Malumunuz, mevsim döngüsünü tamamladı; takvimler sonbaharı geride bırakıp kışın soğuk yüzünü bize göstermeye başladı. Hissedilen her derecelik sıcaklık düşüşü, evlerimizin pencerelerini kapatırken sokaktaki canlar için zorlu bir mücadelenin de habercisi. Bizler kalın montlarımıza bürünüp sıcacık yuvalarımıza çekilirken; sokaklarda, apartman girişlerinde, köşe başlarında rüzgara ve ayaza karşı koymaya çalışan dilsiz dostlarımızı unutmamak, en başta insanlık borcumuzdur. Çünkü onlar, Yaratıcının bize en masum, en sessiz emanetleridir.
Her sabah spor salonunu açmak için erken saatlerde iş yerimin yolunu tuttuğumda, bu gerçeği en derinden hissederim. Çalıştığım sitenin hemen hemen her blok önünde gözü yaşlı, merhamet bekleyen bir ya da birkaç kedi karşılar bizi. Sabahın o ilk ayazında, adımlarımı attığım an beni bekleyen, sahiplendiği her halinden belli olan iki güzel dostum var. İnanın bana, o minik yürekler açlığı ve susuzluğu öyle bir lisanla anlatır ki... Konuşamazlar belki ama miyavlayışlarıyla, o derin ve manidar bakışlarıyla adeta dile gelir, ses olurlar.
Çantamdan çıkardığım bir paket yaş mamayı ya da salamı önlerine koyduğum an, o açlıklarının yerini anında tarifsiz bir huzur ve mutluluk alır. Karınları doyar doymaz hemen ayaklarıma sürtünmeleri, o minik başlarını bacaklarıma yaslayıp sevgi istemeleri yok mu... İşte o an, insan onlara sadece mama değil, adeta bir vefa dersi verildiğini anlar. O hareket, o bakış kelimesiz bir "Teşekkür ederim"dir aslında. Onları okşayıp sevdiğimde aldığım o huzur, günün tüm yorgunluğunu silip süpürmeye yeter.
Halk arasında nesiller boyu dilden dile dolaşan meşhur bir söz vardır: "Kedi nankördür." Yıllardır bu klişeye inatla inanmadım, bugün de inanmıyorum. Kimin onlara bir kap su, bir lokma mama vereceğini, kimin onlara şefkatle yaklaşacağını o kadar iyi bilirler ki! Sezgileri insanı utandıracak kadar kuvvetlidir. Nankörlük mü? Asla! Onlar, kendilerine uzatılan iyilik elini ve sevgiyi asla unutmazlar; vefanın en saf halini gösterirler.
Bugün buradan, bu sıcak yuvalarından dışarıyı izleyen herkese, tüm vicdan sahibi dostlara seslenmek istiyorum:
Kış günleri zorludur, sokaklar soğuktur. Evinizin, apartmanınızın ya da iş yerinizin önüne bırakacağınız bir kap su ve bir kap mama, bir canın hayatta kalması demektir. Unutmayın ki onların ne lüks barınaklarda gözü var ne de büyük saraylarda... Onların tek istediği, bu dondurucu soğukta fark edilmek, hatırlandığını bilmek ve bir tutam şefkattir.
Sessiz emanetlere el uzatalım; çünkü sevgi paylaşıldıkça çoğalır, merhamet ise insanı insan yapar.
Mehmet Ali BABAR






















Yorum Yazın