MENU
  • EĞİTİM
  • MEKAN
  • HABER
  • Basın Bülteni
  • SİNEMA
  • Kadın
  • YAZARLAR
  • FOTO GALERİ
  • WEB TV
  • HABER ARŞİVİ
  • YOL TRAFIK DURUMU
  • BİYOGRAFİLER
  • RÖPORTAJLAR
  • Künye
  • Gizlilik Politikası
  • İLETİŞİM
  • Foto Galeri
  • Web TV
  • Yazarlar
Haber Caddesi
DOLAR6.8555
EURO7.7475
GR ALTIN390.45
ÇEYREK640.68
İstanbul
Haber Caddesi
Haber Caddesi
  • MAGAZİN
  • MÜZİK
  • YAŞAM
  • GÜNCEL
  • MODA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SAĞLIK
  • KÜLTÜR & SANAT
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
Kapat

MEMURLAR ve ESNAFLAR

Ana SayfaYazarlarFatoş ACAR
25 Mayıs, 2026, Pazartesi 19:07
  • yazdıryorum yazfont küçültfont büyüt
MEMURLAR ve ESNAFLAR

 

Eskiden memura kızını gelin vermek sanki bir ayrıcalıktı. Üst, ast farketmez subaya bile güle oynaya verirlerdi kızlarını anneler ve babalar. Ah bir de doktorsa, öğretmense, hakimse burunları Kaf Dağı’na kadar uzar giderdi.

Ay başında gelecek daimi bir maaş, Cumartesi -Pazar tatil günleri, meslek gurubuna göre 15- 20 hatta 30 günlük tatiller , başınız ağrısa hastayım diyerek raporunu al evinde otur, ya da hanım memursan hasta raporuyla kabul günlerine git . 

Yaz tatilin ayrı, kış tatilin ayrı senin için sandık adı verilen fonda paran biriksin, avans istersen alabilirsin sana az gibi görünen ama çok iş yaptığın o maaşının adı var.

 ⁠Salla başını , al maaşını ömür boyu aylık gelir, yıllık ikramiyelerin, yurdun çeşitli yerlerinde kampların.

Orduya mensupsan neredeyse bedavaya gelen yemek, kuaför vs. En büyük tapun emekliliğin , dış işlerine mensupsan harcırahlı dış görevli gezilerin.

En güzel yerlerde kurulmuş Polis evleri , Öğretmen evleri, Hakim evleri , Mülkiyeliler Birliği , Milletvekilleri, mühendisler odanız ayrı , Zıraatçiler odanız ayrı saymaya devam lojmanlar ve tayinleriniz o şehirden öbürüne.

Yine de şikayet edersiniz , değil mi? Çünkü para yetmez eviniz kendinize ait olsa bile, bir arabanız olsa bile hangimize ne yetiyor ki ? Aldıkça en iyisini , gördükçe en güzelini, lüksün de lüksünü istediğimiz için.

Memurlar en üst kademeden en alt seviyeye hiç düşündünüz mü esnaf ne yapar, nasıl yaşar diye ? Siz bulunduğunuz yerin kirasını, elektriğini , suyunu hiç cebinizden para çıkarıp ödediniz mi? Hayır!  

Size çay getiren odacınızın ücretini kim ödüyor ? Hiç işçi çalıştırıp ona maaş ödediniz mi ? Sizden ne kadar uzak değil mi ? Kullandığınız kâğıttan kaleme hepsi bulunduğunuz yerin malı, siz onu bile ödemiyorsunuz 

Yıl sonu gelen hediyeleriniz, özel günlerde gelen hediyeleriniz, müşteri ilişkilerinizden gelen hediyeler, geceleriniz ayrı güzel gündüzleriniz ayrı. Keyfiniz bol olsun gözümüz yok sağlıkla kullanın ama siz böyleyken bir esnafa hakaret etme hakkınız nereden doğuyor anlayabilmiş değilim. Acaba esnaf olmasa siz neyi nerden alır, yer ya da giyerdiniz ?

