Memlekette bazı başkan adayları vardır; projeleriyle değil, haklarında dolaşan dedikoduların hızıyla gündeme gelir. Daha adaylık afişi kurumadan mahalle kahvesinden sosyal medyaya kadar herkes aynı soruyu sorar: "Bu kadar söylentiye vakit nasıl buluyor?"
Kendisi her kürsüye çıktığında "Şeffaf olacağız." diyor. O kadar şeffaf ki, hakkında anlatılan hikâyelerin sonunu kimse göremiyor. Bir anlatana göre otelde toplantı, diğerine göre kırmızı kapılı bir evde strateji zirvesi... Herkes anlatıyor ama ortada resmî açıklama yok. Dedikodu ekonomisi tam gaz çalışıyor. Çok yakında İTO’nun seçimleri var. Bazı isimler Başkanlığa aday oldu. Hele bir tanesi varkı çok merak ediyorum kendisi ile igili anlatılanları nasıl sessizleştirecek…
Bir zamanlar siyasi Partiden ayrılışı ise tam bir yıldırım hızıyla gerçekleşmiş. Sebebini soranlara tek cümle: "Gördüğüm lüzum üzerine." O lüzumun ne olduğu ise memleketin en büyük bilmecelerinden biri hâline gelmiş. Her kafadan başka bir senaryo çıkıyor. Kadın üyeler çok konuştu…
Başkan adayının en büyük seçim vaadi galiba şu:"Ben konuşmayacağım, benim yerime şehir konuşacak."Gerçekten de şehir konuşuyor; berber konuşuyor, taksici konuşuyor, kahveci konuşuyor. Kendisi sustukça söylentilerin sesi yükseliyor. Hemde ne söylentiler. Gerçek dedikodular..
İşin ilginç yanı, ortada proje soran pek yok. Kimse "Esnafa ne yapacaksınız?" demiyor. Herkes "Yeni bölüm ne zaman?" diye bekliyor. Sanki seçim değil, dizi sezonu. Sık sık gazetecileri otelinde ağırlayan ve bu videoları kasasında saklayan. .Bir boşanma davasında sık sık adı gecen. Boşanmalara neden olan… Çalışmadığı halde şirketinde sigortalı gösterdiği seks işçileri. Nereye baksan bir sıkıntı Zaman zaman baba oğul analı kızlı seyahatler..
Belki de en doğrusu şudur: Koltuğa talip olanların en büyük yatırımı dedikodu değil, kamuoyuna açık ve doğrulanabilir icraat olmalıdır. Çünkü seçim biter, söylentiler dağılır; geriye yapılan işler kalır.
YAKINDA GAZETECİLERE KAMERALI TUZAK...
Burhan AKDAĞ























Yorum Yazın