Hayatı hep masal güzelliğinde yaşamak…
Buna kanmak ya da kandırılmayı istemekte diyebilir miyiz ?
Ben Pollyanna’yı başucumda tuttum, mutluluğa giden yolun anahtarıydı benim için, belki küçücük şeylerdi ama çocukluğumdan bu yana olduğu için ben de o kadar büyüdü ki, ne kanmak ne de kandırılmaktı amacım. Huzur veriyordu her satırı, okuyor dönüyor tekrar tekrar okuyordum beni büyüttü, kızıma okurken biraz daha büyüdüm gün geldi torunuma okurken çok daha fazla büyüdüğümü hissettim. Çünkü hayatıma uygulamaya başlamıştım, o iç huzuruyla çevremde ki küçük büyük arkadaşlarımla da kitabı yaşıyordum, öyle sakin, öyle derin, öyle sevgi dolu olmuştum.
Geçen kış yine ikizlerimle birlikte bu kitabı kim bilir kaçıncı kez okuduk? Bu kitap kendine bizi ne kadar bağlamıştı oysa daha pek çok masal vardı hepsini okumuştuk ama dönüp dolaşıyorduk yine Pollyanna diyorduk. Bu arada ben yetmiş ikizlerim 13 yaşlarında olmuşlardı bitmeyen küçük mutluluklarımıza neler ilave etmiyorduk ki. Okumak, yazmak ve çizmek sonrasında öğrenmek, öğrenirken mutlu olabilmek, ders alabilmekti önemli olan.
Belki bazıları için bu kadar anlamı yoktu ama kızım bu kitabıma özel kumaştan kılıf bile dikti onun ellerinden çıkan emekle Pollyanna daha da değer kazanmıştı benim için. İşte böyle hayatım sürüp giderken yaşları nerdeyse kızıma yakın komşularımın pamuk şekeri ablaları oldum, seviyor seviliyordum, kimilerinin idolü olduğumu görmek gururumu okşuyordu.
Hayaller gerçeklerle çakıştığında zorlukların ortaya çıktığını mı zannediyorsunuz, bizim cephemizde her şey normal seyrini takip ediyor çünkü elimizde bir anahtar var kapılarımızı aralayan mutluluk oyunlarıyla gelişip büyüyen SEVGİ’ydi anahtarımızın adı.
Hırsları olmayan bir dünyanın içinde yaşamak o kadar kolay ki düşüncelerin uykuları bölmemesi, yastığa bir metre kalan mesafede küt diye uyuyabilmek, ne kadar önemli oysa dünya karmakarışık, içinde yaşayanlar yaşamak için savaşla, açlıkla, yoksullukla, kaybettikleriyle ya da kazanacaklarıyla, hastalıklarıyla, ölüm korkusuyla mücadele ederken uyuyabilmek…! Gecenin karanlığından, günün aydınlığına uyanırken duyulan iç huzuru, rahatlık her şeye değer, sihirli bir kitabın içinden çıkıyor gibiyim.
Okumayı bilmek, severek okumak.
Ben arkadaşlarımın gözünde de iflah olmaz bir Pollyanna’yım. Dokuz yaşındaki torunum babaanne sen hiç bir şeye kızmaz mısın , neden bu kadar pozitifsin seni çok seviyorum babaanne diyor , arkadan da oh hayat sana güzel ama kendine iyi bak diyor , birlikte gülüyoruz onun bu güzel sözlerine.
Benim gözlerim mutluluktan yaşardığında babaanne sakın ağlama seni öyle görmek istemiyorum , sonra üzülürüm duygusallığını yaşatıyor bana . İşte bir kitabın tüm satırlarının hayatınızın içine yayılması ne kadar güzel değil mi ? Sakın çocuk kitabı deyip geçmeyin, ben zaten ruhumla çocuk kalmayı tercih eden fiziken ve yaş olarak büyük biri olsamda içimdeki çocuğu öldürmedim. Masallar uykudan önce değil günün her saatinde okunmalı, başucunuzda değil elinizin altında olmalı, notlar almalı hayatınıza uygulamalısınız izleri sizinle yaşamalı ya da bir pusula gibi olmalı .
Bu haftalıkta bu kadar olsun
sevgiler saygılar hepinize
Fatoş Acar
Gazeteci - Yazar






















Yorum Yazın