Sırtına giymiş mor cepkeni,
Dağların ardında yürür sessizce.
Gözlerinde haksızlığın ateşi,
Adalet arar o, gece gündüzce.
O mor, onurun simgesi, cesaretin sesi,
Boyun eğmez, kıramazlar gururunu.
Toprağın sesi, rüzgarın nefesi,
O, kendi kaderinin kurar surunu.
Mor cepkenli kadın, derman aramaz,
O dermanın ta kendisidir, bilirler.
Haksızlığa karşı, geri adım atmaz,
Sevgiyle örülü yüreği, dimdik durur, güler. “
Şiir ne güzel anlatıyor “Mor Cepkenli Kadınlar”ı, Bugünde yazımı “MOR CEPKENLİ KADINLAR’a” ayırdım.
Niye Mor; Öncelikle Mor benim en sevdiğim renk, yakın dostlarım bilirler, hatta arkadaşım doğum günümde bana Mor Orkide göndermeyi unutmamıştı…
Niye Kırmızı, Mavi, Sarı , vb. renk değilde mor? Çünkü Mor renk ihanete uğramış kadının çırpınışlarını, özgürlüğünü simgeler “Mor Çatı” da buradan yola çıkılarak kurulmuştur.
Herkes Mor rengin kadın haklarında niye ön plana çıktığını, kadınları şiddetten korumak için oluşturulan yapılara niye “Mor Çatı” dendiğini bilmez.
Dünyada mitolojiler ve renklerin psikolojisiyle anlatılan bu kullanımın Türkiye’de benimsenmesi Toroslar’da Yörük kadınlarının “Mor Cepken” giyme geleneğine dayandırılıyor.
Bence “Mor Cepken” unutulmaz büyük bir aşk hikayesidir.
Göçebe yörüklüğünün kadınlarına tanıdığı yüce bir haktır.
Erkeklerin ise korkulu rüyasıdır. Mor Cepken, Karacaoğlan türkülerinde geçer. Günümüzde Ege, Muğla, Antalya ve Toros yörüklüğünde yaşlı kadınlar tarafından hâlâ bilinir.
Yörük kızları evlenirken başlık parası istemez, çünkü sevdikleriyle evlenirler, çeyizine konulan ilk çeyizlik eşya da “Mor Cepken” olurmuş ama hiç kullanmasın istenirmiş.
Mor Cepken evlilikte, yeri, zamanı geldiğinde, darda kalan yörük kadınının erkeğine karşı kullandığı bir kalkan kısaca boşanma özgürlüğünün simgesiydi.
Evli yörük kadınlarının hakları, Mor Cepken töresi ile korunurmuş. Kadın ihanete uğrarsa, kötü muamele görürse çeyizindeki Mor Cepkeni giyip obanın görünür yerine otururmuş. Bunun anlamı “Ben ihanete uğradım, eşim bana haksızlık ediyor ya da kötü davranıyor.” demekmiş. Bunu gören o obanın bilge kadınları Mor Cepkenli kadının yanında olurlarmış.
Erkek karısını ikna etmeye çalışır eğer ki ikna edemezse insan içine çıkamaz hale gelirmiş.
Boşadığı kocası evinden dışarı çıkamaz, kahveye gidemez, kimse onun yüzüne bakmaz. Büyük ödün verip de karısı Mor Cepken’i çıkartmazsa, kimse ona kız vermeyeceği için, ya o obayı terkedecek ya da ömür boyu dul kalacaktır.
Yani Mor Cepken erkeklerin baş belasıydı onun içindir ki, çok erkek Mor rengi hiç sevmez… Ben gururla söyleyebilirim ki, benim favori rengim Mor’dur. Varın siz o göçebe yörüklüğünün kadınlara tanıdığı özgürlüğe bakın. Günümüzde olsa, düşünmek dahi istemem ama kadın hiç suçu yokken bile aşağılanır, hakarete uğrar, dövülür, işkence edilir, hatta daha da öteye geçilip öldürülürdü herhalde.
Bu konuda çok araştırma yapılmış ve güzel yazılar kaleme alınmış. Göçebe Yörüklerinin kadına tanıdığı hak ve özgürlüğe bakın. Araştırmalara göre, 1800’lü yılların sonlarında Nazilli kasabasının Aydın Dağlarına çıkan kahraman “Gizemli Kadın Efe’nin” cepkeni de mordur. Yani Mor renk rastgele seçilmiş bir renk değildir kadının erkek egemenliği karşısındaki özgürlüğün rengidir.
Atalarımızdan, analarımızdan bize hediye olan bu mücadele, özgürlük ve eşitlik anlayışını yok sayıp, başka geleneklerin arkasına sığınmak kime yakışır? Eğer Yörük kadınlarını iyi tanıtabilseydik, belki bugün tüm dünyaya kadın mücadelesinin çıkış noktası olarak Toros Dağları’nı gösterebilirdik.
1934’te benim kırmızı çizgim Ulu Önder Atatürk’ün sayesinde elde ettiğimiz Seçme ve Seçilme Hakkını kazanmanın üzerinden yıllar geçmiştir. Birçok ülkenin kadınına verilmeyen haklar biz Türk kadınlarına verilmiştir.
Gücümüzü Atamızdan alarak, geçmişin kadını yücelten değerlerine sahip çıkarak mücadeleye devam etmeliyiz.
Bugünde yazımın sonuna geldim, hemcinslerimi mor rengin etrafında toplanmaya davet ediyorum.
Hoşçakalın, Hoş kalın.
ESRA SONGÜLER
HABER CADDESİ EDİTÖRÜ






















Yorum Yazın