MENU
  • EĞİTİM
  • MEKAN
  • HABER
  • Basın Bülteni
  • SİNEMA
  • Kadın
  • YAZARLAR
  • FOTO GALERİ
  • WEB TV
  • HABER ARŞİVİ
  • YOL TRAFIK DURUMU
  • BİYOGRAFİLER
  • RÖPORTAJLAR
  • Künye
  • Gizlilik Politikası
  • İLETİŞİM
  • Foto Galeri
  • Web TV
  • Yazarlar
Haber Caddesi
DOLAR6.8555
EURO7.7475
GR ALTIN390.45
ÇEYREK640.68
İstanbul
Haber Caddesi
Haber Caddesi
  • MAGAZİN
  • MÜZİK
  • YAŞAM
  • GÜNCEL
  • MODA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SAĞLIK
  • KÜLTÜR & SANAT
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
Kapat

BİZ ÇOCUKKEN MUTLUYDUK

Ana SayfaYazarlarHABİB BABAR
30 Eylül, 2026, Çarşamba 17:24
  • yazdıryorum yazfont küçültfont büyüt

Biz 80’li yılların çocuklarıyız… Öyle her şeyin elimizin altında olmadığı, istediğimiz anda istediğimiz şeye ulaşamadığımız yıllarda büyüdük. Ama nedense daha mutluyduk. Daha çok heyecanlanır, daha küçük şeylerden büyük mutluluklar çıkarırdık. Bir dondurma, mahallede oynanan bir oyun, yeni alınmış bir top, bisiklete binmek, misket oynamak, gazoz kapağı biriktirmek… Bugün belki sıradan görünen şeyler, bizim çocukluğumuzda dünyanın en güzel hazineleriydi. Hele bir de lunapark gelirdi yaşadığımız ilçeye… İşte o zaman bizim için hayat başka bir anlam kazanırdı. ‘Lunapark geldi’ Lunaparkın geldiğini duyduğumuzda çocuklar arasında haber jet hızıyla yayılırdı. ‘Lunapark gelmiş’ Bu cümle bile yüzümüzde kocaman bir gülümseme oluştururdu. Ailece lunaparka gitmek, bizim için adeta bayram gibiydi. Daha uzaktan ışıkları görünür, müzik sesleri duyulurdu. Dönen oyuncakların renkli ışıkları, dönme dolabın gökyüzüne uzanan görüntüsü, çarpışan arabaların sesi… Bütün bunlar bizim dünyamızdı. Bugünün çocukları belki teknolojiyle büyüyor. Telefonlar, tabletler, bilgisayarlar, sanal oyunlar, sosyal medya… Bizim teknolojimiz ise lunaparkın dönme dolabıydı. Bir oyuncak atlıkarıncaya binmek için sırada beklemek bile başlı başına bir heyecandı. Ama benim hafızamda lunaparkları asıl özel yapan başka bir şey vardı. Çadırlar… O çadırların büyüsü vardı Lunaparkların içinde kurulan büyük çadırlar vardı. Dışarıdan bakıldığında bile insanın merakını uyandırırdı. Çadırın girişinde renkli afişler… İçeride ne olduğunu anlatan birbirinden ilginç yazılar… ‘Birazdan gösteri başlayacak’ İçeri girdiğimizde ise bambaşka bir dünya ile karşılaşırdık.

Sihirbaz gösterileri… El çabukluğu… Şapkadan çıkarılan tavşanlar… Kaybolan mendiller… Bir anda ortaya çıkan nesneler… Çocuk aklımızla bunların nasıl yapıldığını anlamaya çalışırdık. Sihirbazın elindeki mendil bir anda kaybolduğunda gözlerimizi kırpmadan bakardık. ‘Nasıl yaptı bunu?’ diye birbirimize sorardık. Bugün olsa muhtemelen birkaç saniye içinde internetten gösterinin sırrını bulurduk. Ama o zaman internet yoktu. Ve belki de güzellik biraz da buradaydı. Her şeyi bilmezdik. Bilmediğimiz için de merak ederdik. Merak ettiğimiz için heyecanlanırdık. Heyecanlandığımız için de çocuk olduğumuzu gerçekten hissederdik. Hayvan gösterileri… Lunapark çadırlarında yapılan hayvan gösterileri de hafızalarımızda ayrı bir yer tutuyor. O dönemlerde çeşitli hayvanların yer aldığı gösteriler yapılır, insanlar merakla izlerdi. Biz çocuklar ise gördüklerimiz karşısında şaşkınlığımızı gizleyemezdik. Bir hayvanın komutla hareket etmesi, gösteri yapması ya da eğitilmiş davranışlar sergilemesi bizim için adeta mucizeydi. Bugünden baktığımızda elbette hayvanların bu tür gösterilerde kullanılmasına dair farklı anlayışlar ve hassasiyetler var. Fakat bizim çocukluk hafızamızda kalan şey, o çadırların yarattığı merak ve heyecandı. Çünkü biz o yıllarda dünyayı başka türlü algılıyorduk. Her şey yeni, her şey şaşırtıcıydı.

