İnsan ilişkilerinin temelini güven, merhamet ve samimiyet oluşturur. Bir insanın karşılık beklemeden sunduğu bir tebessüm, gösterdiği hoşgörü veya uzattığı yardım eli, dünyayı yaşanabilir kılan en kıymetli erdemlerdendir. Ancak modern çağın en büyük ahlaki aşınmalarından biri, saf niyetlerle sunulan bu iyiliklerin birer zayıflık gibi algılanması ve fütursuzca suistimal edilmesidir. İyilik yapmak bir acizlik değil, aksine yüksek bir karakter ve içsel güç göstergesidir. Karşısındakinin sabrını, cömertliğini veya iyi niyetini kendi çıkarları için basamak yapanlar, yalnızca bir insana zarar vermekle kalmaz; toplumun vicdan harcını da zedeler. Suistimal edilen her samimi niyet, bir sonraki insanın kalbine şüphe tohumu eker ve dünyayı biraz daha kuraklaştırır. "Nasılsa affediyor", "nasılsa ses çıkarmıyor" diyerek sınırları çiğnemek, insan onuruna yakışmayan bir gaflettir.
İnsanların suskunluğu veya çaresizliği, haksızlık yapanı yanıltmamalıdır. Hayat, sadece görünen hesaplaşmalardan ibaret değildir. Kâinatta hiçbir eylemin, hiçbir kırık kalbin ve hiçbir nankörlüğün kaybolmadığı mutlak bir düzen vardır. İlahi adalet, insanın aceleci beklentilerine göre değil, kendi vakti ve hikmetiyle işler. Zamanın Tecellisi: İlahi adaletin gecikmesi, onun yok sayıldığı anlamına gelmez; aksine her şeyin en doğru zamanda, en net şekilde karşılık bulacağı bir mühlet sürecidir. İyiliği kötüye kullanmak, doğrudan bir kul hakkı ihlalidir ve vicdan terazisinde en ağır yüklerden biridir. Yaşattığını yaşamadan bu dünyadan göçmeyecek olan insan, ektiği vefasızlığın hasadını er ya da geç toplar.
Bir kalbi kırmak, verilen emeği hiçe saymak veya temiz duyguları menfaate alet etmek, görünürde sahibine anlık kazançlar sağlayabilir. Ancak bu kazançlar, hakikatin terazisinde yalnızca ağır bir vebale dönüşür. Gözden kaçan, unutulan ya da hesabı sorulmayan hiçbir kötülük yoktur. Güzel olanı korumak, iyiliğe iyilikle karşılık vermek ve merhameti sömürmemek insanın kendine olan saygısının gereğidir. Unutulmamalıdır ki dünya bir yankı odasıdır; insan neyi fısıldarsa, ilahi adalet ona o fısıltıyı bir gün mutlaka haykırış olarak geri döndürür.
Mehmet Ali BABAR























Yorum Yazın