MENU
  • EĞİTİM
  • MEKAN
  • HABER
  • Basın Bülteni
  • SİNEMA
  • Kadın
  • YAZARLAR
  • FOTO GALERİ
  • WEB TV
  • HABER ARŞİVİ
  • YOL TRAFIK DURUMU
  • BİYOGRAFİLER
  • RÖPORTAJLAR
  • Künye
  • Gizlilik Politikası
  • İLETİŞİM
  • Foto Galeri
  • Web TV
  • Yazarlar
Haber Caddesi
DOLAR6.8555
EURO7.7475
GR ALTIN390.45
ÇEYREK640.68
İstanbul
Haber Caddesi
Haber Caddesi
  • MAGAZİN
  • MÜZİK
  • YAŞAM
  • GÜNCEL
  • MODA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SAĞLIK
  • KÜLTÜR & SANAT
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
Kapat

PİANO

Ana SayfaYazarlarESRA SONGÜLER
09 Mayıs, 2026, Cumartesi 19:19
  • yazdıryorum yazfont küçültfont büyüt
PİANO

 

Bir yanda savaştan yeni çıkmış, sefalet ile boğuşan bir ülke, bir yanda dünyanın o dönemdeki en büyük tehdidi Adolf Hitler, bir diğer yanda ise tüm bu olaylara masumiyetiyle tanıklık eden bir çocuk… Film bize umut ile masumiyet arasındaki gizemli ve bir o kadar da naif bir ilişkiyi anlatıyor. 1991 yapımı “Piano Piano Bacaksız” Kemal Demirel’in aynı adlı romanından Tunç Başaran tarafından beyazperdeye uyarlandı. Bu film gösterildiği dönemde kapalı gişe oynamıştı…

Piano … yani Türkçe adı ile Piyano… İtalyanca bir kelimeydi anlamı “Yavaş” Müzikte ise “ Yumuşak, hafif” anlamını taşıyordu, bu film hafızalarımızda hep kaldı unutulmadı.

Sizlere bu unutulmaz filmi detaylarıyla anlatmak isterdim, ama konumuz film değil… Konumuz: Piyano ya da orijinal adı ile Piano… 

Keyifli bir müzik yolculuğu yapacağız hazır mısınız? Tarihin inişli çıkışlı yokuşlarında dolaşırken, Piyano’nun tarihçesine uzanalım, bu hepimizin gıpta ile baktığı büyüleyici enstrümanın köylerden günümüze uzanan serüvenine bir göz atalım. Piyano, sadece telleri ve tuşlarıyla değil, aynı zamanda zengin tarihi ve kültürel mirasıyla da müzik dünyasının kalbini oluşturur.

Gerilere, çok gerilere gidecek olursak Avrupa'da müzik aletleri de dahil olmak üzere birçok yeni şeyin keşfedildiği ve icat edildiği Rönesans dönemine kadar uzanmamız gerekecek.

Çekiçli Santur adı verilen bir enstrüman sizlere yabancı olmasa gerek, daha çok sokak şarkıcılarının çaldığı, tahta bir kutu üzerine gerilmiş ve farklı perdelere ayarlanmış teller ve bu tellere yumuşak keçe kaplı iki çekiç ile vurularak çalınan bu enstrümanla ruhumuzu okşayan bir müzikle karşılaşırız, işte bu Çekiçli Santur, Piyano’nun ana temasını oluşturur… Kısaca piyano bu enstrümandan esinlenerek icat olmuştur desem asla abartmış olmam..   

Tabi ki bu Çekiçli Santurla kalmadı, daha sonraki yıllarda, yine gerilmiş ve farklı perdelere ayarlanmış tellerden oluşan bir dizi kullanan Klavsen ortaya çıktı. Bu Klavsenin günümüzdeki piyanoya benzer bir klavyesi vardı. Bir tuşa bastığınızda, enstrümanın içindeki bir çubuk yukarı doğru itilir, çubuğun üzerinde bulunan pim teli çekerdi. Klavsen o günlerde çok popüler bir enstrüman haline geldi ancak bir dezavantajı vardı, herhangi bir tuşuna ne kadar sert veya yumuşak basarsanız basın, ses her zaman aynı çıkıyordu.

Müzisyenler uzun uzun düşündüler, sonunda günümüz piyanonun atası diyebileceğimiz “Klavikord”u buldular, Klavikord da Klavsen gibi çalışıyordu, ancak aradaki fark tel çekmek yerine, bir tuşa basıldığında küçük bir metal parçası tele vuruyordu, tuşa ne kadar sert ve hızlı basarsanız, tele o kadar sert vuruluyordu. Bu müzisyenlerin Klavikordu klavyeli çalgıdan daha etkileyici bir şekilde çalmasına olanak sağladı. Ne yazık ki Klavikord büyük bir salonda veya diğer enstrümanlarla birlikte çalınacak kadar yüksek sesli değildi, istenileni verememişti… 

İşte insanların birşeyleri bulma çabasıyla günler günleri kovalardan, İtalya'da Bartolomeo Cristofori adında bir Klavsen yapımcısı, Klavsen gibi yüksek sesli, ancak Klavikord gibi dokunmaya duyarlı bir enstrüman yapmak istiyordu, bu yüzden Çekiçli Santurdan ilham alarak bir tuşa basıldığında yumuşak kaplı bir çekici tele vuran bir enstrüman yaptı. Tuşa ne kadar sert basılırsa, çekiç o kadar sert vuruyordu, tele vurulduktan sonra, çekiç geri düşerek telin serbestçe titreşmesine izin veriyordu. Tuş basılı tutulduğu sürece tel titreşiyordu, ancak tuş bırakılır bırakılmaz bir susturucu teli susturuyordu. Bu çok karmaşık bir mekanizmaydı, bir o kadar da dahiyaneydi, günümüzde piyanolarımızda küçük değişikliklerle hala kullanılmaktadır. Cristofori, enstrümanına İtalyanca'da “Yumuşak ve yüksek sesli selvi ağacından yapılmış klavye" anlamına gelen “Un cimbalo di cipresso di piano e forte" adını verdi. 

