MENU
  • EĞİTİM
  • MEKAN
  • HABER
  • Basın Bülteni
  • SİNEMA
  • Kadın
  • YAZARLAR
  • FOTO GALERİ
  • WEB TV
  • HABER ARŞİVİ
  • YOL TRAFIK DURUMU
  • BİYOGRAFİLER
  • RÖPORTAJLAR
  • Künye
  • Gizlilik Politikası
  • İLETİŞİM
  • Foto Galeri
  • Web TV
  • Yazarlar
Haber Caddesi
DOLAR6.8555
EURO7.7475
GR ALTIN390.45
ÇEYREK640.68
İstanbul
Haber Caddesi
Haber Caddesi
  • MAGAZİN
  • MÜZİK
  • YAŞAM
  • GÜNCEL
  • MODA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SAĞLIK
  • KÜLTÜR & SANAT
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
Kapat

NERDE O ESKİ GAZİNOLAR , TAVERNALAR…?

Ana SayfaYazarlarFATOŞ ACAR
07 Eylül, 2026, Pazartesi 19:07
  • yazdıryorum yazfont küçültfont büyüt
NERDE O ESKİ GAZİNOLAR , TAVERNALAR…?

 

Hani bir şarkı vardı eskilerden gelen 

“Ne zaman duysam bülbülün sesini 

Hatırlarım hemen aşk bestesini

Maziyi unutma eski günleri 

Yad edelim artık geçen günleri 

Maziyi unutma eski günleri “

Diye devam eder gider ya, kimlerin sesinden dinlemedik ki radyolardan, gazinolara taşan bu güzel şarkıyı. Zeki Müren’ den Emel Sayın’a, Suat Sayın’dan, Neşe Can’a, Müzeyyen Senar’a kadar en güzel sesler ve daha nice nice şarkıcılar söyledi.

“Mazi kalbimde bir yaradır”

Bu güzel eserleri dinlerken belki çok gençtik maziyi aklımıza getirip düşünmüyorduk bile belki kelime anlamını bile merak etmiyorduk. Ama mazi artık bizlerin yaşındaki herkes için kalplerinde bir yaraydı.

Gazinolar ve tavernalar çoktan devrini kapattı bir hayal oldu.

“Ne gelen , ne soran var 

Acı geçti günlerim”

Radyolar artık yalnızca arabalardan ses veriyor oysa eskiden özel bir rafa ya da dolabın üstüne koyar kulağımızı da dibine kadar dayardık adeta 

Evinde radyo dinleyen kim kaldı ki ? Pikaplar, kaset çalan teypler, CD ler hepsi mazi de kaldı.

Radyoların bir çoğu antikacılara düştü , merakı olup alan var mı bilmem alınsa da eskisi gibi çalışıyor mu? Radyoya dantel örtü örtülür, itinayla korunurdu saat başı haberler dikkatle dinlenirdi , yaşlılar “Ajans Saati”der hiç kaçırmazlardı. Yurttan sesler, çocuk saati programları, arkası yarınlar, skeçler, mikrofonda tiyatrolar, senfoni orkestralarından en ünlü klasik eserler, şarkılar, türküler ve onları seslendiren sanatçılar hepsi bir kutunun içindeydi, seslerin duyuyor yüzlerini göremiyorduk, bize bu imkanı gazinolar sağlıyordu. Radyolarda anten yükseltip ya da sağa sola eğerek kanal araştırılırken içeriden gelen parazit sesleri kulaklarımızı tırmalardı.

Seslerini duyduğumuz şarkıcıları, türkücüleri gazinolarda görerek istek şarkılarımızı da peçete ya da varsa kâğıt parçalarına yazıp garsonla sanatçıya iletmek onların adımızı ilan ederek sıradaki istek şarkısını söylemesi ayrı bir keyifti. 

