Küçükken bayramlarda büyüklerimizin ellerini öptüğümüzde, çok sık duyduğumuz bir sözdü “ Çok yaşa evladım”
Çok yaşamak tamam da ne kadar? Dünyada bilim adamlarınca kabul edilen ortalama insan ömrü 78 yıldır, erkeklerde 75, kadınlarda 80 olarak hesaplanmıştır tabiki bu bir varsayımdır, yoksa kim ne zaman öleceğini bilemez… Biz başa dönersek, büyüklerimiz derdi ya “Çok yaşa evladım” diye, eminim bu söze en çok uyanda Fransız Jeanne Louise Calment’dir (21 Şubat 1875 - 4 Ağustos 1997) tarihleri arasında dünyanın kayda geçmiş en uzun ömürlü insanı olarak kabul edilmiş 122 yıl 164 gün yaşamıştır. Bu bir rekordu, yeni rekor kırılana kadar Guinness Rekorlar Kitabı’na girdi, şu ana kadarda kimse rekorunu kıramadı…
Evet sevgili Haber Caddesi okurlarım bu yazımda sizlere bilinmeyen yönleriyle “Guinness Rekorlar Kitabı”nı anlatmaya çalışacağım. Dünyanın en ünlü kitabı yılda bir kez yayınlanır, ve o yıla kadar eğer rekoru kırılamamışsa orada durur, bu kitaba geçen pek çok ta Türk vardır.
Sultan Kösen 2 Metre 51 santimlik boyu ile “Dünyanın yaşayan en uzun boylu insanı” olarak kitaba girmiştir,
Fenerbahçe Spor Kulübü, “2008 yılında 9 branşının tamamında kazandığı 1134 kupa ve madalya” ile Rekorlar kitabında yerini almıştır.
2010 yılında yapılan ölçümlerde ise 8,8 santimlik burnu ile Artvinli Mehmet Özyürek, “Dünyanın en uzun burunlu insanı” olarak Rekorlar kitabına kitabındadır.
Örnekler o kadar çoktur ki, eminim biz daha pek çok dallarda rekorlar kırmışızdır. Mesela :
Vesikalı Yarim, Tatar Ramazan, Ah Güzel İstanbul gibi, kült filmleriyle hafızalarımıza kazınan 2023 yılında aramızdan ayrılan ünlü senarist ve Yönetmen Sefa Önal filme çekilmiş 395 adet senaryosuyla 2005 yılında Guinness Rekorlar Kitabı tarafından tescillenmiş dünya rekorunun sahibidir…
Guinnes Rekorlar Kitabı’na girmek bir prestij meselesidir. Dünyada, milyonlarla ifade edebileceğim kadar kitaplar varken, nasıl olurda bir kitap hepsinin önüne geçer diye çoklarınız düşünmüştür yanılmıyorsam, kitabın tarihçesine inecek olursak, karşımıza bu kitabın yazarı Hugh Beaver çıkar …
Dünyanın önemli buluşlarının hep tesadüf sonucu çıktığını varsayarsak, Guinnes Rekorlar Kitabı’nında bir tesadüf ürünü olduğunu kabul edebiliriz. İrlanda’nın en popüler bira üreticisi Guinness Bira İmalathanesi’nin genel müdürü olan Hugh Beaver, İrlanda’da 10 Kasım 1951 günü arkadaşlarıyla birlikte katıldığı av sırasında bir yağmur kuşunu ıskaladı. Avını ıskalayan tipik her avcı gibi başarısızlığını kabul edeceğine, yağmur kuşunun Avrupa’nın en hızlı kuşu olduğunu savunmaya başladı, bulundukları barda ”Avrupa’nın en hızlı kuşu yağmur kuşu mu yoksa orman tavuğu mu” üzerine şiddetli bir tartışmanın tarafı oldu.
