Eski bir televizyon reklamı vardı “Bisküvi denince akla, hemen onun adı gelir” derdi, bende derim ki “Ödül denilince akla hemen Nobel Ödülü gelir”
Nobel ismi gerçek bir insana aittir bu dünyaca ünlü prestij ödülü Nobel ismi ile “Bilim, Edebiyat ve Barış” dalında dünyada 120 yıldır dağıtılmaktadır.
Ödüle ismini veren Alfred Nobel aynı zamanda dinamitin de mucididir. Gazetelerde kendisi ölmediği halde “Ölüm taciri öldü” şeklinde haberler çıktıktan sonra kararları ve karakteri değişen Alfred Nobel’in nasıl oldu da adı “Ölümle” anılırken sonradan “Ödülle” anılmaya başlandı?
Alfred Nobel’i gelin birlikte inceleyelim değerli Habercaddesi okurlarım.
Alfred Nobel 1833’te varlıklı bir aileden gelen anne Andriette Ahlsell ile Mühendis baba Immanuel Nobel’in üçüncü oğlu olarak Stokholm’de dünyaya geldi. Babası Kimyagerdi aynı zamanda ticaret ile de uğraşıyordu. Babasının değerli ticari malzemelerle yüklü gemisinin batması sonucu aile iflas ederek iyice yoksullaştı. Alfred İki abisiyle birlikte Stockholm sokaklarında kibrit satarak ailenin geçimine katkıda bulunmaya çalışıyordu. Her geçen gün daha da yoksullaşan ailesi, Moskova Petersburg’a taşınmaya karar verdi. Petersburg’ta annesi market işletmeye başladı, babası ise ilgi alanı olan mayınlar üzerine çalışmalar yapıyordu. İlerleyen süreçte Alfred Nobel’in babası, çalışmalarının başarılı olması sonucunda Rus ordusu için silah üretmeye başladı. Silah ticareti, bu ailenin yeniden varlığa kavuşmasına sebep olmuştu. Aile Alfred Nobel üzerinde titiz davranıyordu, onu özel öğretmenler eğitiminde büyüttüler. Alfred oldukça zeki bir çocuktu, henüz 17 yaşında iken İsveççe, Rusça, Fransızca, İngilizce ve Almanca olmak üzere beş dili ana dili gibi rahatlıkla konuşabiliyordu. Alfred’in İngiliz edebiyatına ve şiire olan ilgisini zaman içinde fark eden babası bundan pek hoşlanmamıştı çünkü Alfred’in Kimyager olmasını istiyordu onu Kimya Mühendisliği eğitimi için yurt dışına gönderdi.
Alfred Nobel, tüm Avrupa’yı gezerken Paris’te bulunduğu süre zarfında dönemin ünlü Kimyageri T. J. Pelouze’nin laboratuvarında çalıştı ve bu dönemde İtalyan Kimyager Ascanio Sobrero ile tanıştı. Sobrero patlama gücü yüksek bir madde olan Nitrogliserinin mucidiydi. Alfred Nobel bu enerjinin nasıl kontrol edilebileceğini öğrenmek istiyordu çünkü verimli bir patlayıcıdan çok para kazanabileceğini biliyordu uzun uğraşlar ve birçok deneyden sonra 1863’te Nitrogliserinin kontrollu patlamasını düzenleyen Detonatörü (Fünye) icad etti.
Bu icatı sayesinde Nitrogliserin daha çok alanda kullanılmaya başlandı Alfred Nobel çalışmalarına devam ederken ailesi ülkeye yani İsveç Stockholm’a geri döndü Alfred’in çalışmalarına İsveç’te devam etmesini istediler o da İsveç’e gelerek çalışmalarını burada sürdürdü.
Kısa sürede İsveç’in her yerinde Nitrogliserin atölyeleri açmaya başladı burada küçük bir atölyedeki çalışmaları sırasında bir patlama meydana geldi Alfred Nobel için çok daha üzücü bir gündü. Patlamada , henüz 20 yaşındaki küçük kardeşi Emil ile birlikte dört kişi hayatını kaybetmişti. Bu olay üzerine İsveç hükümeti Alfred Nobel’in Stokholm şehri sınırları dahilinde çalışma yapmasını yasakladı. Hedeflerinden asla şaşmayan Alfred bu kez çalışmalarına Stockholm’ün batısında Malaren Gölü yakınlarındaki bir mavnada devam etti.
Alfred Nobel babası gibi hayalci ve yetenekli biriydi, yılmadı bu acı olaydan sonra araştırmalarını sonlandırmak yerine gizlice başka bir laboratuvar kurarak inatla ortaya bir şeyler çıkartmak için durmadan çalıştı. Nitrogliserini patlayıcı madde olarak kullanmanın yollarını araştırırken yine büyük bir patlama daha yaşandı ve bu laboratuvar da kullanılamaz hale geldi. Neyseki can kaybının olmaması onun için sevindirici bir haberdi asla yılmadı çalışmalarına kaldığı yerden devam etti ve nihayet 1864 yılında araştırmalarının sonucunu aldı.
