Gün geçmiyor ki sanat dünyasından bir ölüm haberiyle yüreğimiz yanmasın… Her yeni ölüm haberinde insan biraz daha susuyor, biraz daha düşünüyor. Çünkü gidenlerin ardından sadece bir sanatçıyı değil, bir dönemi, bir hatırayı, bir sesi, bir yüzü de uğurluyoruz. Şimdi de sinema, dizi ve tiyatro dünyasının çok yönlü oyuncusu Serhat Kılıç’ın ölüm haberiyle sarsıldım. Henüz 51 yaşındaydı… İnsanın ‘Daha çok gençti’ demekten kendini alamadığı bir yaş. Hayatın daha önünde uzun yıllar var sanırsınız. Yeni roller, yeni projeler, yeni sahneler, yeni heyecanlar bekliyorsunuzdur. Ama hayatın ne zaman, nerede ve nasıl son bulacağını hiç kimse bilmiyor. Serhat Kılıç’ın hayatını kaybetme biçimi ise ölümün ne kadar sessiz ve ansızın gelebileceğini bir kez daha hatırlattı bana.
Kendi evinde, oturduğu koltuğun üzerinde hayata veda etmiş… Belki o koltukta daha önce defalarca oturdu. Bir senaryoyu düşündü, bir telefon görüşmesi yaptı, televizyon izledi, dinlendi, hayaller kurdu. Belki yarın yapacağı işleri düşündü. Belki de hayatın bütün yorgunluğunu birkaç dakikalığına o koltuğa bırakmıştı. Ve kim bilebilirdi ki o koltuk onun hayata veda edeceği son yer olacaktı? İşte hayat tam da böyle… Bazen kalabalıkların içinde, alkışların arasında yaşarsınız, bazen de en sessiz anınızda perde kapanır. Sanatçıların hayatına dışarıdan bakınca çoğu zaman sadece ışıkları görürüz. Sahneyi, kamerayı, alkışı, şöhreti… Oysa onların da bizim gibi dertleri, korkuları, yalnızlıkları, sevinçleri ve umutları vardır. Bir oyuncu sahneye çıktığında başka bir hayatı yaşar. Başka bir karaktere dönüşür. Güldürür, ağlatır, düşündürür. Biz de ekranın karşısında ya da tiyatro salonunda onun gerçek hayatını unutup canlandırdığı karaktere inanırız. Ama perde kapandığında o da kendi hayatına döner. Serhat Kılıç’da yıllar boyunca farklı karakterlerle evlerimize konuk oldu. Sinemada, dizilerde ve tiyatro sahnesinde bıraktığı izlerle hatırlanacak. Şimdi geriye yaptığı işler, canlandırdığı karakterler ve onu tanıyan insanların hafızalarında kalan güzel anılar kaldı. Ne garip değil mi? İnsan hayattayken geleceğe dair planlar yapıyor. ‘Yarın bunu yaparım’ diyor. ‘Şu projeyi tamamlarım’ diyor. ‘Bir gün şunu gerçekleştiririm’ diyor. Sonra bir haber geliyor… Ve bütün o planların üzerine kocaman bir sessizlik çöküyor. Ölümün en acı tarafı da bu galiba. Geride kalanların ‘Keşke…’ diye başlayan cümleleri. Keşke biraz daha yaşasaydı… Keşke bir kez daha görebilseydik… Keşke bir kez daha konuşabilseydik… Keşke son kez sarılabilseydik…
Ama ölümün telafisi yok. Sanat dünyasında son yıllarda arka arkaya kaybettiğimiz isimler bana hep aynı şeyi düşündürüyor: Biz onları sadece haber olduğunda hatırlamamalıyız. Onlar yaşarken değerlerini bilmeliyiz. Bir sanatçının kıymetini, ölüm haberinden sonra değil, hayattayken anlatmalıyız. Çünkü alkışın en güzeli, insan hayattayken duyulan alkıştır. Bugün Serhat Kılıç’ın ardından üzülüyoruz. Belki onu hiç tanımadık. Belki aynı masaya hiç oturmadık, sohbet etmedik. Ama yaptığı işlerle hayatımızın bir yerinden geçti. Bir karakteriyle bizi güldürdü, başka bir rolüyle düşündürdü, bir sahnesiyle hafızamızda yer etti. Sanatçı olmak biraz da budur zaten… Hayatınız sona erse bile eserleriniz yaşamaya devam eder. Bir oyuncunun gerçek ömrü, sadece yaşadığı yıllardan ibaret değildir. Onun ömrü, izleyicisinin hafızasında ne kadar yaşadığıyla da ilgilidir. Serhat Kılıç’ın da bundan sonraki hayatı, onu sevenlerin ve yaptığı işleri izleyenlerin hafızasında devam edecek. Ama insan yine de sormadan edemiyor… 51 yaşında bir insanın hayatı neden bu kadar erken sona erdi? Bunu kabullenmek kolay değil. Hele ki ölüm evinizin içinde, hiç beklemediğiniz bir anda gelmişse… Hayat gerçekten çok garip. Bir gün aynı koltukta oturup hayatı düşünüyorsunuz, ertesi gün o koltuk sizin ardından bırakacağınız son hatıraya dönüşüyor. İşte bu yüzden hayatı ertelememek gerekiyor. Sevdiklerimize sevgimizi söylemek… Kırgınsak barışmak… Aramak istediğimiz insanı aramak… ‘Sonra söylerim’ dememek… Çünkü bazen o sonra hiç gelmiyor. Serhat Kılıç’a Allah’tan rahmet, ailesine, yakınlarına, dostlarına, sevenlerine ve sanat dünyasına sabır diliyorum. Geride bıraktığı eserleriyle, canlandırdığı karakterleriyle ve sanat dünyasına kattıklarıyla hatırlanacak. Perde kapandı belki ama bıraktığı izler kolay kolay silinmeyecek. Huzur içinde uyu Serhat Kılıç… Mekanın cennet olsun. Biz seni yaptığın işlerle, sanatınla ve geride bıraktığın güzel izlerle hatırlayacağız. Başımız sağ olsun…
Şehnaz DİLAN























Yorum Yazın