Bazı kelimeler vardır, sadece söylendiğinde bile insanın içini ısıtır. “Anne” de işte tam olarak öyle bir kelimedir; bir sığınak, bir başlangıç, bir ömürlük izdir. Hayatın en başında gözlerimizi açtığımız o ilk anın görünmeyen kahramanı, ağladığımızda sesimizi ilk tanıyan, gülüşümüzü en içten duyan, varlığıyla dünyayı anlamlı kılan o eşsiz varlık… Anneler, sadece bizi dünyaya getiren değil; bizi her gün yeniden büyüten, yeniden kuran, yeniden var eden görünmez mimarlardır. Bu yüzden Anneler Günü, bir takvim yaprağından çok daha fazlasıdır; geçmişten bugüne uzanan, hatıralarla dokunmuş, duygularla derinleşmiş bir sevgi günüdür.
Dün… Çocukluğun o saf ve tertemiz yıllarında, annemizin dizinin dibinde başlayan hayatımız… Sabahın erken saatlerinde hazırlanan kahvaltılar, ütülenmiş okul kıyafetleri, saçımıza özenle atılan tokalar, cebimize sıkıştırılan küçük harçlıklar… O zamanlar fark etmediğimiz ama bugün düşündükçe içimizi burkan o fedakârlıklar… Bir düşüşte ilk “anne!” diye bağırışımız, bir korkuda ona sığınışımız, bir başarıda gözlerinde parlayan gurur… Aslında hayatın en büyük güven duygusunu o zaman öğrenmiştik: “Annem varsa, her şey yoluna girer.” O yıllarda annemizin yorgunluğunu görmezdik; çünkü o, yorgunluğunu sevgisinin arkasına saklamayı çok iyi bilirdi.
Geçmiş… Yıllar ilerledikçe roller değişmeye başlar. Biz büyürken, annemizin ellerindeki çizgiler derinleşir, saçlarına aklar düşer, sesi biraz daha yumuşar. Bir zamanlar bizi koruyan o güçlü kadın, fark etmeden bizim de korumak istediğimiz en kıymetli varlığa dönüşür. O anıları düşündükçe, insanın kalbinde bir şeyler sızlar; çünkü her hatıra, içinde hem mutluluk hem de hafif bir özlem taşır. Bazen bir yemek kokusunda, bazen bir sözde, bazen de sessiz bir akşamda annemizin varlığını daha derinden hissederiz. Onun söylediği basit gibi görünen sözlerin aslında hayatın en büyük dersleri olduğunu yıllar sonra anlarız. “Üşütme”, “kendine dikkat et”, “aç kalma”… Bunlar sadece cümle değil, sevginin en sade ama en güçlü hâlidir.
Bugün… Artık büyüdük. Hayatın telaşı, sorumluluklar, zamanın hızla akışı derken çoğu şeyi geç fark eder olduk. Ama anneler değişmedi. Onlar hâlâ aynı sabırla, aynı içtenlikle, aynı koşulsuz sevgiyle hayatımızın en sağlam yerinde duruyor. Belki artık eskisi kadar sık sarılamıyoruz, belki her gün arayamıyoruz, belki bazen ihmal ediyoruz… Ama gerçek şu ki; içimizde taşıdığımız en derin bağ, hâlâ annemizin sevgisidir. Onun varlığı, bize görünmeyen bir güç verir; ne kadar yorulsak da, ne kadar düşsek de yeniden ayağa kalkmamızı sağlar. Çünkü bir anne, çocuğunun hayatına sadece dokunmaz; onun ruhuna yerleşir.
Anneler Günü işte tam da bu yüzden sadece bir kutlama günü değildir. Bu gün, fark edemediğimiz sevgileri hatırlama, dile getiremediğimiz duyguları ifade etme, gecikmiş teşekkürleri sunma günüdür. Belki bir sarılma, belki bir “iyi ki varsın”, belki de içten gelen birkaç cümle… Çünkü anneler büyük hediyeler değil, küçük ama gerçek sevgiler ister. Onlar için en değerli şey, unutulmamaktır.
Ve sonuç olarak… Hayat bize birçok şey öğretir ama en büyük ders, annemizin sevgisinde saklıdır. Çünkü o sevgi karşılıksızdır, sınırsızdır, zamansızdır. Bir anne, çocuğunu sadece doğurmaz; onu her gün yeniden hayata bağlar. Bu yüzden bazı insanlar hayatta çok şey kazanır ama annesinin sevgisini kaybeden, aslında en büyük eksikliği yaşar. Varlığıyla huzur veren, yokluğuyla içimizde derin bir boşluk bırakan anneler… Onlar, bu dünyanın en sessiz kahramanlarıdır.
Bugün, geçmişin hatıralarını, bugünün kıymetini ve yarının özlemini bir araya getiren o en özel gün… Anneler Günü… Eğer annen yanındaysa, sarıl ve sıkıca tut; eğer uzaktaysa, sesini duyur; eğer artık bu dünyada değilse, onu kalbinde yaşat… Çünkü bir anne asla gerçekten gitmez. O, her zaman kalbin en derin yerinde, en sıcak haliyle yaşamaya devam eder.
İyi ki varsınız… Ve iyi ki “anne” diye bir gerçek var bu hayatta.
Haftaya başka bir yazimda görüşmek üzere sevgili okurlarim ?
SEÇİL ESKİOĞLU
GAZETECİ / YAZAR






















Yorum Yazın