Dostluk dediğin şey öyle herkesin diline doladığı kadar kolay bir kavram değildir. ‘Dostum’ demek kolaydır ama gerçek dost olmak yürek ister, emek ister, vefa ister. İnsan hayatı boyunca çok kişi tanır, çok kalabalıkların içinde olur ama zor zaman geldiğinde yanında duran üç beş insan kalır. İşte o insanlar gerçek dosttur.
Eskiden dostlukların başka bir ağırlığı vardı. İnsanlar birbirinin derdiyle dertlenir, sevincine sevinirdi. Bir sofrayı paylaşmak, bir çayı bölüşmek bile samimiyetin göstergesiydi. Şimdi ise çoğu ilişki menfaat üzerine kurulmuş durumda. İşin varsa arayan çok, düştüğünde yanında duran yok. İnsanlar artık dostluğu bile çıkar hesabıyla yaşıyor. Maddi imkanın, makamın, çevren varsa herkes yanında; ama işler tersine döndüğünde bir bakıyorsun etraf bomboş.
Ne yazık ki bu devirde insanların çoğu iyi gün dostu olmuş. Gülüyorsan yanında, ağlıyorsan uzağında. Başarıların alkışlanıyor ama acıların paylaşılmıyor. Oysa gerçek dost dediğin sen konuşmadan derdini anlayandır. Herkes sırtını döndüğünde bile yanında dimdik durandır. Zor gününde seni yalnız bırakmayan, düştüğünde elinden tutandır.
Bugün birçok insan yalnızlıktan şikayet ediyor ama aslında yalnızlığın sebebi sahte dostluklar. İnsan bazen yıllarını verdiği insanların gerçek yüzünü bir günde görüyor. En çok da buna kırılıyor. Çünkü dost bildiğin kişinin yabancı çıkması, yabancının zarar vermesinden daha ağır geliyor insana.
Zor zamanlar insanın çevresini tanıdığı en büyük sınavdır. Sıkıntı geldiğinde çil yavrusu gibi dağılanlar dost değildir. Sadece iyi günün kalabalığıdır onlar. Gerçek dost ise fırtına koptuğunda belli olur. Herkes giderken kalabilendir dost. Menfaati bittiğinde değil, nefesi yettiğince yanında olandır.
Bu devir gerçekten başka devir. İnsanlar artık samimiyetten çok çıkarın peşinde koşuyor. Ama yine de insan, bir tane gerçek dosta sahip olduğunda dünyanın en zengin insanıdır. Çünkü gerçek dostluk kolay bulunmaz. Bulunduğunda da kıymeti bilinmelidir.
BİRDE VEFADAN ALMAYAN FIRSATÇILAR VAR
Bir insana bazen hiçbir karşılık beklemeden fırsat verirsiniz. Elinden tutarsınız, yanında olursunuz, düştüğünde kaldırırsınız. Sadece iyi olsun diye uğraşırsınız. Çünkü insanlık bunu gerektirir dersiniz. Vefa gösterirsiniz, emek verirsiniz, zaman harcarsınız. Ama gün gelir yollar ayrılır ve o değer verdiğiniz insanların gerçek yüzü ortaya çıkar.
En acısı da ne biliyor musunuz? İyilik yaptığınız insanların size karşı vefasız olması… Bir zamanlar sizinle aynı masada oturan, sizi yok saymaya başlar. İşleri bitince ne bir selam kalır ne bir hatır. Sanki hiç tanışmamış gibi davranırlar. Üstelik bunu büyük bir marifetmiş gibi yaparlar.
Bugün sosyal medya çağında yaşıyoruz ya… İnsanların karakteri de artık bir engelle tuşuna sığmış durumda. Önce sosyal medya hesaplarınızdan engellenirsiniz. Sanki hayatın merkezinde sosyal medya varmış gibi… Oysa insan düşünüyor, onun hesabında olmuşsun ne yazar, olmamışsın ne yazar? Gerçek dostluk bir takip listesine sığar mı? Bir insanın değerini sosyal medya mı belirler? Elbette hayır.
Ama mesele engellenmek değil aslında. Mesele, zamanında sizden faydalanan insanların sonra hiçbir şey olmamış gibi üç maymunu oynaması. Görmedim, duymadım, bilmiyorum tavırlarıyla ortalıkta dolaşmaları. İşleri düşünce kapınızı çalanların, işleri bitince yüzünü çevirmesi insanın zoruna gidiyor. Çünkü insan yapılan kötülüğü değil, yapılan iyiliğin unutulmasını kaldıramıyor.
Bazı insanlar vardır, işi bitene kadar sizi över, yanınızda durur, dost görünür. Menfaat kapısı kapanınca da ilk onlar kaybolur. İşte o an anlarsınız ki onların derdi dostluk değilmiş, sadece çıkar ilişkisiymiş. Vefa bilmeyen insanın sevgisi de dostluğu da samimiyeti de geçicidir.
Hayatta en büyük hayal kırıklığı düşmandan değil, dost bildiklerinden geliyor. Çünkü insan yabancıdan kötülük bekler ama iyilik yaptığı kişiden nankörlük görünce içi kırılıyor. Hele bir de emek verdiğiniz insanların size karşı küçücük bir vefa göstermemesi insanın içinde derin bir yara bırakıyor.
Ama yine de karakter sahibi insan değişmez. İyilik yapan, yine iyilik yapar. Vefa bilen, yine vefasını korur. Çünkü herkes kendi karakterinin yansımasını taşır. Kimisi yapılan iyiliği ömür boyu unutmaz, kimisi ise ilk fırsatta sırtını döner. Bu da onların nasıl insan olduğunu gösterir.
Bu yüzden artık kimseye kırılmadan, kimseye fazla anlam yüklemeden yaşamak gerekiyor. Çünkü bu devirde bazı insanlar dostluğu menfaat bitene kadar sürdürüyor. Sonrası ise sessizlik, vefasızlık ve koca bir yabancılık.
Habib BABAR





















Sevgili Habib Bey, bu devirde kime iyilik yaparsanız yapın nafile. Herkse ederi kadar olmalı. Ben dost bildiklerimden çok kazık yedim. Yedikçe akıllanmadım tabiki.Kaleminize yüreğinize sağlık çok güzel bir yazı olmuş.
Süheyla TEZEL
09-05-2026 16:00