MENU
  • EĞİTİM
  • MEKAN
  • HABER
  • Basın Bülteni
  • SİNEMA
  • Kadın
  • YAZARLAR
  • FOTO GALERİ
  • WEB TV
  • HABER ARŞİVİ
  • YOL TRAFIK DURUMU
  • BİYOGRAFİLER
  • RÖPORTAJLAR
  • Künye
  • Gizlilik Politikası
  • İLETİŞİM
  • Foto Galeri
  • Web TV
  • Yazarlar
Haber Caddesi
DOLAR6.8555
EURO7.7475
GR ALTIN390.45
ÇEYREK640.68
İstanbul
Haber Caddesi
Haber Caddesi
  • MAGAZİN
  • MÜZİK
  • YAŞAM
  • GÜNCEL
  • MODA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SAĞLIK
  • KÜLTÜR & SANAT
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
Kapat

BİR ÇANTAYA KAÇ HAYAT SIĞAR?

Ana SayfaYazarlarSABİHA ÜNAL
08 Eylül, 2026, Salı 19:01
  • yazdıryorum yazfont küçültfont büyüt
BİR ÇANTAYA KAÇ HAYAT SIĞAR?

 

Okulların açılmasına sayılı günler kaldı.

Kırtasiyelerin raflarında yeni defterler, rengârenk kalemler, çantalar… Evlerde okul hazırlığının telaşı, çocuklarda arkadaşlarına kavuşmanın heyecanı, anne babalarda ise yeni bir eğitim yılına dair umutlar ve kaygılar var. Yakında sokaklarda sırtında kendisinden neredeyse büyük çantalar taşıyan çocukları yeniden göreceğiz. O çantalara baktığımızda kitapları, defterleri, kalem kutularını görüyoruz.

Peki görünmeyenleri?

Bir çantaya kaç hayat sığar hiç düşündük mü?

Çünkü o çantada yalnızca ders kitapları yoktur. Bir annenin duası, bir babanın umudu, bir öğretmenin emeği vardır. Bir çocuğun başarısız olma korkusu, arkadaş edinme heyecanı, kendini kabul ettirme çabası, merakı, kırılganlığı ve henüz kendisinin bile tam olarak bilmediği hayalleri vardır. Kısacası o küçücük çantada bir çocuğun bugünü kadar yarını da taşınır.

Her Çocuk Okula Başka Bir Hikâyeyle Gelir

Aynı okul kapısından girseler, aynı sıralarda otursalar ve aynı öğretmeni dinleseler de hiçbir çocuk sınıfa aynı hayatı getirmez.

Biri güvenli ve huzurlu bir evden çıkar, diğeri evde yaşanan sorunları sessizce yanında taşır. Biri okulun açılacağı günü sabırsızlıkla beklerken bir başkası “Acaba beni sevecekler mi?” diye düşünür. Birinin kaygısı sınavdır, diğerininki arkadaş edinebilmektir.

Bir çocuk için okul başarı demektir; başka bir çocuk için ait olabileceği güvenli bir yer…

Çocuk psikolojisi açısından öğrenme yalnızca bilişsel bir süreç değildir. Çocuğun kendisini güvende hissetmesi, kabul edildiğini bilmesi, aidiyet geliştirmesi ve hata yapmaktan korkmaması öğrenme sürecini doğrudan etkiler. Bu nedenle sınıfa giren çocuğun yalnızca akademik hazırbulunuşluğunu değil, duygusal dünyasını da görebilmek gerekir. Çünkü bazen çocuğun taşıdığı en ağır yük, sırtındaki kitaplar değildir.

“Kaç Aldın?” Yerine “Bugün Nasıldın?”

Yeni eğitim yılıyla birlikte evlerimizde tanıdık sorular yeniden duyulacak:

“Sınavdan kaç aldın?”

“Kaç yanlış yaptın?”

“Arkadaşın kaç aldı?”

Elbette akademik başarı önemlidir. Çocuğun sorumluluk almayı, emek vermeyi ve başladığı işi tamamlamayı öğrenmesi gerekir. Ancak başarıyı yalnızca notlarla tanımladığımızda önemli bir hata yapıyoruz.

Çocuklarımızı sürekli başkalarıyla kıyaslamak, başarıyı sevgi ve takdir görmenin koşulu hâline getirmek zamanla çocuğun özdeğerini de performansına bağlamasına neden olabilir. Bu yüzden okuldan dönen bir çocuğa bazen başka sorular sormalıyız:

“Bugün nasıldın?”

“Seni mutlu eden ne oldu?”

“Canını sıkan bir şey yaşadın mı?”

