Geçmiş zaman bir arkadaşım şöyle anlatmıştı:
“Birgün küçük oğlum ateşler içinde kıvranıyordu, ne yapsak ateşini düşüremiyorduk, hastaneye kaldırdık, doktorların koyduğu teşhis ürkütücüydü “Zatürre geçiriyor”… Hemen Antibiyotik tedavisine başladılar, hastanede bir hafta kadar kaldı, ama şimdi çok iyi”
Bu acı hikayeden yola çıkarsak arkadaşımın oğlu gibi belki milyarlarca insan bugün hayatını “Dr.Alexander Fleming”e borçluydu, Penisilin, orijinal adıyla Penicilin… şüphesiz devrim yaratan buluşların başında antibiyotikler gelmekteydi. İnsanlığın ömrünü uzatıp, enfeksiyonları yenmeyi sağlayan bu buluşu İskoç Doktor ve Biyolog Sir Alexander Fleming’e borçluyuz. Fleming, bilinen ilk antibiyotik olan Penisilin’i Eylül 1927’de keşfetti.
Suyun kaldırma gücünü Arşimet Sicilya’daki eski Sycause kentinde bir hamamda yıkanırken, tesadüfen kurnanın içine düşen hamam tasının su yüzeyinde yüzmesinden yola çıkarak, üzerine attığı bir peştamalla dışarı fırlamış, sokaklarda “Eureka, Eureka” (Buldum, Buldum) diye bağırmaya başlamıştı, herkesin deli sandığı Arşimet’in bu çağ açan ünlü buluşu sayesinde bugün gemilerle denizlerde gezebiliyoruz… Çağ açan ünlü buluşlar tesadüflere bağlıdır, örnekler o kadar çoktur ki, mesela bugün dünyanın en saygın ödülü olduğu kabul edilen Nobel Ödülü’nü, aslında belkide binlerce insanın ölümüne sebep olmuş Dinamiti bulan Alfred Bernhard Nobel adına dağıtılmaktadır. Öyleki, Alfred Nobel aslında çok tehlikeli bir patlayıcı olan, herhangi bir ısı yada sallantıya maruz kaldığında patlayan Nitrogliserinin , laboratuvarında tesadüfen kum yığınının üstüne döküldüğünde patlamamasından yola çıkarak “Dinamit”i bulmuştu. Günümüzde sıkı sıkıya sarıldığımız bu büyük buluşlar aslında tesadüf sonucu bulunmuştu… Sizlere bu yazımda milyarlarca hastanın hayatını borçlu olduğu o İskoç Doktor ve Biyolog Sir Alexander Fleming’i anlatacağım….
Dr. Fleming düzensiz, pasaklı ve pis biri olmasıyla ünlüydü bu düzensizliği sayesinde tıpta devrim yapacağını kimse bilemezdi.
1927 yılı Ağustos ayının sıcak bir günüydü, laboratuvarından eve giderken, üstünde çalıştığı staphylococci bakterisini içeren kaplar ile kavun yediği kabı temizlemeden masasının üstünde bırakıp çıkmıştı. 3 Eylül 1927 günü laboratuvarına geldiğinde temizlenmeden unutulan kap küf mantarı ile dolmuştu, küflü kabı temizlemeye hazırlanan Fleming küf mantarının kenarında bulunan jel kıvamındaki yapıda herhangi bir çeşit bakteri topluluğu bulunmadığını fark etti, oysaki kabın diğer kısımlarında bol miktarda bakteri vardı. Fleming bakterileri yok eden bu yapının “Penicillium Notatum” adı verilen küf mantarı olduğunu düşündü, mantarların kenarlarında yer alan jöle kıvamındaki sulu kısmına ise Penicillium ailesine atıfla “Küf suyu” anlamına gelen “Penisilin” adını verdi işte bu kapları eğer laboratuardan çıkmadan önce temizleseydi büyük bir ihtimalle pesililini bulamayacak, bugün enfeksiyon hastalıklarından milyarlarca insan maalesef ölecekti .
Dr.Alexander Fleming, 6 Ağustos 1881 tarihinde İskoçya’nın Lochfield kentinde dünyaya geldi. Sekiz kardeşlerdi, yedi yaşındayken babası vefat etti, babasının vefatından sonra Alexander, annesine ve kardeşlerine hep destek oldu, azimli ve özverili birisi olduğu için başarılarla dolu bir gelecek onu bekliyordu.
Louden Moor Okulu, Darvel Okulu ve ardından Kilmarnock’taki akademide iki yıl eğitim aldı. Dört yıl boyunca denizcilik nakliye ofisinde çalıştıktan sonra, azimle çalışarak Mary Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni kazandı. 1901 yılında Paddington’taki St. Mary Hastanesi Tıp Okulu’nda eğitimini başarıyla tamamladı ve 1906 yılında mezun oldu. 1908 yılında Alexander, “Akut Bakteri Enfeksiyonları” konulu bir tez hazırlayarak üstün başarı belgesi aldı. Alexander I. Dünya Savaşı çıkana kadar Londra’daki St. Mary Hastanesi’nde hizmet verdi. St. Mary’de aşı tedavi çalışmalarında görev alan Sir Almroth Edward Wright’in yanında asistandı. Öğrenci olarak girdiği St. Mary Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde hayatının sonuna kadar çalıştı. 1921 yılında asistanlıktan Sir Almroth Edward Wright’in yardımcılığına terfi etmişti. Çalışmalarına hız kesmeden devam etti ve 1928 yılında ise Bakteriyoloji Profesörü oldu. 1946 yılında Alexander, enstitü kimliğine kavuşmuş olan aşı bölümünün yöneticiliğini Sir Almroth Edward Wrigh’dan devraldı. 1948 yılında Londra Üniversitesi’ndeki öğretim görevinden emekli olmasına rağmen aşı enstitüsündeki görevine devam etti.