Cristofori'nin piyanosu büyük bir teknik başarı olmasına rağmen , piyanoların yaygınlaşması biraz zaman aldı. Almanya'da Gottleib Silbermann adında erken dönem bir piyano yapımcısı, Cristofori'nin piyanosu hakkındaki yazıları okuduktan sonra kendi piyanosunu yapmaya karar verdi. 

Cristofori'nin tasarımını, tüm tellerin susturucularını kaldırmanıza ve parmaklarınızı tuşlardan kaldırdığınızda bile tellerin çalmasına olanak tanıyan elle çalışan bir kol ekleyerek geliştirdi. Silbermann yeni piyanosunu Johann Sebastian Bach'a gösterdiğinde, Bach ilk başta yüksek notaların düşük notalara göre çok yumuşak olduğundan şikayet etti. Silbermann bazı iyileştirmeler daha yaptı ve sonunda Bach'ın onayını aldı hatta Bach “Silbermann Piyanoları”nın yetkili satıcısı olarak ilk piyano satıcılarından biri oldu. Bach, enstrümana “Piano Et Forte" (yumuşak ve yüksek sesli) adını verdi; zamanla bu enstrüman “Piano Forte", “Forte Piano" olarak anılmaya başlandı ve günümüzde bu dinamik enstrümana bizler “Piyano" diyoruz.

İlk piyanonun doğuşundan üç yüz yıl sonra, artık dünyanın her yerinde, konser salonlarından kendi oturma odanıza kadar Piyano çalındığını görebilirsiniz. Geniş bir ton, ses yüksekliği, renk ve ifade yelpazesi üretme yeteneği bakımından eşsiz bir enstrüman. Belki de bu yüzden, yüzlerce yıldır insanlar Piyano etrafında toplanıp birlikte dinlemeyi ve şarkı söylemeyi seviyorlar. Benim canım yeğenim Sarp’ta iyi bir Piyano sanatçısı olma yolunda ilerliyor, okulunda verdiği piyano resitallerini dinlerken duyduğum mutluluk ve gururu tarif edemem. Piyano’nun bu ilginç tarihini yazmama biraz da Sarp’ım vesile olmuştur. Teşekkürüm Piyano’yu bulanlara ve şahane resitalleri ile beni mutlu eden canım Sarp’ıma..

Bugünlükle bu kadar, başka bir yazımda buluşmak üzere 

Hoşçakalın, Hoş kalın.

ESRA SONGÜLER 

HABER CADDESİ EDİTÖRÜ

Yorum Yazın

ESRA SONGÜLER

    iletişime geç

    ESRA SONGÜLER

    Bizi Takip Edin
    Facebook
    Twitter
    Instagram
    Youtube
    Köşe Yazarları
    ESRA SONGÜLER
    ESRA SONGÜLER PİANO
    HABİB BABAR
    HABİB BABAR BU DEVİR BAŞKA DEVİR
    MUSTAFA ÇOLAKOĞLU
    MUSTAFA ÇOLAKOĞLU İSTANBUL’DA YAŞAMAK...
    BURHAN AKDAĞ
    BURHAN AKDAĞ VEFA BİTTİĞİNDE EFSANELER GİDER SERGEN… SEN BU VEFASIZLIĞI HAK ETMEDİN
    SOSYAL PEDAGOG, BİREYSEL ÇİFT VE AİLE DANIŞMANI HANIM DEMİRBAŞ
    SOSYAL PEDAGOG, BİREYSEL ÇİFT VE AİLE DANIŞMANI HANIM DEMİRBAŞ KARDEŞLİK İLİŞKİLERİNDE GÖRÜLMEME DENEYİMİNİN PSİKOLOJİK YANSIMALARI
    SABİHA ÜNAL
    SABİHA ÜNAL SEÇENEK BOLLUĞU FELCİ: KARAR VEREMEYEN KUŞAKLARIN HİKAYESİ
    SEÇİL ESKİOĞLU
    SEÇİL ESKİOĞLU “Sosyal Medya: Gerçek Hayatın Katili mi?”
    CELAL KODAMANOĞLU
    CELAL KODAMANOĞLU KAŞIKÇI ELMASI
    Fatoş ACAR
    Fatoş ACAR HAYALLER - GERÇEKLER - YALANLAR
    MEHMET ALİ BABAR
    MEHMET ALİ BABAR İFTİRA DEĞİL DUA ZAMANI
    LEYLA SOMER
    LEYLA SOMER HAYVANLARA KALKAN ELLER KIRILSIN
    AV.ONUR YAĞIŞAN
    AV.ONUR YAĞIŞAN MİLLET SAVAŞSIZ NASIL ÇÖKER ?
    ZAFER DİNÇER
    ZAFER DİNÇER VEFA SADECE BİR SEMT ADIYMIŞ
    FUNDA AKOSMAN
    FUNDA AKOSMAN YENİ YIL
    MERAL KONRAT
    MERAL KONRAT KİME GÖRE DÜŞMAN!
    Haber Caddesi
    KünyeGizlilik PolitikasıRSSSitemapSitene EkleArşivİletişim
    SOSYAL MEDYA BAĞLANTILARI
    FACEBOOKTWITTERINSTAGRAMLINKEDINYOUTUBE

    Haber Caddesi 2021 | Yazılım: Onemsoft

    Haber GönderFirma Ekleİlan Ekle