Oysa ki onların iddia ettiği gibi Avrupa'nın en hızlı kuşu ne yağmur kuşu ne de orman tavuğuydu, hem Avrupa'da hem de dünyada en hızlı kuş, dalış sırasında saatte 360-400 km hıza ulaşabilen Zoolojide (Peregrine Falcon)olarak kayıtlara geçen Gökdoğan’dı ama huylu huyundan vazgeçer mi? Her avcı gibi o da Yağmur kuşunu ıskaladığını kabul edemiyor, Avrupa’nın en hızlı kuşu sanıyordu.
Guinnes Rekorlar Kitabı’nın (The Guinness Book of Records) doğuşuda burada olmuştu, bu tartışmayla İrlanda barlarında bu türden tartışmaları bitirebilecek bir referansa ihtiyaç olduğunu düşündü ve bunun iyi bir yatırım olabileceği fikrine kapıldı, bu tür soruların yanıtlarını veren bir kitabın başarılı olabileceğini fark etti. Beaver, fikrini Guinness çalışanı Christopher Chataway’a ve üniversite arkadaşları Norris ve Ross Mc Whirter'a anlattı ve fikir gerçek oldu. Bilim insanlarına, koleksiyonerlere, araştırmacılara ve istatistikçilere birçok mektup gönderildi. 27 Ağustos 1955'te ilk “Guinness Rekorlar Kitabı” yayınlandı. Ana sponsoru olan şirketin onuruna, başlığın yanında "Guinness" kelimesi eklendi.
Bu ilk derlemenin gördüğü şaşkınlık verici ilgiden cesaret alarak Londra’da yayıncıların mekanı Fleet Sokak’ta The Guinness Book of Records’u kurduktan kısa süre sonra 27 Ağustos 1955 günü Guinness Rekorlar Kitabı’nın birinci baskısını yayınladılar. Bir kaç ay içinde İngiltere’de en çok satan kitaplar arasına girmişti bile. Bir sonraki yıl ABD’de de yayınlandı ve 70 bin adet sattı. Ve her geçen yıl yeni rekorların eklenmesi, yeni dillerde ve ülkelerde yayınlanması ile ‘Guinness’ dünyanın her köşesinde ‘rekor’ dendiğinde akla gelen ilk sözcüğe dönüştü. Kitabın ilk editörlerinden olan Ross Mc Whirter, 1975 yılında İrlanda Kurtuluş Ordusu (İRA) tarafından öldürüldü.
Kitapların yayın sahibi 2001 yılına kadar Guinness PLC (1997’de adı Diageo oldu) şirketi olarak kaldı. Ancak daha sonra Guinness Birası ile Guinness Kitabı’nın yolları ayrıldı. ”Guinness Book of World Records” olan orijinal adı da ”Guinness World Records” olarak değiştirildi.
Guinness Rekorlar Kitabı, geçen yıllar içinde gördüğü ilgiyle bugün yılda Yetmişbindenfazla insanın başvurduğu, dünyanın “EN”ler konusundaki “EN” ve “TEK” rekor tescil kurumudur. Yalnızca kişiler değil resmi kurumlar, hükümetler, belediyeler de bu kitaptaki yerini almak için uğraşıyorlar.
Guinness Rekorları’nın kapsadığı konular: ilginç özellikler, doğal dünya, bilim ve teknoloji, sanat ve medya, modern toplum, gezi ve taşıtlar, sporlar ve oyunlar gibi kategorilerdir. Rekorlar Kitabı’na geçmeyi başaranların kimi yıllar süren çalışmaların ardından kimi de doğuştan gelen yeteneklerini kullanarak rekortmen olmaya hak kazanıyor. Kitaba bir kez girip sonraki yıllarda kendi rekoruyla yarışan da var; hayatını “En iyisini ben yaparım” dediği bir konuda daha önceden kırılmış bir rekoru geçmeye adayan da…
Guinness Rekorlar Kitabı’nda çok daha fazla Türk’ün yer alması ümidiyle…
Bugünlükle bu kadar, başka bir yazımda buluşmak üzere
Hoşçakalın, Hoş kalın.
ESRA SONGÜLER
HABER CADDESİ EDİTÖRÜ






















Yorum Yazın