Bir lunapark, bin hatıra… Lunapark sadece oyuncaklardan ibaret değildi. Aileyle geçirilen zaman demekti. Babamızın elimizden tutmasıydı. Annemizin ‘Aman dikkat et’ diye arkamızdan seslenmesiydi. Pamuk şekerin ellerimize yapışmasıydı. Elma şekerinin kırmızı görüntüsüne bakıp dayanamayarak istememizdi. Çarpışan arabalarda direksiyon başına geçmek için sabırsızlanmaktı. Dönme dolaba bindiğimizde aşağıya bakıp hem korkmak hem de cesur görünmeye çalışmaktı. Ve tabii ki lunaparktan çıkarken dönüp bir kez daha arkamıza bakmaktı. Çünkü çocukluk böyle bir şeydi. Bir yere giderdik ama gözümüz arkada kalırdı. Bizim çocukluğumuzda ‘Yok’ vardı ama mutluluk vardı… Şimdi çocukların odaları oyuncaklarla dolu. Bir oyuncak beğenilmezse yenisi alınıyor. Bir oyun sıkarsa başka bir oyun açılıyor. Bir görüntü beğenilmezse değiştiriliyor. Ama bizde böyle değildi. Bir oyuncağımız varsa kıymetini bilirdik. Bir topumuz varsa bütün mahalle onunla oynardı. Bir bisiklet varsa sırayla binilirdi. Bir lunapark geldiyse aylarca konuşulurdu. Belki imkanlarımız daha sınırlıydı. Ama hayallerimiz sınırsızdı. Bir tahta parçasını arabaya dönüştürürdük. Bir karton kutuyu ev yapardık. Mahallenin boş arsasını stadyum ilan ederdik. Sokak lambaları yanana kadar oynardık. Annemizin bahçe kapısından, ‘Habib, hadi eve’ diye seslenmesini beklerdik.

Çünkü çocukluğun saati yoktu. Çocukluk, güneş batana kadar sürerdi. O yıllarda her şeyin tadı başkaydı… Gazozun tadı başkaydı. Mahalle bakkalının önünde arkadaşlarla oturmanın tadı başkaydı. Bayramların tadı başkaydı. Televizyonda sevdiğimiz bir filmi beklemenin heyecanı başkaydı. Bir sanatçının yeni şarkısını radyodan dinlemek bile ayrı bir mutluluktu. Çünkü her şeye hemen ulaşamıyorduk. Bekliyorduk. Beklemek ise bize sabretmeyi öğretiyordu. Şimdi her şey çok hızlı. Bir şarkı birkaç saniyede karşımıza çıkıyor. Bir film istediğimiz anda açılıyor. Bir haber saniyeler içinde dünyanın öbür ucundan geliyor. Ama bazen düşünüyorum da… Acaba hızlandıkça mutluluğumuzu mu kaybettik? Lunaparklar değil, biz de değiştik… Belki de bugün bize eski lunaparkların daha güzel gelmesinin nedeni sadece lunaparklar değildi. Biz küçüktük. Kalbimiz daha temizdi. Hayal gücümüz daha genişti. Bir ışık bizi heyecanlandırıyordu. Bir çadır bizi meraklandırıyordu. Bir sihirbaz gösterisi bizi şaşırtıyordu. Bugün aynı çadırı görsek belki sadece gülümseyip geçeceğiz. Ama o zamanlar o çadırın içinde koca bir dünya vardı. Çünkü çocukluk, gördüğünden fazlasını hayal edebilmekti. Şimdi geriye dönüp bakınca… Yıllar geçti. Çocukluğumuz geride kaldı. O lunaparkların birçoğu artık yok. O çadırların yerinde belki başka yapılar var. O eski oyuncakların bazıları tarihe karıştı. Mahalleler değişti. Sokaklar değişti. İnsanlar değişti. Ve biz büyüdük. Ama insan kaç yaşına gelirse gelsin, içinde bir çocuk taşımaya devam ediyor. Bazen eski bir şarkı duyuyoruz. Bazen eski bir fotoğrafa bakıyoruz. Bazen bir lunaparkın ışıklarını uzaktan görüyoruz. İşte o anda yıllar bir anda geri geliyor. Sanki yeniden çocuğuz. Sanki birazdan babamız elimizden tutacak. Sanki annemiz yanımızda. Sanki arkadaşlarımızla lunaparka gideceğiz. Sanki birazdan o renkli çadıra girip sihirbazın gösterisini izleyeceğiz. Ve yine şaşıracağız… Çünkü bazı anılar yaşanıp bitmiyor. İnsan büyüyor ama çocukluğu içinde yaşamaya devam ediyor. Biz 80’li yılların çocuklarıyız. Belki çok şeyimiz yoktu. Ama çok şeyin kıymetini biliyorduk. Lunapark bizim için sadece eğlence değildi. Çocukluğumuzdu. Ve bugün geriye dönüp baktığımızda anlıyoruz ki… O günlerde aslında lunaparklara değil, mutluluğa bilet alıyormuşuz.

