Ve ben yine sensiz bir Anneler Günü’ne uyandım anne… İçimde yıllardır dinmeyen o eksiklikle, o tarifsiz boşlukla… Tam 39 yıl olmuş seni kaybedeli. Dile kolay… Koskoca bir ömür geçmiş. İnsan bazen bu kadar yılın ardından acının hafifleyeceğini sanıyor. Ama anne acısı hafiflemiyormuş. Sadece insan, içindeki özlemi sessiz yaşamayı öğreniyormuş.
Bugün herkes annesine sarılırken, annesinin elini öperken, telefon açıp ‘Anneler Günün kutlu olsun’ derken, ben yine geçmişin içinde seni arıyorum. Bir fotoğrafın gözümün önüne geliyor, sesin kulağımda yankılanıyor. O sıcak bakışların, o şefkat dolu ellerin, saçımı okşayışın… Hepsi dün gibi aklımda. Ama ne acıdır ki insan bazı şeyleri sadece hatıralarda yaşayabiliyor artık.
Anne… Sen gittikten sonra hayat devam etti belki ama hiçbir şey tamamlanmadı. İnsan annesini kaybedince sadece bir insanı kaybetmiyor. Sığınacağı limanı kaybediyor. Koşulsuz sevgiyi kaybediyor. Dünyada ‘Ben ne olursa olsun onun yanındayım’ diyen tek kişiyi kaybediyor. İşte ben, tam 39 yıldır bu eksiklikle yaşıyorum.
Bazen çok yorulduğumda seni düşünüyorum. ‘Annem şimdi yanımda olsaydı bana ne derdi?’ diye geçiriyorum içimden. Eminim yine o güzel kalbinle beni teselli eder, ‘Geçecek yavrum’derdin. Çünkü anne sesi insanın ruhuna iyi gelen bir dua gibiymiş meğer. Sen gidince bunu daha iyi anladım.
Yıllar geçti anne… Saçlara aklar düştü, mevsimler değişti, insanlar geldi geçti hayatımdan. Ama senin yerin hiç dolmadı. Kimse senin gibi bakmadı bana. Kimse içimdeki yarayı senin gibi hissedemedi. İnsan kaç yaşına gelirse gelsin, annesiz kalınca içinde hep eksik bir çocuk taşıyormuş.
En çok da özel günlerde canım acıyor. Bayramlarda, doğum günlerinde, Anneler Günü’nde… Çünkü herkesin bir annesi oluyor yanında, benimse sadece dualarım kalıyor. Sessiz dualar… İçimde büyüyen özlem… Ve bir türlü dinmeyen o hasret…
Bazen sokakta yaşlı bir anne görünce gözlerim doluyor. Bir çocuğun annesine sarıldığını görünce içim titriyor. Çünkü insan en çok sahip olamadığı şeye yanıyor. Ben de yıllardır bir kez daha sana sarılabilmenin hayalini taşıyorum içimde. Bir kez daha sesini duyabilmek… Bir kez daha ‘Yavrum’ deyişini işitebilmek… Dünyalara bedel olurdu bana.
Derler ya, zaman her şeyin ilacı diye… Değilmiş anne. Zaman sadece özlemi büyütüyormuş. İnsan yıllar geçtikçe annesinin değerini daha da derinden anlıyormuş. Bugün dönüp geçmişe baktığımda, senin fedakârlıklarını, sevgini, emeğini daha iyi görüyorum. Meğer bir anne, evladının dünyasıymış. Senin yokluğunda öğrendim bazı acıların hiç geçmediğini…
İnsan kalabalıkların içinde bile annesiz hissedebiliyormuş kendini. Gülse bile içinde eksik kalan bir taraf oluyormuş. Çünkü anne sadece bir insan değilmiş; huzurmuş, güvenmiş, merhametmiş, evmiş…
39 yıl oldu anne… Tam 39 yıldır içimde aynı cümle yankılanıyor. Keşke yanımda olsaydın…’ Bir kahveni içebilseydim… Elini tutabilseydim… Sana sarılıp içimde biriken her şeyi anlatabilseydim… Belki o zaman biraz hafiflerdi içimdeki bu yük. Ama biliyorum… Sen artık gözle göremediğim bir yerdesin. Belki beni uzaktan izliyor, dualarınla hâlâ koruyorsun. Ben de bugün seni özlemle, rahmetle ve dualarla anıyorum. Mekânın cennet olsun güzel annem… Toprağın incitmesin seni.
Anneler Günün kutlu olsun anne… Sensiz geçen bunca yıla rağmen, kalbimde hâlâ en sıcak yerde sen varsın. Ve ben nefes aldığım sürece seni hep özlemle anacağım…
Habib BABAR





















Yorum Yazın