Bugün bir insanı değil, bir duruşu, bir zarafeti, bir çağı uğurluyoruz.
Haldun Dormen
Türkiye Cumhuriyeti’nin yetiştirdiği en önemli isimlerden birini…
Adı alkışla anılanlardan değil, saygıyla fısıldananlardan birini.
Haldun Dormen, tiyatroyu bir meslek değil, bir terbiye olarak görenlerdendi.
Sahne onun için sadece ışıkların yandığı bir yer değil; ahlâkın, emeğin ve inceliğin sınandığı bir alandı.
Oyuncusuna önce insan olmayı, sonra rolü öğretti.
Onun dünyasında acele yoktu.
Her şeyin bir zamanı, her başarının bir bedeli vardı.
Parlamayı değil kalıcılığı, yüksek sesi değil derinliği önemserdi. İşte bu yüzden onun yetiştirdikleri sahnede değil, hayatta da ayakta kalabildi.
Haldun Dormen, Cumhuriyet kültürünün sahnedeki en zarif temsilcilerindendi.
Batıyı taklit etmeden bilen, geleneği kutsallaştırmadan sahiplenen, yeniliği hoyratlığa teslim etmeyen bir çizgiydi o. Ne kimseyi küçümseyerek yükseldi ne de yükseldiğinde kimseyi unuttu.
Bugün onu uğurlarken, aslında bir ölçüyü de uğurluyor gibiyiz.
Ne kadar konuşmalı, nerede durmalı, ne zaman alkışlamalı, ne zaman susmalı…
Bize bunları öğreten bir ustayı.
Ama bazı vedalar bitiş değildir.
Bazı insanlar giderken geriye eksiklik değil, pusula bırakır.
Haldun Dormen'de onlardan biri.
Bakacağımız yönü, yürüyeceğimiz yolu sessizce işaret edenlerden.
Güle güle Şekerim…
Sahne ışıkları bugün biraz daha erken söndü.
Ama senin adın, perde aralarında, kuliste fısıldanan cümlelerde, bir oyuncunun ilk heyecanında yaşamaya devam edecek.
Burhan AKDAĞ





















Yorum Yazın