Habib BABAR

 

 

 

 

 

 

Yorum Yazın

HABİB BABAR

    iletişime geç

    HABİB BABAR

    Bizi Takip Edin
    Facebook
    Twitter
    Instagram
    Youtube
    Köşe Yazarları
    ESRA SONGÜLER
    ESRA SONGÜLER MEİRİVONE ROCHA MORAES’İN İNANILMAZ HİKAYESİ.
    HABİB BABAR
    HABİB BABAR BİZ ÇOCUKKEN MUTLUYDUK
    SABİHA ÜNAL
    SABİHA ÜNAL OKULLARDA NELER OLUYOR?
    SEÇİL ESKİOĞLU
    SEÇİL ESKİOĞLU KİMSENİN KONUŞMADIĞI GERÇEKLER
    ŞEHNAZ DİLAN
    ŞEHNAZ DİLAN YEŞİLÇAM’IN GÜNAH KEÇİLERİ
    CELAL KODAMANOĞLU
    CELAL KODAMANOĞLU İstanbul’un Kalbindeki Sessiz Hatıra YEREBATAN SARNICI
    MUSTAFA ÇOLAKOĞLU
    MUSTAFA ÇOLAKOĞLU 50 YIL SONRA NE OLUR?
    FATOŞ ACAR
    FATOŞ ACAR ŞİMDİKİ HAMİLELER
    SOSYAL PEDAGOG, BİREYSEL ÇİFT VE AİLE DANIŞMANI HANIM DEMİRBAŞ
    SOSYAL PEDAGOG, BİREYSEL ÇİFT VE AİLE DANIŞMANI HANIM DEMİRBAŞ NARSİSTİK ÖRÜNTÜYÜ TANIMAK: GÖRÜNEN YÜZÜN ARKASINDA NE VAR?
    BURHAN AKDAĞ
    BURHAN AKDAĞ KOLTUĞA GİDEN YOL MU,? MAGAZİN KORİDORU MU?
    MEHMET ALİ BABAR
    MEHMET ALİ BABAR İLAHİ ADALETİN ŞAŞMAZ TERAZİSİ
    AV.ONUR YAĞIŞAN
    AV.ONUR YAĞIŞAN SOSYAL MEDYA FENOMENLİĞİ BOŞANMA NEDENİ Mİ?
    LEYLA SOMER
    LEYLA SOMER BİR KAP SU, BİR GÖLGE, BİR VİCDAN
    ZAFER DİNÇER
    ZAFER DİNÇER VEFA SADECE BİR SEMT ADIYMIŞ
    NAZLI ARMAN
    NAZLI ARMAN SEVMEK
    FUNDA AKOSMAN
    FUNDA AKOSMAN YENİ YIL
    MERAL KONRAT
    MERAL KONRAT KİME GÖRE DÜŞMAN!
    Haber Caddesi
    KünyeGizlilik PolitikasıRSSSitemapSitene EkleArşivİletişim
    SOSYAL MEDYA BAĞLANTILARI
    FACEBOOKTWITTERINSTAGRAMLINKEDINYOUTUBE

    Haber Caddesi 2021 | Yazılım: Onemsoft

    Haber GönderFirma Ekleİlan Ekle