Bir bebek;dünyaya gözlerini açar, nefes alır almaz feryat figan ağlar …
Neden ?
Alışık olmadığı dünya havasının boğazını yakmasından mı ?
Tertemiz, melek gibi kalbiyle; sessiz, kavgasız, huzurlu, güvenilir dünyasından sonra, son nefesine kadar ki vereceği amansız ve acımasız dünyaya karşı yaşam mücadelesi korkusu mu?
Hangisi sence ?
Ve sonra şefkatli, merhametli, huzurlu ve güvenliolanfakat bilmediği ve tanımadığı bir elin dokunmasıyla birlikte feryat figan ağlaması, sükunete dönüşür.
O elise ; Anne elidir…
O bebek,bir döneme kadar annesinin şefkatli,merhametli,huzurlu ve güvenli dünyasında gerçek dünyadan habersizce yaşar.
Babasından ise, sadece ekmek torbalarını görerek yaşadığırefah içerisinde yaşamı vardır.
Ne zamana kadar ?
Evet, ta ki gerçek dünyayla tanışana kadar; yani annenin güvenli, babanın ise refah dolu yaşamı artık kendisi için son bulana kadar …
Belki o; artık üniversiteyi bitirmiş, diplomasını almış ; belki ortaokulda bir sanayi önüne bırakılmış; belki de ilkokul da hayvan sürüsü önüne bırakılmış; belki deanne ve babasını hayat ondan almış…
O bebek, o vakte kadar güvenilir,huzurlu ve refah içerisinde bir yaşam sürmüştü fakat gerçek dünya ona merhaba dedi !
O gerçek dünya nasıl mı ?
Ez cümleyle;
Büyük Balığın, küçük balığı yuttuğudünya …
Ne kadar güçlüysen, o kadar haklılığın olduğu dünya …
Zenginin malının, züğürdün çenesini yorduğu dünya …
Hayatın Üç günlük olduğu halde üç kuruş kazanmak için üç kuruşluk olup, sonunda üç metrelik yeri olunan dünya …
Zalimlerin hüküm sürdüğü, mazlumların ezildiği dünya …
Kalabalıkların, keşmekeşliğin, gürültünün, zamanın sudan da hızlı aktığı, nefes almanın soluk borusunu artık yaktığı, güvenilir bir limanın olmadığı ,huzursuz ve çaresizlik duygularıyla yapayalnızlık içerisinde yaşanılan bir dünya …
O : Kalbi temizin de kirlinin de; çalışkanın da ,tembelinde ; kötünün de ,iyinin de; bilgilinin de bilgisizinde; sağlıklının da sağlıksızın da; zenginin de fakirin de; gencin de yaşlının da… ;güvensizlikten,huzursuzluktan ve refahsızlıktan şikayet edildiğini gördü,korktu,anlamlandırmaya çalıştı,sorguladı ve sebebini buldu …
Tüm şikayet edenlerin sahibi, koruyucusu, güveninin, huzurun, şefkatin eli olan,Türk edebiyatının önemli yazarlarındanKemal Tahir’in de deyimiyle ;‘’DEVLET ANA‘’ adaletsizdi…
O’nun; Önünde iki seçenek vardı. Ya güvensiz,huzursuz,çaresiz bir yaşamı seçip hayatı akıp gidecekti ya da anası da babası da kendisi olacaktı …
Yani güvenli, huzurlu,çaresizliğin olmadığı,refah içerisinde bir yaşamı; dünyanın amansız ve acımasızlığa karşı, mücadelesiyle korkmadan sürdürüp son nefesine kadar öz hali olan Tertemiz melek gibi kalbiyle sessiz ve kavgasız yaşayacaktı.
Bu nasıl olacak diye sorabilirsin ?
Bir insan bebekliğinde ki melek gibi kalbinintemizliğini ,saflığını bozmadan herkesi iyi olarak görüp, iyiliği iyi olduğu için sevmek ve davranmak, hatta kötülüğe karşı bile iyilikle davranmak, kimseyi ötekileştirmeden yaşamak; mümkün olabilir mi?
Cevap çok basit aslında; oyaşamı tercih ederek mümkün !!!
O yaşamı tercih eden ve yaşayabilen , oinsan ; sence de Büyük bir insan değil midir ?
İşte O yaşamise ; ATATÜRK’ün sözüyle mümkün …
Büyüklük odur ki, hiç kimseye iltifat etmeyeceksin, hiç kimseyi aldatmayacaksın, memleket için gerçek ülkü neyse onu görecek, o hedefe yürüyeceksin. Herkes senin aleyhin de bulunacaktır. Herkes seni yolundan çevirmeye çalışacaktır. İşte sen bunda karşı koyuşları yok eden olacaksın. Önüne sayılamayacak güçlükler yığacaklardır. Kendini büyük değil küçük, zayıf, araçsız, hiç sayarak, kimseden yardım gelmeyeceğine inanarak bu güçlükleri aşacaksın. Ondan sonra sana büyüksün derlerse, bunu diyenlere de güleceksin.
1908 (Atatürk’ün S.D.V, s. 112)
Hayat; güzel karşılaşmaların, rasyonel düşünme sonucu, doğru kararla birlikte, amansız ve acımasız dünyaya karşı umutla dolu yaşam mücadelesinden ibarettir …
Umutla dolu günlerde görüşme dileğiyle !
Av. Onur YAĞIŞAN






















Yorum Yazın