“Yeni bir şey öğrendin mi?”

“Bir arkadaşına yardım ettin mi?”

Çünkü eğitim yalnızca ne kadar bildiğimizle değil, bildiklerimizle nasıl bir insan olduğumuzla da ilgilidir. Eğitimde unutmamamız gereken temel gerçeklerden biri bireysel farklılıklardır. Her çocuk aynı hızda öğrenmez. Her çocuk matematikte başarılı olmayabilir. Birinin sayılarla kurduğu ilişkiyi diğeri kelimelerle kurar. Biri müzikte kendisini ifade eder, diğeri sporda, resimde veya bilimde… Sorun çocukların farklı olması değildir. Asıl sorun, farklı çocuklardan aynı biçimde başarılı olmalarını beklemektir.

Bir çocuğun değerini yalnızca sınav sonucuyla ölçmek, koca bir gökyüzünü küçük bir pencereden değerlendirmeye benzer. Eğitimin görevi bütün çocukları birbirine benzetmek değil, her çocuğun içindeki potansiyeli keşfetmesine yardımcı olmaktır

Bir çocuğun hayatındaki en önemli yetişkinlerden biri öğretmenidir. Çünkü öğretmenin söylediği sıradan görünen bir cümle, çocuk için yıllarca unutulmayacak bir hatıraya dönüşebilir.

“Sen yapabilirsin.”

“Sana güveniyorum.”

“Yanlış yapman önemli değil, yeniden deneyelim.”

Bu birkaç kelime bazen bir çocuğun kendisine olan inancını değiştirebilir.

Tersi de mümkündür.

Küçümseyen, aşağılayan, arkadaşlarının önünde utandıran veya sürekli kıyaslayan bir dil de çocuğun zihninde yıllarca yaşayabilir.

Bu nedenle öğretmenlik yalnızca müfredatı yetiştirmek değildir. Öğretmen bazen farkında olmadan bir çocuğun kendisi hakkında yazdığı hikâyenin birkaç cümlesini de kaleme alır. İşte öğretmenliğin gücü ve sorumluluğu burada saklıdır.

Başarılı Çocuk mu, İyi İnsan mı?

Çocuklarımızın başarılı olmasını elbette istiyoruz. İyi okullarda okusunlar, yabancı dil öğrensinler, bilimi ve teknolojiyi takip etsinler, mesleklerinde başarılı olsunlar…

Peki ya vicdan?

Peki ya empati?

Peki ya merhamet?

Çocuğumuz sınavda birinci olduğunda gurur duyuyoruz. Peki okul bahçesinde yalnız kalan bir arkadaşının yanına oturduğunda aynı gururu duyuyor muyuz? Başarıyı yalnızca akademik sonuçlarla tanımlayan bir eğitim anlayışı eksiktir. Çünkü dünyanın yalnızca başarılı doktorlara, mühendislere, akademisyenlere ve yöneticilere değil; iyi doktorlara, vicdanlı mühendislere, etik akademisyenlere ve adaletli yöneticilere ihtiyacı vardır. Bilgi insanı güçlü yapabilir.

Ama o gücü nasıl kullanacağını karakter belirler.

Yeni eğitim yılına hazırlanırken çocuklarımızın çantalarını özenle hazırlıyoruz. Ancak onların görünmeyen çantalarına ne koyduğumuza da dikkat etmeliyiz.

Kendi gerçekleştiremediğimiz hayalleri koymayalım.

Başkalarının çocuklarıyla kıyaslamalarımızı koymayalım.

“Bizi mahcup etme” baskısını koymayalım.

Her zaman birinci olma zorunluluğunu koymayalım.

Onun yerine güven koyalım.

Merak koyalım.

Cesaret koyalım.

Hata yapma hakkı koyalım.

Ve her şeyden önemlisi, koşulsuz sevildiğini bilmenin verdiği güveni koyalım.

Çocuğumuz şunu bilmeli:

“Başarılı olduğum için değil, ben olduğum için değerliyim.”

Çünkü kendisini değerli hisseden çocuk başarısızlıktan sonra yeniden ayağa kalkabilir.

İlk Zil Çalarken…

Çok yakında okul bahçeleri yeniden çocuk sesleriyle dolacak. Bazıları koşarak sınıfına girecek, bazıları annesinin elini bırakmak istemeyecek. Birileri eski arkadaşlarına sarılırken, bir başkası yeni sınıfında oturacağı sırayı heyecanla arayacak.

Ve binlerce küçük omuz, binlerce çantayı yeniden taşımaya başlayacak. Biz yetişkinlere düşen görev, o omuzlara gereğinden fazla yük bindirmemek.

