Aklımın bir türlü almadığı anne olmaya aday genç hanımlar.
Bebek daha anne karnında bir aylık bile olmadan anne adaylarının elleri göbeklerinin üstünde, yavaş yavaş o göbeği okşuyorlar gözler bir tarafa kayıyor, yüzlerine yayılan mutluluklarını ya da başarılarını mi ispat etmeye çalışıyorlar ?
Sonrasında haftadan haftaya, aydan aya karınları büyümeye başlıyor, ee her aya bir fotoğraf lazım , çıplak göbeklerinin fotoğraflarını çekip sosyal medyaya koyuyorlar bir de bebeğe özgü yazılarla süslüyorlar yalnız bununla kalsa iyi bir de minicik bir tişörtle göğüslerini örtüp eşofmanlarını da göbeklerinin altında tutarak , göbeklerini tamamen açıkta bırakarak yollara yayılıyorlar , tişörtün üstünde ya
“Anne Adayı” ya da “Dikkat Bebek Var”yazısı. Hani olur ya görmezden gelirseniz böyle de gözünüze sokarız dercesine moda bu heralde ama ben onların bu çıplaklığını görmek istemiyorum. Kocaman bir karın, dışarı fırlamış, düğme şeklinde bir göbek, eşleri de yanlarında henüz doğmamış bebeklerini teşhir ede ede yürüyorlar, kimse kusura bakmasın benim midem bulanıyor.
Eskiden utanma diye bir duygu, ayıp diye de bir kelime vardı. Büyüklerinin yanında hamile olduğunu bile söyleyemezdi insanlar, ben o eskiyi özlüyorum, inanın çok kızıyorum bu yeni model anne adaylarına ve onların yanındaki eşlerine de, hangi film yıldızı başlattı bu yeni anneliği ? Bu gençlerde uydu köylüsü, kentlisi herkes bu akıma kaptırmış kendini gidiyor, biraz edep yahu…
Bebek gelene kadar yapılmadık parti kalmıyor , nerdeyse her aya , hem de en gösterişlisinden. Evler yetmiyor bu partilere, havası olmalı herşeyin, salonlar tutulmalı , süslemeler envai çeşit, üstün olmalı bir önceki arkadaşının partisinden.
İnciler, altın, gümüş kristal boncuklu objeler, rengarenk balonlar, çerezden şekere, çikolatadan pastaya ne varsa her şey özel sunumluklarda bol bol, ister yensin, ister dökülsün bir de gelen konuklara verilecek hediye çeşitleri olmalı.
Kız bebek, erkek bebek renklerine göre konseptler, masraf üstü masraf, çılgınlığın haddi de hesabı da yok. Elde varmış ya da yokmuş kimin umurunda dedim ya havası olsun yeter.
Bir de özel doktor ve özel hastane seçimleri var eee bu kadar tantanaya Devlet Hastanesine gidilmez tabi ki, doktorun da ismi duyulmuş olmalı.
Herşey bununla bitiyor mu? Ne mümkün. Hastane odasının ve oda kapısının süslenmesi de var oldu olacak ziyaretçilerimize ikram edilecek çikolatalarımızı ve lohusa şerbetlerimizi de unutmayalım , evlerin haricinde hastane odasına kadar girdi şerbetler.
Normal doğum mu ? hayır mutlaka sezaryen olmalı, istenilen özel bir günde alınmalı bebek anne karnından . Normal doğum ilkellik n e gün sancın tutar, doğum olayın başlar bilemezsin.
Ve mutlu son çok şükür eli ayağı düzgün bebeğimiz doğdu gelelim fasulyenin faydalarına ne alaka dediniz değil mi? Bence çok alaka göbeğini ulu orta salıp gezen yeni anne bebeğini emzirmek istemiyor, göğüsleri bozulacak diye, hazır mamaya yeşil ışık yakalım hemen gelsin bir de doğum fotoğrafçısı var. Dünya yüzünde ilk albüm ilk fotoğraflar. Sosyal medyaya koyarken yüzünü gizlemek lazım bir kalp koyalım olsun bitsin.