Gelelim esnaflara :

Ben bir esnaf kızı ve esnaf eşi hatta esnaf annesiyim . 

Rahmetli babam da, eşim de, oğlum da kendi işlerinin patronları hem de işçileri oldular.  

Onlar dükkanlarının kirasını, suyunu, elektriğinin parasını kendi ceplerinden ödediler vergisi algısı vs ide dahil olmak üzere. 

İşçilerinin maaşını, sigortasını, günlük yemek ücretlerini, küçük bebekleri varsa süt parasını, yeni yıl ve bayram harçlıklarını, ikramiyelerini kendi ceplerinden öderler. İşçisiyle birlikte çalışır, yerine göre patron, yerine göre hamal olur, sırtlarında elli kiloluk çuvallar taşırlar, tatilleri yoktur çünkü dükkanınızın kapısına kilit vurup tatile giderseniz aç kalırsınız.   

İşinizin başında durmadığınız iş sizin değildir bu işin keyfi yok , zorlukları çoktur, malınız çalınır sineye çekersiniz, işçinize güvenmek zorundasınız yoksa o iş yürümez , bayramdan bayrama tatil yaparsınız o da en fazla beş gün ya da bir hafta diyelim tabi ki yaz aylarına denk geldiyse eğer, mevsim kışsa ikinci gün dükkan açar bir gün bayram tatili yaparsınız. Diğer zamanlarda pazar günü bile çalışırsınız müşteri öyle ister çünkü zaman durmak bilmez saatin akrebi yelkovanı durmadan döner. İşçiniz saat altıya doğru evine gider siz hala çalışırsınız o dükkan sabahın yedisinde sizinle açılır akşamın yedisine, sekizine dek sürer gider. İş güvenceniz, sağlık problemleriniz yalnızca sizi ilgilendirir size bakan bir kurum eğer Bağkur ise belli hastanelere gidebilirsiniz ki şimdi daha esnediler, eskiden daha az hastane ismi vardı. 

Ay sonu ya da aybaşı diye bir kavramınız yoktur, sigorta emeklilik paranızı kendi cebinizden ödersiniz, işçininizinkini de, eşiniz doğum yapacak diyelim başında durma lüksünüz yoktur ya da çocuğunuzun veli toplantısına gidemezsiniz. Eğer işin başında emanet edebileceğiniz bir yakınınız yoksa hal böyleyken siyasi hiç bir tarakta bezimiz olmadığı halde şu parti sizi ihya etti sözü çok çirkindi. Bizi kimse ihya edemez ne el öperiz ne etek 1950li yıllardan bu yana kurulmuş bir varlığın devamıyız ki yetmişli yıllarda gerek babam gerekse eşimin babası kendi alanlarında birer imparator gibiydiler, onlar çalışkanlıklarının, sebatlarının, emeklerinin karşılığını görerek yaşadılar ne mutlu ki. Ayağımızı yorganımıza göre uzatmayı çok iyi biliriz , alnımızın akıyla elimizin emeğini birleştirir sabaha emin adımlarla uyanırız belki bir gün hiç iş yapamaz ama yine de şükretmeyi bilir ve ertesi günü zararsız geçiririz. Benim de kız kardeşim Öğretmen emeklisi eşi de kendi gibi memur, sülalemde çok yakınlarım memur emeklisi ama daha çok ticari kökenliyiz başkasının eti sütü bizi hiç ilgilendirmez ama o bir tek söz var ya 

 ⁠⁠”Sinek pis , mide bulandırır “

Bu yazıyı yazmam için sebep oldu. Yayınlanır ya da yayınlanmaz ben içimi döktüm , hiçbir parti ya da partiliyle işimiz olmaz bizim. Kırmak çok kolay çünkü kırmanın içinde kıskançlık vardır, hasetlik, çekememezlik vardır, kırılmaksa benim zaten huyumdur kimseyi kırmam ama çabuk kırılırım, kapılarımı da bir daha açmamak üzere kapatırım ama çok güzel bir sözü de buraya yazmak isterim.

