Acı tatlı hatıralarımı içine alan kocaman bir 45 yıl, öncesinde yaşanmış sonra bir kaç yıl ara verilmiş ve bugün hala yaşanmakta olan.
O 45 yıl önceki ilk haliyle kalsaydı keşke yani benim tanıdığım yıllarında, daha sakin , daha sesiz ama yine ışıl ışıl.
Çeşme akşamlarında yürümenin kolaylığı , bazı dükkanların , özellikle eczanelerin rumca yazılışı, dükkanların dışarı taşmaması nedeniyle insanların da ne alacağını bilmesi dükkan sahiplerinde daha bir güler yüz, nezaketle içeri buyur etme, hani deriz ya müşteri memnuniyeti alan mutlu satan zaten mutlu.
Hediyelik eşyaların bu kadar çok ve bu kadar çeşitli ama gittikçe kalitesizleştiği dükkanların artık fazlasıyla dışarı taştığı, birilerine ya da birşeylere çarpmadan yürümenin mümkün olmadığı kalabalık Çeşme.
Yine araç girmeden yürüyorsunuz ama ne yazık ki motosikletler vızır vızır çalışıyor, yollar bozuk eğri büğrü düşmeden gidebilmek ne mümkün, deniz kenarında yürümek, gemileri, motorlu deniz taşıtlarını, sandalları, yatları seyrederek yol almak , Sakız Adası’ndan sırf alışveriş için gelen Yunanlı şık giyimli hanımların, beylerin gemilerden inişlerini , Çeşme’nin her tarafına dağılışlarını, burada yaşayan ahbaplarıyla sohbetlerini, bir kaç saat sonra alışveriş paketleri kollarının altında aynı gemiye doluşup adalarına doğru gidişlerini seyretmek, hala Çeşme’nin içinde yaşayan bir kaç Rum evinin önündeki beyaz boyalı duvarlarda , çeşit çeşit toprak saksılarda, gelişi güzel dikilmiş binbir çeşit çiçeklerini sularken birbirleriyle Rumca konuşmalarına kulak vermek, güneşin batış saatine yakın o anda adeta hazır ola geçmek ve sanki dini bir ritüelmiş renklerin sarıdan kızıla dönüşerek bir ateş topuna benzeyen güneşin yavaş yavaş denizin üzerinde kaybolup sulara gömülürcesine şeklini seyretmek, hemen her akşam o anı yakalayabilmek için evden Çeşme’ ye (tabi ki arabayla) inmek.
1988 in 13 Ağustosun da iki gün önce sapasağlam telefonda konuştuğum babamı ani bir kalp kriziyle kaybettiğim haberini Çeşme’ de aldığımda Ankara’ya son sürat gitsekte bitmek bilmeyen kilometre taşlarını boğazımda yumru, gözlerimde sanki tonlarca yaşlar dökerek takip etmek.
Uzun bir süre Çeşme’ ye ara vermek , sonrasında kaldığımız yerden devam etmeye çalışırken 26 Mayıs 2018 gecesi annemi kaybetmek yine Çeşme’ den aynı gece uçakla dönmek , annemden dört yıl sonra Pandemi günlerinde iki gün öncesinde Çeşme’ den Ankara’ya dönüp de iki gün sonra bu kez de abimi kaybetmek. Acılar, acı hatıralar umarım artık bitmiştir.
2000 Milenyum yılı , teknolojinin tavan yaptığı bana göre metal yığını çağı , insanlar konuşmayı unutmaya başladı bu çağda. Mektuplarda ki, kartpostallarda ki o duygu yüklü ifadeler kayboldu , yerini anlamsız kelimelerle neyi anlatmaya çalıştığı, ne olduğu belli olmayan harflere ve emojilere bıraktı. Mutluluğu ifade eden gülen yüzü, bir de kalpleri ve çiçekleri kullanıyorum, o kadar çok yüz emojisi var, çeşit çeşit anlamları olan ve ben bu çağın dışında yaşayan biri olduğum için yanlış bir emoji kullanmaktan korkuyorum, bu nedenle de fazla rağbet etmiyorum. Çeşme de emoji magnetleri gördüm , zaten o kadar çok magnet , o kadar çok hediyelik eşya var ki bakmak bıkkınlık getiriyor, tüm dünyada bu çılgınlık var. Buzdolabımın kapağı tepeleme doldu, aspiratöre de atladım ve kullanmadıklarımda kutularda , oysa kendime çoktan “Dur” dedim, “Dur ve artık alma …!”
