MENU
  • EĞİTİM
  • MEKAN
  • HABER
  • Basın Bülteni
  • SİNEMA
  • Kadın
  • YAZARLAR
  • FOTO GALERİ
  • WEB TV
  • HABER ARŞİVİ
  • YOL TRAFIK DURUMU
  • BİYOGRAFİLER
  • RÖPORTAJLAR
  • Künye
  • Gizlilik Politikası
  • İLETİŞİM
  • Foto Galeri
  • Web TV
  • Yazarlar
Haber Caddesi
DOLAR6.8555
EURO7.7475
GR ALTIN390.45
ÇEYREK640.68
İstanbul
Haber Caddesi
Haber Caddesi
  • MAGAZİN
  • MÜZİK
  • YAŞAM
  • GÜNCEL
  • MODA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SAĞLIK
  • KÜLTÜR & SANAT
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
Kapat

YOLCULUKLAR YENİ YERLER ve GETİRDİKLERİ

Ana SayfaYazarlarFATOŞ ACAR
08 Ekim, 2026, Perşembe 19:01
  • yazdıryorum yazfont küçültfont büyüt
YOLCULUKLAR YENİ YERLER ve GETİRDİKLERİ

 

Çocukluğumun en güzel kitabıydı Atlas.

Onun sayfalarını açıp dünyayı gezmek hayallerimin o kadar ötesindeydi ki, benim merakım yalnızca Hawaii Adalarıydı, ne bir Avrupa ne Amerika ne de Asya’dı merakım hele Afrika ve Avustralya aklımın ucundan bile geçmezdi. Atlasımı açıp parmağım Hawaii’ye koyduğumda farklı bir heyecan kaplıyordu içimi. 

Abimin kalın iki ciltlik Hayat Ansiklopedisi’nde gördüğüm Hawaiili kızların minicik etekli giysileri, siyah uzun saçları ve boyunlarına taktıkları çiçeklerden yapılmış kolyeleri ve dansları beni cezbetmişti duyan da sahnelerden inmeyip hep dans ettiğimi sanacak. 

Bir de Asya’nın Uzak Doğu ülkelerinde pirinç tarlalarında çalışan işçilerin taktıkları konik biçimli bambu şapkalar dikkatimi çekmişti. Ülkeler ve şehirlerin, dağların, denizlerin, göllerin isimleri coğrafya oyunumuz için öğrenmemi gerektirse de gidip göreyim diye hayalini bile kurmamıştım. O vakitler kısmet kelimesinin anlamına bile yabancıydım ama Hawaii başka bir dünyaydı çocuk ruhumda kim bilir neler düşünmüştüm ki bunu yıllarca “en çok görmeyi istediğiniz yer neresi? “ diye sorulduğunda hep Hawaii diye cevap verirdim.  

Geldim yetmiş yaşıma hala Hawaii’ye gidemedim , aklımda olmayan o kadar çok ülke, o kadar çok şehir gördüm ki oyun için yazdığımız onlarca dağların üstünden geçti uçağımız , gemilerle denizleri aştık ama kiminde yüzdük kiminin kenarında yürüdük nehirler ne kadar uzun göller ne kadar durgundu. Her yolculuğum yeni bir arkadaş hediye ediyordu bana ve bu arkadaşlıklarım yıllar boyu devam edip gidiyordu , yaşlarımız , aile bağlarımız , alışkanlıklarımız , zevklerimiz , renklerimiz birleşiyordu aynı şehirdeki yaşantımız rahatlıkla gidip gelmemizi sağlıyordu üç beş yılla sınırlı değildik, yıllar boyu süre gidiyordu.

Bazı arkadaşlarım kolay ilişki kurduğumu söylese de tek tarafın değil iki tarafın başarısıydı bu. Belki ilk adımı ben atıyordum ama onların da isteği doğrultusunda oluyordu her şey.

Ülkü ve annesi, börülce gözlü Cemile teyzem (çocukluğunda ona öyle demişler) bu yolculuklardan birinde içime sinen yirmi altı yıl önce tanıdığım arkadaşlarım . Ülkü’yle aynı yaştayız ama Cemile teyze seksenini çoktan geçmiş, içinde pek çok hayatın acımasız kırıklıkları olsa da hala yeni yerler keşfetmek için hayalleri olan ve bunu gerçekleştirmeye azmetmiş oldukça ağır başlı , içinde bana ve çok sonradan tanıdığı anneme karşı sevgisi dolu dolu olan muhterem bir hanımefendiydi. 

