“Ben Tatar Ramazan’ım, bu hile ve oyunu bozarım”
Çok sayıda film izleriz sonra film biter, ışıklar yanar, unutulur gider ama bazı filmler vardır ki, bittiğinde içimizde yaşamaya devam eder. Tatar Ramazan ya da gerçek adı ile Mecit Çoksu’nun hikayesi de böyledir.
Onun hikayesi bir mahkum, hikayesi değildir. Haksızlığın karşısında susmayan, boyun eğmeyen ve bedeli ne olursa olsun doğru bildiği yoldan dönmeyen bir adamın hikayesidir.
Cezaevinin soğuk duvarları arasında bile insanlığını kaybetmemesi onun asıl gücüdür çünkü Ramazan için özgürlük, yalnızca demir parmaklıkların dışına çıkmak değildi asıl özgürlük, insanın kendi vicdanına karşı başını eğmemesiydi.
O’nun öfkesi bile aslında derin bir acının içinden doğmuştu. Yaşadığı haksızlıklar, kayıplar ve ihanetler onu sertleştirirken, sevdiği insanlara olan bağlılığı bize hala kalbinin bir yerinde umut taşıdığını göstermektedir.
Tatar Ramazan bize şunu hatırlatır:
Bazen doğru olanı yapmak, yalnız kalmayı göze almaktır.
Bazen adalet için mücadele etmek, her şeyini kaybetmek demektir.
Ve bazen bir insanın elinde kalan tek şey, onurudur.
Üzerinden neredeyse çeyrek asır geçse de Tatar Ramazan’ın hikayesinin unutulmamasının nedeni belki de budur çünkü hepimizin içinde, haksızlık karşısında susmak istemeyen bir taraf mutlaka vardır. Hepimiz hayatın bir yerinde adaletsizliğe uğramış, anlaşılamamış veya yalnız bırakılmış olabiliriz.
Ramazan’ın acısı bu yüzden bize yabancı gelmez.
O, yalnızca beyaz perdedeki bir karakter değildir.
Başrollerini Kadir İnanır'ın oynadığı “Tatar Ramazan” adlı sinema filmi yıllarca konuşulmuş ve
‘Benim adım Tatar Ramazan ben bu oyunu bozarım' repliği yıllarca her ortamda söylenmişti.
Herkes filmi konuşurken, Tatar Ramazan'ın kim olduğu ve filmde kimin hayatının konu alındığı hiç merak edilmemişti. Acaba gerçek Tatar Ramazan varmıydı? İşte kafama takılan bu soru beni araştırmaya yöneltti. Evet böyle biri vardı Tatar Ramazan aslında Ağrılı Mecit Çoksu adında bir eşkiyaydı…
Senarist Kerim Korcan Sinop Cezaevi'nde aynı koğuşta kaldığı yıllarda , Mecit Çoksu’nun sıra dışı kişiliğinden ve göstermiş olduğu cesaret örneklerinden çok etkilenir bu nedenle onun hayatını senaryolaştırarak beyaz perdeye taşır.
İşte herkesin çok iyi bildiği, Kadir İnanır'ın başrolünde oynadığı “Tatar Ramazan” filmi böylece hayat bulur… Kimbilir belki de bu film olmasaydı, Mecit Çoksu sıradan bir eşkiya olarak unutulup gidecekti…
Kimdi bu Nam-ı diğer Tatar Ramazan yada gerçek adı ile Mecit Çoksu?
Öncelikle belirteyim ki, her ne kadar filmdeki adı Tatar Ramazan olsa da, Mecit Çoksu’nun aslında yakından uzaktan Tatarlıkla bir ilgisi yoktu aslı Kürttü.
Senarist Yazar Kerim Korcan, 1969 yılında Tatar Ramazan adlı kitabını yayımladığında, hapishanelerin o boğucu, karanlık, insanı yutan dünyasını sayfalara döktü. Koğuş ağalarının zulmü, gardiyanların sopası, müdürlerin ilgisizliği, kumar, dayak, zincir… Korcan bunları biliyordu çünkü kendisi de o duvarların arkasında yıllarca yatmıştı. Sinop Cezaevi’nde, aynı koğuşta, tanıştığı adam onun yüreğini fethetmişti.