Gelelim bakıcı kısmına , olmazsa olmazımız.
Bakıcı mutlaka yabancı olmalı , dil de bilmeli eskiden eğitimli Fransız mürebbiyeler sosyal statüsü yüksek ailelerin çocukları için tutulurdu, onlar çok yönlü yetiştirirdi bakmakla yükümlü oldukları çocukları, müzikten resime , sanata , edebiyata yabancı dile kadar oturmadan kalkmaya her şekilde donanımlı.
Onlar siyah-beyaz Türk filmlerinde kaldı, sonrasında adına dadı dediğimiz yardımcılar yetişirdi imdada tombul, güleç yüzlü, şirin sevgi dolu insanlar.
Şimdikilere bakıcı diyoruz, ihtiyacı olandan çok parası olanın tuttuğu kişiler. Sosyal yaşantıları sekteye uğramasın diye , bebeklerini yalnızca şöyle bir sevsinler gerisi tamamen bakıcıya kalsın, yedirsin , içirsin. Parka götürsün, oyun oynatsın, uyutsun, yıkasın, giydirsin çünkü o bu iş için tutuldu. Anne çalışıyorsa diyeceğim yok ama ben çalışmayan anneleri yakından takibe aldım.
AVM.lerde bakıcısının kullandığı çocuk arabası belli ki yeni zenginlerden birinin gelini ya da kızı genç bir hanım dikkatimi çekti. yüzünde yapılmış bir yeri var mı çok anlamam ama bas bas bağıran logolu marka kıyafeti, gözlükten ayakkabısına, çantadan, takılarına kadar herşeyiyle ben burdayım diyordu.
Çocuk arabadan indi bakıcıyla kum havuzuda annemizde havuzun yanında pastane kısmında son model telefonunun içine gömülmüş vaziyette bir arkadaşıyla havalı havalı konuşuyor, birden çocukta bir ciyaklama, anne yerinden fırladı ben zannettim ki ne oldu diye çocuğuna koşacak ama o bakıcıya öyle bir bağırdı ki, neredeyse elindeki çatalı , bıçağı fırlatacak biz yan masada yerin dibine girdik , arkadaşım hemen
“eyvah bakıcının işi bitti eve gidince kovar bu bunu ya da döver” dedi.
O kızcağız orada küçücük kaldı bir anda , çocukla anne arasında şaşkın vaziyette ne yapacağını bilemedi.
Türk değil yabancıydı , telaffuzu son derece bozuktu . Canım ya içimiz acıdı, anne masasına dönüp arkadaşına daha da bir hava atmaya başladı bakıcıyı şikayet etti. Karşıdaki ne söylediyse çirkin bir kahkaha attı bakıcıya da elindeki çatalı sallamaya devam etti.
“Seninle evde hesaplaşacağız” dercesine. Böyle şımarık kızlar niye anne olur ki ?
Artık kendinize gelin genç hanımlar, hamileliğinizi reklam aracı gibi kullanmayın. Annelik dünyanın en güzel, en ulvi duygusu bizler sizin göbeğinizin derdinde değiliz. Açmayın ! Allahın size bahşettiği özel bir olay bu , cemiyette yaşıyorsunuz eviniz de isterseniz çıplak gezin ama biz sizleri ortalık yerde böyle görmek istemiyoruz .
Kıyafetinize çeki düzen verin ne olur , hamile elbisesi giymeniz şart değil ama biraz usturup lütfen , sağlıkla alın kucağınıza ve onları çok sevin onlar sizin canınızdan bir parçanız. Bakıcılar da sizin köleniz değil, beğenmiyorsanız çocuğunuza kendiniz bakın.
Gerçekten çok kızgınım ama yazımı da burada noktalamak zorundayım.
Haftaya başka bir konuda sizlerle birlikte olmak ümidiyle
Hoşçakalın
FATOŞ ACAR
GAZETECİ - YAZAR
























Yorum Yazın