I.Dünya Savaşı döneminde Dr.Alexander, 1914-1918 yılları arasında yüzbaşı rütbesiyle hekim olarak görev aldı. Cephelerde hekimlik yaptığı dönemde askerlerin enfeksiyon sonucu korkunç ölümlerine yakından şahit oldu. Savaşın bitiminden sonra St. Mary’s Hastanesi’ne geri döndü ve antiseptikler üzerine çalışmalara başladı. Laboratuvar çalışmalarının yanı sıra St. Mary’de Bakteriyoloji dersi verdi. 1921 yılında Dr.Alexander, uzun araştırmalarının sonucunu “Antibiyotik Lizozimi”ni bularak gördü. Bu efsane doktor ileriki yıllarda
1945- Nobel Fizyoloji Tıp Ödülü
1944-Şövalyelik unvanıyla birlikte John Scott Onur Madalyası almıştır.
II.Dünya Savaşında Birleşik Krallık Başbakanı olan Sir Winston Leonard Spencer Churchill ile de yolları kesişmişti Dr.Alexander Fleming’in…
Hikaye ilginçtir ve şöyledir:
Bir İngiliz karı koca, yanlarına oğullarını da alarak yaz tatillerini tabiatla iç içe geçirmek üzere İskoçya’nın uçsuz bucaksız kırlarına gitmişlerdi. Oğulları, bu tatil günlerinin birinde köyün hemen yanı başındaki koruda tek başına dolaşmaya çıktı. Ağaçların arasındaki su birikintisinin dayanılmaz çekiciliğine kapılarak oracıkta suya girdi. Başına geleceklerden habersizdi tabi ki. Genç adam, vücudunu serin su birikintisinin keyfine bırakmıştı ki dayanılmaz bir sancıyla bir anda ne olduğunu anlayamadı ayağına kramp girmişti.
Her kramp bir öncekinden daha şiddetli oluyor ve onu acılar içinde kıvrandırıyordu. Genç adam birkaç dakika içinde kendini suyun üzerinde tutacak son gücünü de kaybetti. Hayat mücadelesini kaybetmeye başladığını hissetmişti ki, dehşet ve panik içinde can havliyle bağırmaya, yardım çağırmaya başladı.
Suyun yakınlarında bir yerde, tarlasında çalışmakta olan bir köylü çocuğu, feryatları duyunca hemen işini bırakarak sesin geldiği tarafa doğru koştu. Suyun içinde çırpınmakta olan yabancıyı gören genç köylü hemen suya atlayarak delikanlıyı boğulmaktan son anda kurtardı.
Delikanlının babası, oğlunu korkunç bir ölümden kurtaran genç köylüye teşekkür etmek için evine davet etti, sohbet sırasında cesur köylüye gelecekle ilgili planlarını sordu.
“Babam gibi çiftçi olacağım maalesef ” diye isteksizce cevap verdi genç köylü.
Baba, vefa borcunu ödemek için aradığı fırsatı bulduğunu düşündü.
“Başka bir şey mi olmak isterdin yoksa” diye sordu genç köylüye.
“Evet “diye başını salladı, “Hep doktor olmak isterdim. Ama bizler fakir insanlarız böyle pahalı eğitimi babam karşılayamaz…”
“Üzülme… İstediğin olacak….” dedi İngiliz baba. “Tıp fakültesinde okuman için gerekli tüm masraflarını karşılayacağım”
Bu hadisenin üzerinden çok uzun yıllar geçti. 1943 yılının Aralık ayında, Winston Churchill Kuzey Afrika’da hastalandı. Zatürre teşhisi konmuştu, hem de çok şiddetli bir zatürre. Hemen o günlerde Penisilin olarak bilinen mucizevi ilacı keşfeden Sir Alexander Fleming’e haber gönderildi. Alexander Fleming, hemen İngiltere’den uçağa binerek Afrika’ya ulaştı ve yeni ilacını zatürre hastası olan İngiltere Başbakanı’na tatbik etti. Penisilin keşfine kadar ölümcül bir hastalık olan zatürre, Churchill’i öldürmeyi başaramadı. Penisilini keşfeden ve bu ilacı ile Başbakanı bizzat tedavi eden Alexander Fleming, Winston Churchill’in hayatını kurtardı.
Yıllar önce İskoçya’daki küçük gölde genç Churchill’i boğulmaktan kurtaran ve çiftçi olacakken baba Churchill’in maddi desteği sayesinde tıbbiyeyi okuyan genç köylü, Doktor Alexander Fleming’den başkası değildi.
Tıp tarihine adını altın harflerle yazdıran Dr.Alexander Fleming, 11 Mart 1955 yılında 74 yaşındayken geçirdiği kalp krizi sonucu aramızdan ayrıldı.
İşte hayat böyle tesadüflere bağlıdır, Işıklarda uyu Dr.Alexander Fleming insanlık seni asla unutmayacak.
Hoşçakalın, hoş kalın.
ESRA SONGÜLER
HABER CADDESİ EDİTÖRÜ






















Yorum Yazın