Son günlerde Jeffrey Epstein dosyalarına bakıyorum. Belge açıyorum. Video izliyorum. İfade okuyorum. Her sayfada mideme adeta bir yumruk iniyor. Çünkü bu, bir sapığın hikâyesi değil. Bu, parayla satın alınmış bir dünyanın, güçle korunmuş bir çürümenin, kravatlı suç ortaklarının hikâyesi. Ve insanı asıl dehşete düşüren şey şu: Bu adam asla yalnız değildi.
Hiçbir zaman. O evlerde, o uçaklarda, o adalarda tek başına değildi. Yanında “saygın” insanlar vardı. Devlet adamları vardı. Milyarderler vardı. Başkanlar vardı. Fotoğraflara bakıyorsun…
Ve her defasında aynı yüz karşına çıkıyor: Donald Trump. İşte o an mesele ahlaksız bir milyarder olmaktan çıkıyor. Mesele şu oluyor: Dünyayı yönetenler kimlerle aynı masaya oturdu?
Ben gazeteciliğe başladığımda sir cümle duymuştum… “Suç sokakta olur, kir yukarıya çıkmaz.” Meğer en büyük yalan buymuş. Asıl kir yukarıdaymış. En pahalı takımların içinde. En lüks davetlerin ortasında. En güçlü isimlerin gölgesinde. Bu dosyalar şunu gösterdi: Para büyüdükçe ahlak küçülüyor. Güç arttıkça vicdan yok oluyor. Ve bazı insanlar dokunulmaz olduklarına inandıkları an insanlıktan tamamen çıkıyorlar.
Burada tartışılacak bir politika yok. Burada sağ–sol yok. Burada parti yok. Burada sadece çocuklar var. Ve çocukların olduğu yerde hiçbir unvan kutsal değildir. Hiçbir başkanlık, hiçbir servet, hiçbir “itibar” bir tek çocuğun hayatından daha değerli değildir.
Ama görüyoruz ki sistem tam tersini yapıyor. Güçlüleri koruyor. Zenginleri aklıyor. Dosyaları geciktiriyor. Gerçekleri gömüyor. Sonra da bize “adalet” masalı anlatıyorlar. Kusura bakmasınlar… Bu artık adalet değil. Bu, organize suskunluk. Epstein öldü deniyor. İntihar etti deniyor. Kameralar çalışmadı deniyor. Gardiyanlar uyudu deniyor. Dünyanın en kritik mahkûmu… ve kimse bir şey görmedi. İnsan aklıyla alay ediyorlar. Bu kadar tesadüf, kader değil. Bu, planlı bir karartmadır. Yıllardır bu meslekteyim. Darbeler gördüm. Cinayet dosyaları gördüm. Mafya-siyaset ilişkileri gördüm. Ama ilk kez şunu bu kadar net hissediyorum: Bu çağın en büyük tehlikesi suçlular değil. Suçlularla fotoğraf çektirip hiçbir şey olmamış gibi yaşamaya devam edenler. Asıl çürüme burada. Asıl utanç burada. Çünkü kötülük tek başına güçlü değildir. Onu güçlü yapan sessiz kalan kalabalıktır.
Burhan AKDAĞ





















Yorum Yazın