ, DOĞAYLA İÇ İÇE BİR YAŞAM  KURMANIZ ÇOK KONUŞULDU. BU KARAR SİZİN İÇİN BİR KAÇIŞ MIYDI, YOKSA RUHSAL BİR ARINMA VE YENİLENME HAREKETİ Mİ?  KÖYCEĞİZ'DEKİ GÜNAR NASIL GEÇİYOR?

Doğal yaşam, sadece fiziksel şartları barındırmaz bence içinde. Ben her zaman doğal bir hayat sürdüm. Duruşum, değerlerim, ilişkilerim, dostlarım hep organikti. Ama tabi ki buna sakin ve doğal bir ortam eklendiğinde iç huzurunuz  büyüyor. Büyük şehirlerin keşmekeşini yaşamıyorsunuz her şeyden önce. Size dayatılan telaşlardan uzaksınız. Onun dışında ben zaten hayatı minimal yaşayan, kuru gürültüden çoktan arınmış biriyim. Kendime ve sevdiklerime yemekleri ben yaparım mesela. Evimin düzenini kendim sağlarım, alışverişimi kendim yaparım. Az ve özle de kocaman bir dünyanız olabiliyor.

ÜÇ YILLIK BİR ARANIN ARDINDAN DİNLEYİCİYLE BULUŞTUĞUNUZ BU YENİ PROJEYE “ŞARKISINI SÖYLEYEN KADIN” ADINI VERMENİZİN ÖZEL BİR HİKAYESİ VAR MI? BU İSİM BUGÜNKÜ DURUŞUNUZU VE KARİYERİNİZİ NASIL ÖZETLİYOR?

 Gri şarkılar albümüm, erkek çıkışlı aşk şarkılarını ulaştırdı dinleyene. Evet, biraz talihsiz bir döneme denk geldi ama, amacına ulaştı. Şimdi; bir kadının iç dünyasını yansıtan bir iş yaptık; her kadın kendi hikâyesini yazabilir, şarkısını söyleyebilir; dedik. Bu iç dökülüş aslında birbirini tarif eder ve sonsuzdur. İçinde; acıyı, tatlıyı özetleyen, derinliği olan ne varsa taşır şarkısını söyleyen bir kadın. İşte, hareket noktamız tam olarak buydu.

ALBÜMDE AŞK, AYRILIK, ÖZLEM, KADINLIK, HAYAT VE YENİDEN BAŞLAMA GİBİ PEK ÇOK FARKLI TEMA YER ALIYOR. BU TEMALARI SEÇERKEN SON ÜÇ YILDA BİRİKTİRDİĞİNİZ YAŞAM DENEYİMLERİNİZ NASIL BİR ROL OYNADI?

 3 yıl değil, tüm yıllarımın süzgecinden geçen duygularla söyledim bu albümdeki şarkılarımı. İnanıyorum ki; tüm kadınlar kendi iç sesini bulacak hepsinde. Hayat gibi.. Sona varıncaya kadar her duyguyu yaşamaya devam edeceğiz. Albüm, damıtılmışı taşıyor, hatta damıtılmış bir Gülay’ı… Emeği geçen tüm yol arkadaşlarıma minnettarım. Umarım yine hep bir  ağızdan söyleriz…

Röportaj: Mehmet Ali BABAR

İlginizi Çekebilir

TÜM HABERLER