Çocuklarımızın çantalarına kitaplarını koyalım ama çocukluklarını çıkarmayalım.

Başarılı olmalarını isteyelim ama sevgimizi başarılarının ödülü hâline getirmeyelim.

Disiplini öğretelim ama hata yapma haklarını ellerinden almayalım. Geleceklerini planlarken bugünlerini kaçırmalarına neden olmayalım.

Çünkü bugün sırtında küçücük bir okul çantası taşıyan çocuk, yarın bu toplumun öğretmeni, doktoru, sanatçısı, bilim insanı, mühendisi, yazarı olacak. Ama hangi mesleği seçerse seçsin, önce iyi bir insan olsun. Yeni eğitim yılı başlarken çantalarına yalnızca kitap ve defter değil; özgüven, merak, vicdan, cesaret ve umut da koyabilsek keşke. Çünkü bir okul çantasına sandığımızdan çok daha fazlası sığar.

Bir çocuk sığar.

Bir aile sığar.

Bir öğretmenin emeği sığar.

Bir ülkenin umudu sığar.

Ve belki de koca bir gelecek sığar.

Yeni eğitim-öğretim yılı; çocuklarımızın omuzlarına yük değil, yollarına ışık olsun.

Haftaya başka bir yazımda buluşmak üzere hoşçakalın 

SABİHA ÜNAL

YAZAR

Yorum Yazın

SABİHA ÜNAL

    iletişime geç

    SABİHA ÜNAL

    Bizi Takip Edin
    Facebook
    Twitter
    Instagram
    Youtube
    Köşe Yazarları
    SABİHA ÜNAL
    SABİHA ÜNAL BİR ÇANTAYA KAÇ HAYAT SIĞAR?
    HABİB BABAR
    HABİB BABAR BİZ SEKSENLİ YILLARIN ÇOCUKLARIYIZ
    FATOŞ ACAR
    FATOŞ ACAR NERDE O ESKİ GAZİNOLAR , TAVERNALAR…?
    SEÇİL ESKİOĞLU
    SEÇİL ESKİOĞLU DÜNYA YAVAŞ YAVAŞ YAŞANMAZ HALE Mİ GELİYOR?
    ŞEHNAZ DİLAN
    ŞEHNAZ DİLAN BİR KOLTUKTA SON BULAN HAYAT
    MEHMET ALİ BABAR
    MEHMET ALİ BABAR İLAHİ ADALETİN ŞAŞMAZ TERAZİSİ
    CELAL KODAMANOĞLU
    CELAL KODAMANOĞLU PEPSİ -COLA
    ESRA SONGÜLER
    ESRA SONGÜLER Hayalinin Peşinden giden kadın JOANNE KATHLEEN ROWLİNG
    MUSTAFA ÇOLAKOĞLU
    MUSTAFA ÇOLAKOĞLU DEĞİŞEN ALIŞKANLIKLARIMIZ
    SOSYAL PEDAGOG, BİREYSEL ÇİFT VE AİLE DANIŞMANI HANIM DEMİRBAŞ
    SOSYAL PEDAGOG, BİREYSEL ÇİFT VE AİLE DANIŞMANI HANIM DEMİRBAŞ YALNIZ KALABİLMEK BAŞKA, YALNIZ OLMAK BAŞKA
    BURHAN AKDAĞ
    BURHAN AKDAĞ ÇEKİRGE ALANYA’DA SIÇRAYAMADI: BEŞİKTAŞ’I BU LİGDEN SOĞUTMAYIN!
    AV.ONUR YAĞIŞAN
    AV.ONUR YAĞIŞAN SOSYAL MEDYA FENOMENLİĞİ BOŞANMA NEDENİ Mİ?
    LEYLA SOMER
    LEYLA SOMER BİR KAP SU, BİR GÖLGE, BİR VİCDAN
    ZAFER DİNÇER
    ZAFER DİNÇER VEFA SADECE BİR SEMT ADIYMIŞ
    NAZLI ARMAN
    NAZLI ARMAN SEVMEK
    FUNDA AKOSMAN
    FUNDA AKOSMAN YENİ YIL
    MERAL KONRAT
    MERAL KONRAT KİME GÖRE DÜŞMAN!
    Haber Caddesi
    KünyeGizlilik PolitikasıRSSSitemapSitene EkleArşivİletişim
    SOSYAL MEDYA BAĞLANTILARI
    FACEBOOKTWITTERINSTAGRAMLINKEDINYOUTUBE

    Haber Caddesi 2021 | Yazılım: Onemsoft

    Haber GönderFirma Ekleİlan Ekle