Adamın adı Mecit Çoksu’ydu. Halk arasında Kürt Mecit olarak tanınırdı, 1912’de Ağrı’nın Diyadin ilçesine bağlı Tendürek köyünde, sert dağların eteklerinde doğmuştu. Celali aşireti mensubuydu. Zilan Katliamının kanlı gölgesi ailesinin üzerindeydi. Abisinin acımasızca infaz edilişi, sevdiklerine yapılan haksızlıklar genç Mecit’i dağlara, silaha ve kaçışa sürüklemişti . Resmi kayıtlarda “Eşkiya” diye geçti ama halkın gönlünde, haksızlığa uğrayan köylünün koruyucusu, zulme boyun eğmeyen yiğit olarak seviliyordu.
Bitlis, Siirt, Adana, Sinop, İmralı… Gittiği her cezaevinde aynı şeyi yaptı:
Eğilmedi, koğuş ağalarına, idareye, haksız düzene karşı tek başına karşı durdu. Cezasını zincirli, hücrede, yalnızlık içinde, dokuz yılın büyük kısmı o soğuk demirlerin ağırlığı altında geçti.
Sinop’ta Senarist Kerim Korcan’la aynı koğuşu paylaştılar, aynı havayı soludular. Kerim Korcan, o adamın gözlerindeki ateşi, dimdik duruşunu, adalet diye yanıp tutuşan yüreğini asla unutamadı ve o yürek, yıllar sonra sayfalara döküldü.
Senaryo da Kerim Korcan, gerçek ismini ve kökenini asla yazmadı. Yasaklı bir halkı yazarak, Mecit’i daha fazla hedef haline getirmemek, sansürden korumak belki de onu biraz olsun güvende tutmak içindi. Karakterin adını “Ramazan” yaptı, kökenini Polatlı’lı bir Kırım Tatarı olarak kurguladı böylece bir Kürt mahkumun acısı, bütün Anadolu’nun ortak acısına dönüştü. “Tatar inadı” herkesin diline, herkesin yüreğine yerleşti. Tatar Ramazan artık sadece bir kişi değildi, ezilenin, kırılanın, dört duvar arasında bile onurunu korumaya çalışan herkesin ortak sesi oldu.
1990’da o ses beyaz perdede yankılandı. Melih Gülgen’in yönetmenliğinde, Kadir İnanır’ın unutulmaz oyunculuğuyla, Ahmet Kaya’nın yüreği delen müziğiyle 1942’nin karanlık savaş günlerinde, toprak ağasının zulmüne karşı ayağa kalkan, hapishanede bile dik duran bir adamın hikayesi… “Yedi vilayet, yetmiş karyede namı söylendi” diye biten o film, bir neslin yüreğine kazındı. 1992’de “Tatar Ramazan Sürgünde” ile efsane tamamlandı. Kadir İnanır, o karakterle öyle bir bütünleşti ki, sanki Mecit’in ruhu onun bedenine geçmiş gibiydi.
Gerçek Mecit Çoksu, cezaevinden çıktıktan sonra Van’ın Muradiye ilçesine yerleşti, halktan uzak sade bir yaşam sürdürerek evlendiği eşi Zeyno’yla bir yuva kurdu, çocuklarını büyüttü, 1985’te o topraklarda gözlerini yumdu.
O ölmüştü ama Tatar Ramazan hiçbir zaman ölmedi çünkü o, bir isimden çok daha fazlasıydı. Zincirlerin ağırlığına rağmen eğilmeyen bir bel, haksızlığa karşı yükselen bir nara, karanlıkta bile yanan bir ateşti.
Film bittiğinde geriye yalnızca Tatar Ramazan’ın hikayesi kalmaz, bir soru kalırdı insanın içinde:
“Ben, kendi doğrularım uğruna ne kadar bedel ödemeye hazırım?”
Belki de Tatar Ramazan’ı yıllar sonra bile unutulmaz yapan en büyük şey budur.
Bazı adamlar yaşlanır, bazı hikayeler unutulur ama onur için verilen mücadele, zaman geçse de insanın yüreğinde yaşamaya devam eder.
Biri yıllar önce kaybettiğimiz, Mecit Çoklu, diğeri ise çok yenilerde geçtiğimiz aylarda kaybettiğimiz, bizlerin hafızasına Tatar Ramazan’ı kazıyan Kadir İnanır’ı saygı ile anıyorum.
Haftaya başka bir yazımda buluşmak üzere hoşçakalın ama hep dostça kalın
CELAL KODAMANOĞLU
GENEL YAYIN KOORDİNATÖRÜ
























Yorum Yazın