Milenyum öncesi Çeşme ‘ de elimizi kolumuzu sallayarak girdiğimiz plajlar artık paraya bağlanmış , oldukça yüksek rakamlara şemsiye altında şezlonglarda uzanıyorsunuz, yıllakr öncesi Brezilya’ya gittiğimizde Rio da denize gireceğiz 5 dolar vererek şemsiye ve şezlong kiralamıştık , oralarda ki kumlar halı gibiydi ama yine de şemsiye almak gerekiyordu şemsiyeyi de şezlongla veriyorlardı, ee benim gibi bezelye tanesinden rahatsız olan bir prenses kumda nasıl otursun, şezlonga uzanmalıydı. Şaka şaka…
Herşey ateş pahası. Çeşme Kalesi’ ndeki konserlerde kulaklarımız şarkılarla , gözlerimiz sanatçılarla bayram ederdi . Ne kadar çok sanatçı ağırlardı Çeşme
Pazar günleri Çeşme Pazarında meyve ve sebze ile birlikte tarladan yerli ürünleri bulabilirsiniz, her geçen yıl artan inşaatlardan dolayı, Çeşme de bakir yer kalmadı diyebiliriz. Çünkü ormanları yakarak , ağaçlı alanları ve içinde yaşayan canları yok ederek otel ya da rezidans yerleri açıyorlar ya yangın haberleri gözlemizdeki yaşları acı bir şekilde boşaltıyor .
Yolu bize çok uzak ve yorucu ama yine de her yıl buradayız. İki buçuk yaşındaki oğlumun, bir buçuk yaşındaki kızımın oturdukları çimlerin üzerinde şimdi onların çocukları geziyor onlar çocuk havuzunda oynarken, torunlarım büyük havuzda ritmik yüzüşler sergiliyorlar.
Yabancı ülkelerden gelen komşularım var , benimde arkadaşlarım var, evleri çok şık ve bakımlı , ama onlarda en çok hoşuma giden bahçelerinde onca çiçek açmışken, pencerelerinin önünde ki saksılarda boy boy çiçekleri varken masalarını süsleyen vazolarını asla boş bırakmıyorlar, Ilıca ve Alaçatı pazarlarından kucaklar dolusu çiçekler alıyorlar.
Plaja indiğinizde kumları süsleyen beyaz zambakların nesli tükenmek üzere ,
Çeşme’ yi yaşamak , Çeşme’ de yaşlanmak yine de çok güzel.
Günün doğuşuna tanıklık etmek, güneşin batışını seyretmek bu iki zamanın arasını dolu dolu yaşamak, o kadar güzel ki .
Bir de Belediyesi iyi çalışabilse keşke, hanım eli değse güzel olur dediler bir hanımı Mustafa Denizli’nin kızı Lal Denizli’yi belediyenin başına getirdiler, Lal Hanım göreve geldiği ilk gün makam koltuğuna köpeğini oturttu , övgü kadar tepkilerde aldı, köpeklere bakarken yerlerdeki pisliği görmeden geçiyor demek ki.
Çeşme’yi kim idare edecek? Ne yazık ki Çeşme çok pis, halkı sahip çıkmıyor, gelenler kirletiyor ama oturanlarda ses çıkartmıyor yerler de plastik türü her şey mevcut , teneke içecek kutuları, kağıt vs artıklar, sigara İzmaritleri, ayçekirdeği çöpleri akan pis sular, ve meydanda leş gibi kokular.
Belediyenin acilen yollara çöp atanları kamerayla , fotoğrafla tespit edip para cezası levhaları koyması, bu güzel beldeyi pisliklerden arındırması lazım. Çeşme Çeşme’likten çıkıp gidiyor.
Bugünlükte bu kadar olsun haftaya belki uzak ülkelere uçar gideriz sizlerle , belki de bir Enrico Macias dinleriz birlikte .
Tüm güzel şeyler sizlerin olsun
Hoşçakalın, sevgilerle kalın.
FATOŞ ACAR
GAZETECİ - YAZAR
Yorum Yazın