Milenyum yılını yarılamıştık, iki binli yılın Temmuz ayına gelmiştik, hedefimiz de İngiltere, İskoçya ve İrlanda üçlüsü vardı. Yolculuğun başında kimse birbirini tanımadan otobüslerde yerini aldı , biz eşimle arka koltuklarda oturmayı sevdiğimiz için şoför hizasında ikinci iniş kapısının hemen yanında oturduk orası kimsenin oturmayı düşünmediği bir yerdi ( çoğunluğu ön koltukları tercih ettikleri için ) artık bizim tapulu yerimiz olmuş gibiydi . Yirmi yedi kişiyle başlayan turumuz Durham’da konakladığımız gecenin sabahında güne biraz olaylı başlamıştı on beş kişilik bir grubun iltica nedeniyle gece ortadan kaybolması sonucunda rehber kendini suçlu hissetti turun Ankara bağlantılı sahibi çoktandır bu ilticalara göz yumuyor ve bunun için ayrı ücret alıyor denilmeye başlandı.

Hollandalı otobüs şoförümüz prensiplerine körü körüne bağlı olduğu için otobüsün tekerleklerini inatla döndürmüyor, bizler tedirgin bekliyor, zaman kaybediyorduk. Gidenler odalarının kapı tokmaklarını kırmışlar böylelikle içeri girilmesini önlemişlerdi, zor bela açılan kapılarda gece hiç yatılmamış , bavullarını alarak kaçmışlardı, otel hasar tazminini istiyor şoför ise gittikçe daha çok sinirleniyor, sigara üstüne sigara yakıyordu ama yerde bir tek izmarit bile yoktu . 

 

Rehber Tur sahibiyle telefonda görüştü uzun müzakereler sonucu kapıların hasarını tazmin edecek ödemeler yapıldı ve biz bu yolculuğa Ankara çıkışlı rehberimiz Sabri beyle, yerel rehberimizle, aksi sürat Hollandalı şoförümüzle şükrederek başladık. Çok da şahane bir gezi oldu azınlık sayımız da herkes birbiriyle daha rahat tanışıp konuşmaya başlamıştı. Grubun tek evli çifti bizdik gerisi hep hanımlar kulübü üyeleri gibiydi birde liseli bir genç çocuk annesiyle katılmıştı yani rehberi ve şoförü saymazsak bir buçuk erkek diyebiliriz. 

Ülkü seyahat kitabından çoğu yerleri işaret ediyor annesine izah ediyordu . Cemile teyze ise işitme problemi olduğu için dikkat kesiliyor kulaklığıyla duyabildiği kadarını duyuyordu eğer kafasını sallayarak onay veriyorsa bu iyi duymuş demekti. İşte bizim yurda dönüşteki arkadaşlığımız İngiltere’den ziyade İskoçya’ya duyduğumuz hayranlığı evlerimize taşıdığımız zaman daha da çok pekişmişti.

Hani bazı insanlar hayatınıza farklı bir renk katar, zamanla birbirinizi tamamladığınızı hissedersiniz, soluduğunuz hava bile ikinize de aynı canlılığı verir , sohbetinizle güler yüzünüz birbirine eşittir, edebiyatı, resimleri, ressamları, doğu ya da batılı şarkıları, müzisyenleri paylaştığınızda ne kadar çok yakınlık hissedersiniz işte biz Ülkü ile bu duyguları taşıyorduk, zevkler, renkler buluşmuştu. Ülkü ile baş edemeyeceğim tek şey onun o güzelim pastaları özenle yapması ve bizleri zevkle ağırlamasıydı.

Cemile teyzem insan ve doğa sevgisiyle dopdolu yaşayan bir hanımdı. Ülkü’nün bu yolculukta oyalansın diye ona aldığı boyalar ve resim kartonlarına yaptığı resimlerini bir talebe edasıyla çalışıyor azimle çoğaltarak başarıyla tamamlıyordu. Seksen altı yaşında kişisel ilk sergisini açmış bunu diğer sergileri takip etmişti, resimlerini ben de dahil bir çok kişi severek alıyorduk, Ülkü ülkeler arası yolculuklarından çektiği fotoğraflara kendi hayal gücünü de katarak ortaya şaheserler çıkarıyordu, amacımız İskoçya’da bir ev almak diyerek onu çalıştırıyor daha çok resim yaptırıyorduk. Geçen yıl onu yüz yaş doğum gününde pastasındaki mumlarını son kez üfleyerek kutladıktan kısa bir süre sonra kaybettik, hem Ülkü hem resimleri öksüz kaldı, Allah Nurlarda yatırsın.

Sırada sevgili Aynurcuğum var o bana Balkan ülkelerinden hediye. Eskişehir de oturuyor, Anadolu Üniversitesi’nde görevli , birbirimizi ziyaret ediyoruz on altı yıl oldu tanışalı , “Aşk-ı Memnu”nun son sahnesini Üsküp’te otel odamızda hepimiz pijamalarımızla seyretmiştik. Ankara’ya gelidiğinde bizim evde kaldığı bir odası var o benim yaşı küçük , aklı büyük zehir gibi minik arkadaşım, telefonda sıkça konuşur dertleşiriz sevgili Birgül Rusya’dan armağan Ankara’dan emekli olup Bodrum’a yerleşen kitap kurdu arkadaşım sevgili Semra ailece gidip geldiğimiz Benelüks ülkelerinden hediye. 

