Artık herkes yorumcu… Herkes televizyon gazetecisi… Hatta öyle ki, bir olayın üzerinden henüz birkaç saat bile geçmeden, ekran karşısına geçip ‘uzman’ edasıyla konuşan onlarca kişiyle karşılaşıyoruz. Elinde telefon, karşısında kamera, arkasında çoğu zaman hiçbir bilgi birikimi ya da mesleki altyapı olmadan yapılan yorumlar, ne yazık ki geniş kitlelere ulaşabiliyor.
Bir olay oluyor, kimi zaman bir magazin haberi, kimi zaman bir adli vaka, kimi zaman da toplumu ilgilendiren hassas bir gelişme… Daha detaylar netleşmeden, doğrular yanlışlardan ayrılmadan, sosyal medyada bir yorum seli başlıyor. Bu yorumları yapan kişilerin büyük bir kısmı, ne gazetecilik ilkelerini biliyor ne de haberciliğin sorumluluğunu taşıyor. Ama buna rağmen öyle kesin, öyle iddialı konuşuyorlar ki, izleyen kişi gerçekten bir uzmandan dinlediğini zannedebiliyor.
Eskiden bir haberin kamuoyuna sunulması belli süzgeçlerden geçerdi. Editörler, muhabirler, haber merkezleri… Herkesin bir sorumluluğu vardı. Bir bilgi teyit edilmeden yayınlanmaz, bir iddia en az birkaç kaynaktan doğrulanmadan manşete taşınmazdı. Şimdi ise durum bambaşka. Sosyal medyada gördüğü bir paylaşımı haber zanneden, üzerine kendi yorumunu ekleyip bunu gerçekmiş gibi sunan bir kitle oluşmuş durumda.
Daha da dikkat çekici olan şu… Bu kişiler çoğu zaman magazin dünyasının dinamiklerinden tamamen habersiz. Kimin kimle nasıl bir ilişkisi var, sektör nasıl işliyor, bir olayın perde arkası ne olabilir… Bunları bilmeden yapılan yorumlar, çoğu zaman yanlış yönlendirmelere neden oluyor. Ama buna rağmen kendilerini işin ehlinden daha ehil gibi göstermeyi başarıyorlar. Çünkü sosyal medya, özgüveni bilgiyle değil görünürlükle ölçen bir yer haline geldi.
Bir diğer sorun da dil ve üslup. Bu videolarda kullanılan ifadeler çoğu zaman yargı dağıtır gibi, kesin hüküm verir gibi. ‘Bence şöyle oldu’ ile başlayan cümleler, birkaç saniye sonra ‘Kesin böyledir’ noktasına geliyor. İnsanların hayatlarını etkileyebilecek konularda bu kadar rahat konuşulması ise ciddi bir sorumsuzluk örneği.
Üstelik bu içerikler sadece birkaç kişiyle sınırlı kalmıyor. Algoritmalar sayesinde hızla yayılıyor, binlerce hatta milyonlarca kişiye ulaşıyor. Bu da yanlış bilginin katlanarak büyümesine neden oluyor. Bir süre sonra gerçek ile yorum birbirine karışıyor ve ortaya tamamen bulanık bir tablo çıkıyor.
Elbette herkesin fikrini ifade etme hakkı var. Sosyal medya bunun için güçlü bir alan. Ancak mesele fikir beyan etmekten çıkıp haber verme iddiasına dönüştüğünde, işin rengi değişiyor. Çünkü haber vermek sorumluluk ister, etik ister, bilgi ister. Sadece kamera karşısına geçip konuşmakla gazeteci olunmuyor.
Bugün geldiğimiz noktada, bilgiye ulaşmak hiç olmadığı kadar kolay ama doğru bilgiye ulaşmak bir o kadar zor. Bu yüzden izleyicinin de artık daha seçici olması gerekiyor. Her izlediğine inanmamak, her konuşanı uzman kabul etmemek büyük önem taşıyor. Kısacası, dijital çağın en büyük yanılgılarından biri, görünür olanın doğru olduğu düşüncesi. Oysa gerçek hâlâ aynı yerde duruyor. Bilgi, emek ve sorumluluk isteyenlerin elinde değerli. Geri kalan ise sadece gürültü…
Habib BABAR





















Yorum Yazın