Ama artık tüfek icat olmuş , mertlik bozulmuştu yani televizyon çoğalan kanallarıyla , sabahtan akşama kadar devam eden programlarıyla radyonun tahtını sarsmış sanatçılarında televizyon programlarıyla gazinoların da işleri yavaş yavaş bozulmaya başlamıştı. 

Herkes gazinolarda ki sandalyeleri boşaltmış, para vermektense sanatçıları evlerindeki koltuklarında rahat rahat izliyorlardı. Yalnızca çocukların değil radyonun ve gazinoların da pabuçları dama atılmıştı.

Televizyon bu savaşın galibiydi şimdi onun da tahtını cep telefonları, internet sarsıyor , dizilerden medet umuyorlardı ayakta kalabilmek için çünkü filmler de artık sinemalarda üç beş kişiyle izleniyordu o da mazi oldu. Çünkü çok sinema iş yapamadığı için perdelerini kapattı, Salonlarının kapısına kilit vurdu şimdi üç beş AVM nin içinde yaşamaya çalışıyor. 

Her şey yavaş mı ilerliyor dersiniz ? Biz yaşlanıyoruz, çocukluğumuz gençliğimiz kayboluyor tüm kültürlerimiz bir bir yok oluyor. 

Gazino farklı bir kültürdü, anne babalarımızın devamı olarak onların sağladığı imkanlarla yıllarca bu kültürü yaşadık şimdi özlemi kaldı insanın içinde keşkeleri çoğalıyormuş zamanla hayat bir akarsu taşlara, otlara çarpa çarpa arada bir durgun gibi olsa da çağlayarak gidiyor.

Çocukluğumdan beri gazinoları çok güzel yaşadım , dayım Zabıta Komiseriydi , babam da döneminin iyi bir iş adamıydı, dayım bize en ön sıralardan masa ayırtırdı, devamlı müşteri olunca garsonların babama hizmeti de daha farklı oluyordu, hürmetle eğilirlerdi. Her ay değişen programlar, gazetelerdeki ilanlar , duvarlara asıldan afişlerdeki sanatçılar… 

Assolistler, alt solistler, üvertür sanatçılar sahneye çıktıkları an haklı olarak çatal bıçak sesi istemeyen sanatçı kaprisleri geç çıkanlar, kulis şımarıklıkları, sahne hazırlıkları için bitmeyen istekler , kostüm değiştirme arası, saz sanatçılarıyla olan anlaşmazlıklar, mikrofonlardan yayılan bozuk sesler, gazino patronlarıyla ücrette anlaşamamak ve assolistlerin çılgın isteklerinin attaki solistlere de geçişleri sahneyi uzatmak ya da kısa kesmek

Herşey yavaş yavaş yerini yeni gelene bırakıyordu. Televizyon komşumuz Leyla teyzenin ahmak kutusu dediği konumdan çıkmıştı artık akıl ve keyif kutusu olmaya başlamıştı, haftada bir yada iki gün yerine her gün açılan televizyonlarımız neredeyse hiç kapanmadan renkli yayın yapıyordu. 

Siyah beyaz izlediğimiz dönem seksen öncesinde kalmış , düğmeyle kapatma devri de mazi olmuş , tüplü televizyonların yerini plazmalar almış bir kumandayla yerinizden kalkmadan zahmetsizce o kanal, bu kanal dolaşıyordunuz . 

Doksanlı yıllara geldiğimizde gazinolar bu boşluğu kaldıramadı, bir bir kapanmaya başlamıştı zaten patronlarının da ömrü bitmiş dünya değiştirmişlerdi en büyük patrondu Fahrettin Aslan.

Sanki bir gazino değil bir okul gibiydi onun yönetimi, kimleri dize getirmiş , kimlere iş vermiş, kimleri ise gazinosundan içeri sokmamıştı. Büyük bir isimdi Fahrettin Aslan ve onun gazinoları Maksim’de sahne almak olaydı. Ben İstanbul’da bu gazinoları babamdan duyardım o dükkanı için mal almaya gittiğinde mutlaka programlara bakar, ziyaretini eder yemeğini yer, içkisini içer bize de anlatırdı keyif adamıydı en lüks otellerde kalır, en şık gazinolarda yemeklerini yerdi.

