Televizyonda Cüneyt Arkın, Fikret Hakan, Ekrem Bora, İzzet Günay, Eşref Kolçak, Orhan Günşiray, Efkan Efekan ve Selma Güneri'nin rol aldığı, halkın birikimlerini yatırmaları için yere göğe sığdıramadıkları meşhur bir bankerimiz vardı; Banker Kastelli…
Orta yaş grubumuz iyi hatırlar, birbiri ardına yayınlanan reklamlar artık hafızamıza kazınmıştı, ne deniyordu bu reklamlarda:
Benim adım Şaşmaz Bekir
Beşer Şaşar, Şaşmaz Beşir
Kafamı kullanıp kendime
Güvenli bir yol seçtim!!!
Banker Kastelli…
Banker Kastelli
Ve gazeteler… Onlarda sayfa sayfa reklamlar yayınlayarak halkın güvenini kazanmış ünlülerin, genelde Eşref Kolçak’lı tam sayfa ilanlarda şöyle yazıyordu:
Ölçtüm, biçtim, hesap ettim,
Düşünüp taşınıp karar verdim,
İçim rahat çünkü kendime
Güvenli bir yol seçtim..
Banker Kastelli…
Banker Kastelli…
Evet sevgili okurlarım, bu günkü yazımda bir döneme damgasını vurmuş, sonu hüsranla bitmiş birinin anatomisini çizeceğim sizlere, Nam-ı değer Banker Kastelli, yada gerçek adı ile Abidin Cevher Özden….
Bu kararım geçenlerde yayınlanan “KOÇ VE SABANCILARDAN ÖNCE ONLAR VARDI ! İPAR AİLESİ” yazımdan geldi, okuyan okurlarım hatırlar bu ünlü aileyi işlerken bir paragrafta İpar ailesinin ünlü köşkünün Kastellinin hile ile eline geçtiğini, Caddebostan’daki o muhteşem Cemil Topuzlu köşkünün bulunduğu araziye rezidansların yapıldığını yazmıştım…. Hile düzeni ile kurulmuş bir hayat elbetteki iyi bitmeyecekti.
Kimdi bu Banker Kastelli?
Abidin Cevher Özden’in çocukluğu ve gençliği hakkında pek fazla bilgi olmasada, 1933 yılında Trabzon’un Sürmene İlçesi, Yeniay Mahallesi, Baştımar (Kastel) köyünde doğmuştu, o yıllarda tanınmasada gelecekte ünlü bir aktörüolacak olan Öztürk Serengil ve yine gelecekte ünlü bir ressam olacak olan Cemal Akyıldız ile birlikte geldiği İstanbul’a yerleşti.
İş dünyasına Banker olarak 1961'de girdi. İlk işi tasarruf bonolarıydı. Orta kuşak hatırlar o zamanlar kamuda çalışan memurların maaşlarının bir kısmı Tasarruf Bonosu olarak veriliyordu. Tabiki vatandaşlara bono değil nakit para lazımdı. Tasarruf Bonolarının hamiline yazılı olması Kastelli'ye yaradı. Memurlardan aldığı bonoları değerinin altında paraya çeviriyordu. Ancak bu yükselme fazla sürmedi, devlet bu parayı vermeyince Kastelli de battı.
Tekrar ayağa kalkışı ise 1980 öncesine denk geliyor. O dönemde bankalar yüzde 2-3 sabit faizlerle para topluyordu. Ancak kaynak yetmeyince mevduat sertifikaları çıkardılar fakat alıcı yoktu. Kastelli'ye ikinci fırsat böylece doğmuş oldu. 100 liralık sertifikayı 75'e alan Kastelli halka "100 lira getirin ben size yüzde 5-6 vereceğim" diyordu.
Böylece Ponzi finansman modeli denilen sistem işletiliyordu. Ponzi'de sisteme her gelen yeni kişi bir öncekini finanse ediyordu. Ponzi sistemi nedir derseniz, bu sistem yeni yatırımcılardan gelen fonları kullanarak ilk yatırımcılara getiri ödeyen sahte bir finansal kısaca bir tür dolandırıcılıktır.
Zincir böylece uzayıp gidiyordu, öyleki halk elinde olan biten ne varsa parasını Kastelliye yatırıyordu, hatta bunların arasında evlerini satıp kirada oturanlar dahi vardı. Ünlü sanatçılarla yapılan reklamlar, Kastellinin ününe ün, kasasına para katıyordu, Kastelli'de bu zincirin halkaları 250 bin kişiye ulaşmıştı. Sertifikaların satışı durdurulunca Kastelli ikinci kez iflas etti. Binlerce insan Kastelli'nin büroları önünde kuyruklar oluşturdu. O ünlü “Bankerler Krizine Neden Olan Adam” olarak Türk İktisat tarihine geçen Kastelli, aynı zamanda Türkiye'de finansal sistemin yeniden düzenlenmesine yol açtı. "Bankerler Krizi" ile birlikte Türkiye'de Sermaye Piyasası Kanunu çıkartıldı ve Sermaye Piyasası Kurulu kuruldu, İstanbul Borsası açıldı. 1982'deki batış sonrası tasfiye kurulu oluşturuldu ve 150 bin kişi tasfiyeye başvurdu. Tasfiye masası alacaklılara parasını tamamen ödedi.
Kastelli tasfiyenin ardından 1985'te tekrar inşaatçı olarak ortaya çıktı. Bayramoğlu civarında inşaatlar, Cevizbağda ki Tercüman Sitesi'ni yaptı, ancak bir kez daha battı. 1994'te emlak borsası işine girdi, o da tutmadı, son olarak eşine ait Maslak'taki evi satmak istedi fakat üvey oğlu “Hileli satış” diyerek dava açtı.