Fecir, Küba’dan şu anda devletin üst kademesinde görevli , çok güzel bir kız 

bazı yol arkadaşlarımı sürpriz bir şekilde çok genç yaşlarında kaybettim onlara buradan rahmet diliyorum nurlarda uyusunlar onlar da dünyanın farklı yerlerinde tanıdığım hayatımın güzel anılarıydı ve çoğu yeri eşimle, kızımla, kızkardeşlerimle, okul arkadaşımla , hemşerilerimle gezerek o kadar çok anılar biriktirdim ki.

Türkiye’de Bodrum seyahatimde tanıdığım Azerbaycanlı sevgili Cemile‘mi de ülkesinde ziyaret ettim o bize Bakü’nün keyfini fazlasıyla yaşattı.  

Kore, Japonya ve Çin…

Mebrure ve Serap sizler bu gezimizde tanıdığım yeni arkadaşlarım, bu kış yine görüşeceğiz, Ankara’da oturmanız bir şans, tüm arkadaşlarım iyi ki varlar, kim bilir daha kimler gönül haneme girecekler hepsine ve sizlere sağlıklı ömürler diliyorum , başka bir yazımda yine buluşmak ümidiyle . 

Sevgiler , saygılar 

Hoşçakalın

 Fatoş Acar

Yorum Yazın

FATOŞ ACAR

    iletişime geç

    FATOŞ ACAR

    Bizi Takip Edin
    Facebook
    Twitter
    Instagram
    Youtube
    Köşe Yazarları
    FATOŞ ACAR
    FATOŞ ACAR YOLCULUKLAR YENİ YERLER ve GETİRDİKLERİ
    ESRA SONGÜLER
    ESRA SONGÜLER Bir Diktatörün Sonu NİKOLAY ÇAVUŞESKU
    SABİHA ÜNAL
    SABİHA ÜNAL EN ÇOK NEYİ ÖZLÜYORUZ?
    SOSYAL PEDAGOG, BİREYSEL ÇİFT VE AİLE DANIŞMANI HANIM DEMİRBAŞ
    SOSYAL PEDAGOG, BİREYSEL ÇİFT VE AİLE DANIŞMANI HANIM DEMİRBAŞ OKULLAR AÇILDI: ÇOCUĞUNUZUN ÇANTASINA KAYGINIZI KOYMAYIN
    CELAL KODAMANOĞLU
    CELAL KODAMANOĞLU KÜÇÜK BİR OTOMOBİLDEN ÇOK DAHA FAZLASI MİNİ COOPER
    MUSTAFA ÇOLAKOĞLU
    MUSTAFA ÇOLAKOĞLU YARININ YOLLARINDA BİZİ NELER BEKLİYOR…
    HABİB BABAR
    HABİB BABAR BİZ ÇOCUKKEN MUTLUYDUK
    SEÇİL ESKİOĞLU
    SEÇİL ESKİOĞLU KİMSENİN KONUŞMADIĞI GERÇEKLER
    ŞEHNAZ DİLAN
    ŞEHNAZ DİLAN YEŞİLÇAM’IN GÜNAH KEÇİLERİ
    BURHAN AKDAĞ
    BURHAN AKDAĞ KOLTUĞA GİDEN YOL MU,? MAGAZİN KORİDORU MU?
    MEHMET ALİ BABAR
    MEHMET ALİ BABAR İLAHİ ADALETİN ŞAŞMAZ TERAZİSİ
    AV.ONUR YAĞIŞAN
    AV.ONUR YAĞIŞAN SOSYAL MEDYA FENOMENLİĞİ BOŞANMA NEDENİ Mİ?
    LEYLA SOMER
    LEYLA SOMER BİR KAP SU, BİR GÖLGE, BİR VİCDAN
    ZAFER DİNÇER
    ZAFER DİNÇER VEFA SADECE BİR SEMT ADIYMIŞ
    NAZLI ARMAN
    NAZLI ARMAN SEVMEK
    FUNDA AKOSMAN
    FUNDA AKOSMAN YENİ YIL
    MERAL KONRAT
    MERAL KONRAT KİME GÖRE DÜŞMAN!
    Haber Caddesi
    KünyeGizlilik PolitikasıRSSSitemapSitene EkleArşivİletişim
    SOSYAL MEDYA BAĞLANTILARI
    FACEBOOKTWITTERINSTAGRAMLINKEDINYOUTUBE

    Haber Caddesi 2021 | Yazılım: Onemsoft

    Haber GönderFirma Ekleİlan Ekle