Alfred Nobel, yeniden kurduğu laboratuarında Nitrogliserinin emmesi için günümüzde de emme özelliğinden ötürü kedi kumu olarak kullanılan Diatomit mineralinin bulunduğu masanın üzerine içinde Nitrogliserin bulunan tüp kazaen dökülmüştü, normalda patlaması gereken Nitrogliserin bu kez patlamamıştı, işte bu tesadüf onu Dinamiti bulmaya yönlendirdi, Nitrogliserin emdirilmiş diatomit mineralinini asitliğini düzenlemek için de sodyum karbonatı tercih etti. Bu karışımın soğuk havalardan etkilenmesini engellemek amacıyla içine Etilen Glikol Dinitrat ekleyerek insanlığın akla hayale getiremeyeceği büyüklükte bir gücü meydana getirdi. Bunun sonucunda Alfred Nobel dinamit barutunu bulmuştu. Uzunluğu 8 santimetre çapı 3 santimetre fünye ve metal bir kılıf olan önceden icad ettiği detonatörün içine yerleştirdi. Artık ürününü test etmeye hazırdı. Alfred Nobel gerçekleştirdiği bu deneyin sonucunda patlayıcıların istediği etkiye ulaştığını gördü. Bu icadına Yunanca’da güç anlamına gelen”Dynamis" (δυνάμις) ve bu icada bildiğimiz adıyla “Dinamit” adını verdi.
Çok geçmeden “Dinamit Lokumu” adında yeni bir patlayıcı daha icat etti patentini ise 25 Kasım 1867’de aldı. Nobel kendisiyle rekabet edebilecek tüm icatları satın aldı ve 20 yıl boyunca bu konudaki yeni gelişmelere engel oldu.
Dinamit Lokumu, madencilik ve petrol alanında büyük bir çığır açtı. Kardeşleri de bu buluştan yararlandılar ve keşfettikleri petrol yataklarını işleterek, Alfred ise silah ve patlayıcı üzerine 20 farklı ülkede 100’e yakın şirket kurarak çok büyük kazançlar elde ettiler.
Küçük kardeşi Emily’i kaybetmesi, Alfred Nobel için dönüm noktası olmuştu bu olay sonrasında Fransız gazeteleri;
“Ölüm taciri, öldü!”
“İnsanları hiç olmadığı kadar hızlıca öldürmenin yollarını bularak zengin olan Alfred Nobel dün öldü.”
“İnsanlık için yaptığı buluşlar, insanların ölümüyle sonuçlanan bilim adamı Alfred Nobel öldü.”
Gibi manşetler atılmıştı.
Fransız gazeteleri o dönem kardeşinin ölümünü, Alfred Nobel öldü diyerek yalan haberler yapsalarda Alfred Nobel’in öldükten sonra bu şekilde anılacak olması onda büyük bir hayal kırıklığı yarattı. Bu tatsız olay Alfred Nobel’in ölmeden önce kendi ölümünü düşünmesine yol açmıştı. Öldükten sonra “Ölüm taciri” olarak anılmak istemediğinden dolayı tüm servetini oluşturduğu “Nobel Vakfı”na bağışladı.
Alfred Nobel’in serveti, Nobel Vakfı aracılığıyla insanlığa “Bilim, Edebiyat ve Barış” alanında en büyük hizmeti sağlayan kişilere her sene dağıtılacaktı.
Alfred Nobel, San Remo’da 1896 yılında beyin kanaması sonucu öldü. Vasiyetinde, mirasının Nobel Ödüllerinin enstitüleştirilmesi yönünde kullanılmasını ve 33.200.000 krona yakın servetinin her yıl insanlığa hizmette bulunanlara verilmesini istemişti. Hayatını kaybettikten sonra vasiyeti üzerine her yıl 10 Aralık’ta Nobel Ödülleri sahiplerine verilmeye başlamıştır.
Bir zamanlar, bazılarınca “Ölüm Taciri” olarak tanımlanan bir kişinin adı en prestijli ödülün adına dönüştü. Alfred Nobel’in icatları, dolaylı olarak bazılarının ölümüne yol açtıysa da sıra kendi ölümüne geldiğinde o en büyük icadını bu kez insanlığa en faydalı kişiler için yaptı.
Cesaretleri, yaratıcılıkları ve elbette meraklarıyla dünyayı değiştiren bu kişiler de bizlere umut ve ilham vermeye devam ediyor. Alfred Nobel’in bu hikayesi sizlere de ilham verir ve ölüm ilanınızı bir gazetede görmeseniz de öldükten sonra nasıl hatırlanmak isteyeceğinizi düşünmeye başlarsınız.
İşte hayat böyle tesadüflere bağlıdır ve o tesadüfler sizi birgün dünyanın en ünlü kişisi yapar.
Işıklarda uyu Alfred Nobel insanlık seni asla unutmayacak.
Hoşçakalın, hoş kalın.
ESRA SONGÜLER
HABER CADDESİ EDİTÖRÜ






















Yorum Yazın