Yalnızca Ankara da değil İzmir’de ki fuarlara da gider orada da sahne alan sanatçıları izlerdik şimdi geçip giden o güzel günlerden geriye yalnızca bir kaç fotoğraf ve anıları kaldı. 

1979 yılının son günleri Aralık ayı annem ve kayınvalidem benim üzerimde bahse girdiler kızıma hamileydim, kayınvalidem çok fazla yiyip içmediğim için beni hep ümitsiz vaka olarak görürdü. 

Garibim annem “ Bu kez çok iyi yiyor üç kiloluk doğar bebek” dedi. Kayınvalidem “iki kilo bile doğuramaz” dedi. Bahis olarak da Ankara Başkent Gazinosunda sahne alacak olan Muazzez Abacı konseri, kim kaybederse o götürecekti. 

Tabi ki annem kaybetti , 19 Ocak 1980 de kızım erken doğumla dünyaya geldi , kayınvalidem bana kızgınlığından bebeği görmek bile istemedi hastaneye hiç gelmedi bir kilo üç yüz seksen gram ağırlığındaydı, elime verdiklerinde ise şiş kısım gitmiş bir kilo yüz seksen grama inmişti bebeğim.

Ahhh anacığım verdiği sözü tuttu Muazzez Abacı’nın çarşamba günleri öğleden sonra kadınlar matinesindeki programına kayınvalidemi götürdü, İkisi de çok severdi o usta sanatçıyı sonra annem gazino dönüşü beni ziyarete geldi, banyoya girdi ellerini yıkarken Muazzez Abacı dan bir şarkı söylüyordu. 

“Dilimi bağlasalar anmasam hiç adını 

Gözümü dağlasalar görmesem hiç yüzünü 

Elimi bağlasalar tutmasam ellerini 

Silemezler gönlümden ne aşkını ne seni”

Sesi titrek , gözleri ise yaşlarla doluydu yaşasın diye kızıma dua ediyordu. 

Allahıma binlerce şükür, anneannesinin inancıyla , dualarıyla yaşama tutundu çok güzel , sorunsuz büyüyerek yüzümüzü güldürdü o şimdi ikizlerimin annesi Allah sağlıklı ömürlerle yaşatsın.  

Çocuklarımı kardeşlerime bırakıp o kadar çok gazinoya gittik ki eşimle ve arkadaşlarımızla ama kardeşlerimle de baba evimizde çocuk yaşlarımızdan itibaren en güzel gazino gecelerini yaşadık. Sanatçıların saygılı konuşmalarını, teşekkürlerini alkış seslerini özledik desem yalan olmaz hele kadınlar matinesini kardeşlerimle, arkadaşlarımızla hep birlikte doldururduk. 

Pastalarla , böreklerle , dolmalarla gelenleri unutmak mümkün mü ? 

 

Tavernalar hala var mı bilmem ama biz o ışıltılı eğlence dünyası gazinoların, sanatçıların giydiği şahane kostümlerin defterini çoktan kapattık, artık hemen herkes evinde. Ortak bir alan var adına salon dediğimiz eskiden herkesi bir araya toplayan ama şimdi çocukların bile odasındaki televizyonlar aile kavramını yok etmiş vaziyette oysa küçücük bir radyo aileyi başına toplar bir arada oturup dinlettirirdi kendini.  

Şimdi herkesin ayrı dizisi, yarışmaları ya da belgeselleri var kim kime dum duma dönemini yaşıyoruz. Gazinolara bile ailece gidilirdi şimdi odalarına kaçan kaybolmuş aileleri yaşıyoruz televizyon ve telefonkolik olduk her birimiz, yan odada annemiz hastalansa umurumuzda olur mu acaba?

