Elimden tutar, her ödül gecemde gözlerinin içi parlayarak yanımda dururdu. Sahneye çıktığımda en büyük heyecanı o yaşar, ben ödül alırken sanki dünyaları kazanmış gibi mutlu olurdu. O zamanlar belki farkında değildi ama ben her bakışında geleceğin güçlü, başarılı ve özgüvenli bir genç kızını görürdüm.
Yıllar geçti…
Hayat çok hızlı aktı. Dün akşam ise zaman adeta durdu benim için. Çünkü bu kez sahnede benim küçük kızım Almina vardı… Ve ben, yıllarca beni gururla izleyen o güzel gözleri, şimdi aynı gururla sahnede izliyordum.
Bu kez alkışlar bana değil, ona yükseliyordu…
Ben ise salonda onu ayakta alkışlayan, gözleri dolu bir baba olarak oturuyordum. Tarif edilmesi zor bir duygu bu… Bir babanın hayatındaki en büyük başarı belki de evladının kendi yolunda dimdik yürüdüğünü görmekmiş.
Genç yaşında baba mesleği olan gazetecilik ve televizyonculuğu büyük bir ciddiyet, emek ve profesyonellikle yapan canım kızım, kısa zamanda başarıdan başarıya koştu. Azmiyle, çalışkanlığıyla, sahnedeki duruşuyla ve o muhteşem heyecanıyla artık kendi hikayesini yazıyor. Hatta deyim yerindeyse bazı anlarda babasını bile geride bırakıyor.
Dün gece sahneye çıktığında sadece bir ödül almadı…
Özgüveniyle, duruşuyla ve gözlerindeki ışıkla herkese ‘Ben buradayım’ dedi. Ben ise onu izlerken yıllar önce elimi sımsıkı tutan o küçük kız çocuğunu hatırladım. Şimdi aynı çocuk, kendi ayakları üzerinde duran güçlü bir genç kadın olmuştu.
Bir baba için bundan daha büyük bir mutluluk olabilir mi bilmiyorum…
Evladının başarılarına tanıklık etmek, onun hayallerine yürüyüşünü görmek, alkışların arasında gururdan gözlerinin dolması… Bunların tarifi gerçekten yok.
Canım kızım Almina…
Dün gece sen ödülünü alırken ben bir kez daha anladım ki, emek, sevgi ve inanç asla karşılıksız kalmıyor. Yolun açık, başarın daim olsun. Hayat sana hep kalbin kadar güzel kapılar açsın.
İyi ki benim kızımsın…
Ve iyi ki senin babanım.
Habib BABAR





















Yorum Yazın