“Herkes kalbinin ekmeğini yer” Eğer bir yerde yüksek mevkili bir müdürseniz bile sizin maaşınızı başkası ödüyorsa siz kedinize patronum demeyin sakın müdürlüğünüzde kalın ya da daha da yükselin. 

Patronluk bizim işimiz dedim ya işyerimizin kirasından, her türlü masrafına biz öderiz, siz yalnızca alırsınız. Yetmiş yıldan fazla aynı yerdeyiz değişen tek şey çocuktuk , büyüdük ve yaşlandık .

Bu bir sitem yazısıydı , kırgınım ama sizlere değil bu yazıyı yazmama sebep olan kişilere .

Saygı ve sevgilerimle hoşçakalın

FATOŞ ACAR

GAZETECİ - YAZAR

Yorum Yazın

Fatoş ACAR

    iletişime geç

    Fatoş ACAR

    Bizi Takip Edin
    Facebook
    Twitter
    Instagram
    Youtube
    Köşe Yazarları
    Fatoş ACAR
    Fatoş ACAR MEMURLAR ve ESNAFLAR
    SEÇİL ESKİOĞLU
    SEÇİL ESKİOĞLU “Gençler Neden Gelecek Planı Yapmaktan Vazgeçti?”
    CELAL KODAMANOĞLU
    CELAL KODAMANOĞLU YAPAY ZEKA ŞÖVALYELERİ
    BURHAN AKDAĞ
    BURHAN AKDAĞ WEMBLEY’DE DALGALANAN TÜRK BAYRAĞI: ACUN ILICALI’NIN HİKÂYESİ
    ESRA SONGÜLER
    ESRA SONGÜLER ATIN ATIN, ESKİMİŞ ÇORAPLARINIZI ATIN TÜRKİYE’YE JİLL GELİYOR…
    MUSTAFA ÇOLAKOĞLU
    MUSTAFA ÇOLAKOĞLU MUTLU İNSANLAR, MUTSUZ İNSANLAR…
    SOSYAL PEDAGOG, BİREYSEL ÇİFT VE AİLE DANIŞMANI HANIM DEMİRBAŞ
    SOSYAL PEDAGOG, BİREYSEL ÇİFT VE AİLE DANIŞMANI HANIM DEMİRBAŞ BİPOLAR
    SABİHA ÜNAL
    SABİHA ÜNAL 19 MAYIS: BİR MİLLETİN KADERİNİ DEĞİŞTİREN İLK ADIM
    HABİB BABAR
    HABİB BABAR DAHA KÜÇÜCÜK BİR ÇOCUKTU
    MEHMET ALİ BABAR
    MEHMET ALİ BABAR İFTİRA DEĞİL DUA ZAMANI
    LEYLA SOMER
    LEYLA SOMER HAYVANLARA KALKAN ELLER KIRILSIN
    AV.ONUR YAĞIŞAN
    AV.ONUR YAĞIŞAN MİLLET SAVAŞSIZ NASIL ÇÖKER ?
    ZAFER DİNÇER
    ZAFER DİNÇER VEFA SADECE BİR SEMT ADIYMIŞ
    FUNDA AKOSMAN
    FUNDA AKOSMAN YENİ YIL
    MERAL KONRAT
    MERAL KONRAT KİME GÖRE DÜŞMAN!
    Haber Caddesi
    KünyeGizlilik PolitikasıRSSSitemapSitene EkleArşivİletişim
    SOSYAL MEDYA BAĞLANTILARI
    FACEBOOKTWITTERINSTAGRAMLINKEDINYOUTUBE

    Haber Caddesi 2021 | Yazılım: Onemsoft

    Haber GönderFirma Ekleİlan Ekle