Her çıkışın bir inişi vardı, kader ağlarını örmüştü bir kere…
1982 yazına doğru artık sadece Çavuşoğlu-Kozanoğlu grubuna bağlı Hisarbank'ın ve Özer Çiller'in başında bulunduğu İstanbul Bankası'nın sertifikalarını satmaktan başka bir yolu kalmayan Kastelli'ye son darbe 18 Haziran 1982'de indirildi. Bu tarihte İstanbul'da yapılan toplantıda o sırada Türkiye'de faaliyet gösteren 40 bankanın hepsinin imzaladığı bir kararla artık “Bankalar bankerler aracılığıyla mevduat sertifikası satmayacaklar ve pazarlamayacaklar”dı. Halktaki güvensizlik had safhada olduğu için bankaların bu kararı gazetelerde yarım sayfayı bulan büyük ilanlarla duyuruluyordu, ama aynı gazete sayfalarının diğer yarısında Banker Kastelli'nin ilanları da çıkmaya devam ediyordu.
Kastelli gerçekten de tecrübeliydi ve gazetelerde bu ilanlar çıkarken, 19 Haziran Cumartesi günü İsviçre ye uçtu, Uçak bileti gidiş-dönüştü ve dönüş tarihi olarak da 22 Haziran Salı gününü gösteriyor du ama o tarihte dönmedi, mallarına el konuldu, çok daha sonra Türkiye'ye döndüğünde hakkında verilen gıyabi tutuklama kararı vicahiye çevrilerek yeni ikamet adresi Bayrampaşa Cezaevi oldu. Kastelli'nin çöküşüyle mali sistemin ağır bir darbe yiyeceğini bilen dönemin Başbakan yardımcısı Turgut Özal ve Kaya Erdem, Ziraat Bankası ve Pamukbank aracılığıyla Kastelli'ye büyük miktarda kredi sağlamaya çalıştıysada başaramamıştı. Sonuçta Dönemin Başbakan yardımcısı olan Turgut Özal 1982 yılında görevinden istifa etti.
Davası 8 yıl sürdü, hayat böyle birşeydi hakkında çıkan haberlerden dolayı bir dönem reklama boğduğu medyayı suçladı. Yıllar süren mahkemelerden sonra nihayet beraat etti, bu kez de mahkemeleri suçladı.
‘Türkiye’nin en mühim adamları kredi almak için kapımda kuyruk oluyordu’ diyerek bir dönem komisyon karşılığı kredi verdiği iş adamlarını suçladı.
Banker Kastelli bunalımdaydı, intihar eden üvey oğlu Hakan Bahadır'ın Karacaahmet Mezarlığı'ndaki kabri başında intihar girişiminde bulunduğu iddia edilmişti. Kastelli bu eylemine silah sesine koşan özel güvenlik görevlileri, 1. Ada'daki aile kabristanında, elinde, 1996 yılında taşıma ruhsatı iptal edilen Smith Wesson tabanca bulunan Abidin Cevher Özden'i yakaladılar. Kabristanda 11 boş kovan bulundu. Üsküdar'da polis merkezine götürülen Özden, karakolda verdiği ifadesinde piyasaya borcu olduğunu, alacaklıların kapısına dayandığını, bir an daralıp ateş ettiğini söylemişti.
Öyleki kendisine kefil olan 50 yıllık eşi Mukadder Özden'in Nişantaşı'ndaki evine haciz gelmişti. Haciz kararı Kastelli ile ailesinin arasını açmıştı. Tarihler 8 Haziran 2008’i gösterdiğinde, her zaman olduğu gibi Kastelli Maçka’daki evinden ayrılmış, Kadıköy Kuşdili Caddesinde ki yazıhanesine gitmişti…
75 yaşındaki Banker Kastelli savcıya "Niyetim kimseyi aldatmak değildi" diye bir not bırakıp, silahını ağzına ateşleyerek yaşamına son verdi. Ofisinden silah sesinin gelmesi üzerine olay yerine gelen uzman ekiplerin incelemesi sonucu, Özden'in silahla yaşamına son verdiği ve Savcıya not başlığını taşıyan mektubunda "Ölümümden kimse sorumlu değildir, niyetim kimseyi aldatmak ve kandırmak değildi” yazıyordu. Ayrıca Kastelli'nin intihar etmeden önce eşine, avukatına, çocuklarına, savcıya, hizmetçisine ve Yıldırım Demirören'e verilmek üzere 6 mektup bırakmıştı.
Olaydan sonra inceleme yapmak için gelen Savcı, Kastelli'nin bıraktığı zarfları alarak inceledikten sonra delil torbasına koyarak polis ekiplerine teslim etti. Kadıköy Cumhuriyet Savcısı, bir mektubunda 'Medya ve basın üzerime çok geldi, Psikolojim bozuldu. Hiç yoktan yere suçlandım. Ailem ile aram bozuldu. İşlerim bozuldu. Ölümümden kimse sorumlu değildir' diye yazdığını söyledi.
Ve böylece Kastelli dosyası da sevabıyla günahıyla kapanmış oldu…
Bu günlükte bu kadar, başka bir yazımda buluşmak üzere hoşkalın, hoşça kalın
ESRA SONGÜLER
HABER CADDESİ EDİTÖRÜ






















Yorum Yazın