Önümüzdeki günlerde yeni bir bayram daha geçmişte bırakılacak, o da geçen yılın bayramı olacak , kimine mutluluk , kimine acılarla, kimine yokluk, kimine yoksullukla, kiminin kuruşa muhtaçlığı, kiminin sular seller gibi çoğalan servetiyle.
Desem ki vakitlerden hepimizi delip geçen bir Mart soğuğu, hani o ılık ılık esen Nisan akşamlarına inatla, bahar bile diyemediğimiz , az kalan bir sürede hepimiz yeni yılın bu üçüncü ayında, yeni umutlarımızın yine raflarda kaldığı şu günlerde , öylesine bitkin, öylesine yorgunuz ki.
Dünya dönüyor elbette o da bitkin belki de çok yorgun, sağa mı sola mı döneceğini şaşırmış vaziyette hiçbir ülke ağacıyla, suyuyla, kendi cennetiyle yetinip rahat rahat oturmuyor.
Kardeşçe geçinelim, keyfimize bakalım, savaşa hayır barışa evet diyelim demiyor her büyük ülke farklı bir kazan kaynatıyor kedinin fareyle oyun oynaması gibi çeşitli savaş aletleriyle.
Şimdi ki bayramları ne yazık ki farkına bile varmadan geçiriyor gibiyiz, mevsimler dönüşümünü tamamlayarak kışlar bahara, baharlar yazlara ererken, yıllar da acımasızca geçiyor, yalnızca bayramlarımızı değil tüm değerlerimizi de kaybediyoruz.
Bayramlar ya deniz ya da yurt dışı tatillerine veriyor yerlerini , ben de dahil olmak üzere çoğumuzun çocukları yurt dışında yaşıyorlar, onlar da bayramı unutmazlarsa telefonun görüntüsünde ya da ucunda oluyorlar.
Ellerini öpeceğimiz anne babalarımız çoktan dünya değiştirdiler, oysa biz çocukken bayramlarımızda aynı şehirde de yaşasak akrabalarımıza, arkadaşlarımıza bayram kutlama kartpostalları yazar atardık, şimdi herkes ellerindeki telefonlarına sesli harfleri yutarak kısır kalmış sessiz harflerle ne olduğu belli olmayan mesajlar atıyor, ya da klişe kutlama mesajlarıyla günü kapatıyorlar.
Üç günlük bayramı bir günde bile doğru dürüst kutlamıyoruz artık, benimki de bayrama mı yoksa hepimize mi bir serzeniş? Bilemiyorum.
Annem bayramın ilk gününden son gününe kadar gelenleri tek tek yazardı defterine, birinci gün yüz seksen altı kişi gelirdi anacığımın elini öpmeye, ikinci ve üçüncü günler biraz azalsa da üçyüz, dört yüz kişiyi geçerdi bu sayılar, annem mutlu mesut dört dönerdi misafirlerine, hizmette kusur etmeksizin o yaşlı haliyle.
Ne varsa eskiler de vardı, tıpkı eskiyen çocukluğumuz gibi o da bir gün yok olup kaybolacaktı.
Annemin babamın en hüzünlü şarkısıyla veda etmek istiyorum, bunu söylerken gözyaşlarım sicim gibi akıyor, ağlamadan da dinlenmez ki bu şarkı….
Geceler yârim oldu,aman aman garibem
Ağlamak kârım oldu, aman aman garibem
Her dertten yıkılmazdım, aman aman garibem
Sebebim zalim oldu aman aman garibem
Bayram gelmiş neyime, aman aman garibem
Kan damlar yüreğime aman aman garibem
Yaralarım sızlıyor, aman aman garibem
Doktor benim neyime aman aman garibem.
Her şeye rağmen bayramınız sağlıkla, huzurla, sevgiyle mutluluklarla geçsin.
Allah hepimizi tekrarlarına erdirsin, hoş kalın, hoşçakalın.
FATOŞ ACAR
GAZETECİ YAZAR






















Yorum Yazın