Geçen hafta İzmir’den Ankara ‘ya dönerken arabanın radyosundan gelen şarkılara kulak verdim önce Ümit Besen sonrasında ise Cengiz Kurtoğlu, Nejat Alp ve Arif Susam, Ferdi Özbeğen olarak hazırlanmış bir programda taverna sanatçıları peş peşe öyle güzel şarkılar söyledilerki sanki gazinodaydım, onlarla birlikte bende söyledim.

Bundan sonra gençleri nasıl bir gelecek bekliyor acaba ?

Bu hafta da bu kadar olsun, sevgiyle kalın 

FATOŞ ACAR

GAZETECİ - YAZAR

Yorum Yazın

FATOŞ ACAR

    iletişime geç

    FATOŞ ACAR

    Bizi Takip Edin
    Facebook
    Twitter
    Instagram
    Youtube
    Köşe Yazarları
    FATOŞ ACAR
    FATOŞ ACAR NERDE O ESKİ GAZİNOLAR , TAVERNALAR…?
    SEÇİL ESKİOĞLU
    SEÇİL ESKİOĞLU DÜNYA YAVAŞ YAVAŞ YAŞANMAZ HALE Mİ GELİYOR?
    ŞEHNAZ DİLAN
    ŞEHNAZ DİLAN BİR KOLTUKTA SON BULAN HAYAT
    MEHMET ALİ BABAR
    MEHMET ALİ BABAR İLAHİ ADALETİN ŞAŞMAZ TERAZİSİ
    CELAL KODAMANOĞLU
    CELAL KODAMANOĞLU PEPSİ -COLA
    ESRA SONGÜLER
    ESRA SONGÜLER Hayalinin Peşinden giden kadın JOANNE KATHLEEN ROWLİNG
    MUSTAFA ÇOLAKOĞLU
    MUSTAFA ÇOLAKOĞLU DEĞİŞEN ALIŞKANLIKLARIMIZ
    SOSYAL PEDAGOG, BİREYSEL ÇİFT VE AİLE DANIŞMANI HANIM DEMİRBAŞ
    SOSYAL PEDAGOG, BİREYSEL ÇİFT VE AİLE DANIŞMANI HANIM DEMİRBAŞ YALNIZ KALABİLMEK BAŞKA, YALNIZ OLMAK BAŞKA
    SABİHA ÜNAL
    SABİHA ÜNAL ZEHİRLENEN ÇOCUKLUĞUMUZ
    HABİB BABAR
    HABİB BABAR ALFA 2, ALFA 8
    BURHAN AKDAĞ
    BURHAN AKDAĞ ÇEKİRGE ALANYA’DA SIÇRAYAMADI: BEŞİKTAŞ’I BU LİGDEN SOĞUTMAYIN!
    AV.ONUR YAĞIŞAN
    AV.ONUR YAĞIŞAN SOSYAL MEDYA FENOMENLİĞİ BOŞANMA NEDENİ Mİ?
    LEYLA SOMER
    LEYLA SOMER BİR KAP SU, BİR GÖLGE, BİR VİCDAN
    ZAFER DİNÇER
    ZAFER DİNÇER VEFA SADECE BİR SEMT ADIYMIŞ
    NAZLI ARMAN
    NAZLI ARMAN SEVMEK
    FUNDA AKOSMAN
    FUNDA AKOSMAN YENİ YIL
    MERAL KONRAT
    MERAL KONRAT KİME GÖRE DÜŞMAN!
    Haber Caddesi
    KünyeGizlilik PolitikasıRSSSitemapSitene EkleArşivİletişim
    SOSYAL MEDYA BAĞLANTILARI
    FACEBOOKTWITTERINSTAGRAMLINKEDINYOUTUBE

    Haber Caddesi 2021 | Yazılım: Onemsoft

    Haber GönderFirma Ekleİlan Ekle