Aberfan Faciası… Kim bilir belki de çoklarınız İngiltere’nin Güney Galler bölgesindeki gelirini sadece kömür madeninden kazanan ufak kasabayı ilk defa duymuşsunuzdur.
Takvim yaprakları 21 Ekim 1966 tarihini gösteriyordu, sonbaharın kışa göz kırptığı bir cuma sabahı, Güney Galler'in küçük Aberfan köyünde hayat sıradan bir sabahla başlamıştı. Gökyüzü griydi sıkıcı bir hava vardı, Galler'in vadilerinde sonbahar kendin her zamanki gibi yağmurla, sisle ve ağır bir sessizlikle hissettiriyordu. Evlerin bacalarından yükselen dumanlar havaya karışıyor, sokaklarda insanlar günlük işlerine hazırlanıyor, çocuklar ise okul yolunu tutuyordu.
Kimse o günün, köyün hafızasına sonsuza kadar kazınacağını, kimse birkaç saat sonra yüzlerce insanın gözyaşları içinde aynı soruyu soracağını bilmiyordu:
Aberfan, Güney Galler'deki kömür madenciliğile yaşayan küçük bir kasabaydı hemen üzerindeki yamaçlarda yıllardır kömür madenciliğinden geriye kalan atıklar biriktiriliyordu.
Sanayi Devrimi döneminde Galler, kömür madenciliği ile tanınıyordu. Aberfan Madeni, 1869 yılında açıldı ve 1916 yılına gelindiğinde dağ vadisi tabanında atık için yer kalmamıştı bunun üzerine, kasabanın üzerindeki dağ yamacında çöp dökme işlemine başlandı 1966 yılında kömür atığı içeren 150.000 ton kömür atığı tepesi vardı.
Bu devasa atık yığınları zamanla küçük kasabanın manzarasının bir parçası hâline gelmişti.
İnsanlar her gün onların yanından geçiyor, çocuklar onları görerek büyüyordu.
Fakat kimse, bir gün o yığınların kasabanın üzerine doğru hareket edeceğini ve beraberinde tarifsiz bir acı getireceğini aklına bile getirmemişti.
O lanetli sonbahar günü Galler'de günlerce şiddetli yağmur yağdı, toprak suya doydu, atık yığını ağırlaştı.
Ve 21 Ekim sabahı, kasabanın yukarısındaki yamaçtan devasa bir kömür atığı kütlesi koparak aşağıya doğru sürüklendi.
Her şey çok hızlı oldu.
Çamur, su ve kömür atıkları önüne çıkan her şeyi ezerek Pantglas Junior School'a ulaştı.
Okulda çocuklar ders görüyordu.
Bir anda sınıfları karanlığa gömüldü.
Çocukların kahkahalarının yerini korku ve ardından derin bir sessizlik aldı.
Kurtarma ekipleri ve köylüler hemen enkaza koştu.
Özellikle madenciler, toprağın altında kalan çocuklara ulaşabilmek için elleriyle ve küreklerle saatlerce çalıştı.
Onlar toprağın altında çalışmaya alışkındı ama bu kez yerin altında aradıkları şey kömür değildi.
Çocuklardı.
Kendi çocukları gibi gördükleri, henüz hayatlarının başındaki çocuklar...
İnsanlar bir ses duymayı bekledi.
Bir elin hareket etmesini...Bir çocuğun ağlamasını...
Bir mucizenin gerçekleşmesini...
Fakat zaman geçtikçe umut yerini acıya bıraktı
O gün 144 kişi hayatını kaybetti bunların 116'sı çocuktu.
Bir köy, çocuklarının büyük bölümünü kaybetmişti.
Evler sessizleşti.
Sokaklar boşaldı.
Ailelerin evlerinde artık çocuklarının sesi duyulmuyordu.
Masaların üzerinde yarım kalmış eşyalar, odalarda oyuncaklar ve duvarlarda fotoğraflar kaldı.
Fakat çocukların kendileri yoktu.
Olaydan yıllar önce, Aberfan kasabası belediyesi, kömür madeninde meydana gelen ölümcül olmayan bir kaza sonrasında döküntü tepecikleri konusundaki endişelerini dile getirerek Ulusal Kömür Kurulu'na başvurdu ancak o dönemde konuyu ele almak için herhangi bir önlem alınmadı 21 Ekim'de düşen tepe, daha önce kaymış olan yığınları kapladı.
27 Ekim'de Aberfan'da toplu cenaze töreni düzenlendi.
Köy halkı, kaybettikleri çocukları son yolculuklarına uğurlamak için bir araya geldi.
Yan yana duran küçük tabutlar... Sessizce ağlayan aileler... Çocuklarının adını son kez söyleyen anneler, babalar
Bu görüntü, Aberfan Faciası'nın hafızalara kazınan en acı sembollerinden biri oldu.
Bir anne için çocuğunu kaybetmek tarifsiz bir acıdır fakat Aberfan'da bu acı aynı anda onlarca aile tarafından yaşandı.
Bir köyün çocukları birlikte toprağa verildi ve Aberfan'ın sesi o gün sanki tamamen sustu.
Acı o gün bitmedi
Bu felaket geniş çapta ulusal ilgi uyandırdı. Kraliçe II. Elizabeth, kazanın ardından kasabayı ziyaret etmeyerek neredeyse sekiz gün sonra bölgeyi ziyaret etti; daha önce gitmemenin en büyük pişmanlıklarından biri olduğunu ise daha sonra kabul etti.
Felaketin üzerinden günler, aylar ve yıllar geçti ancak kayıp ailelerinin acısı sona ermedi.
Bazı tarihler insanların hafızasına işlenir. Hiçbir Anne ve baba, kaybettiği evladının ölüm yıldönümünü unutmaz işte Aberfan’da 21 Ekim 1966 da böyle bir tarihtir.
O gün Aberfan'da 116 çocuk ve 28 yetişki hayatını kaybetti fakat geride yalnızca 144 kayıp bırakmadılar.
Geride yüzlerce ailenin yarım kalan hikâyelerini bıraktılar.
Bir annenin hiç büyümeyecek çocuğunu...
Bir babanın bir daha eve dönmeyecek evladını...
Bir kardeşin bir daha birlike oynayamayacağı kardeşini...
Ve bir köyün asla unutamayacağı bir günü...
Aberfan bugün bize yalnızca geçmişte yaşanmış bir felaketi anlatmıyor.
Bize hayatın ne kadar kırılgan olduğunu da hatırlatıyor.
Ve onların hikayesi, ihmalkarlığın bedelini, unutulmaması gereken uyarıları ve bir toplumun hafızasında sonsuza kadar taşıdığı acıyı da anlatıyor.
Ve belki de bu nedenle Aberfan'ın hikayesi hiçbir zaman gerçekten sona ermeyecek.
Çünkü bazı hikayeler anlatılmak için değil,
Unutulmamak için vardır…
Haftaya başka bir yazımda buluşmak üzere hoşçakalın ama hep dostça kalın
CELAL KODAMANOĞLU
GENEL YAYIN KOORDİNATÖRÜ























Yorum Yazın