İnsan hayatını güzelliklere açılan kapılardan geçişlerde ne belirler? Renkler, Sayılar, Harfler, Yönler, Şans, Kader?
Geçmişte tuttuğumuz anket defterlerimizde sorduğumuz sorulardan bazılarına göz gezdirdim. Ne kadar çok soru vardı, anlamlı ya da anlamsız. Verilen cevaplar o ilk gençlik çağımızın çocukluk ve gençlik arasındaki yolculuğumuzun saf, tertemiz duygularımızdan fışkıran cevaplardı. Üzerinden elli yıldan da fazla zaman geçmişti ama ben hala özenle o defterlerimi saklıyordum.
Adımızı yazarak başladığımız o iki üç sayfalık soru ve karşılığında verilen cevaplar :
• Uğurlu renginiz ?
• Uğurlu sayınız ?
• Görmek istediğiniz ülke? Sevdiğiniz bir film vs.
Harflerin diziliminden ortaya çıkan güzel ya da çirkin ama etken ya da edilgen pek çok kelimeler ve oluşturdukları cümleler.
Peki ya yönler?
Nereye gideceğimizi bilemezken doğu mu batı mı, sağa mı sola mı ? Bir komut zincirimiz var ya , aklımız erdiğinde hep ileriye doğru, ya sağı ya da solu takip edişimiz geriye dönüp bakmayı hiç düşünmeden adımlarımızın daima ileri doğru gidişi, güneşin doğuşundan, batışına dek.
Hadi renklere bakalım, ben hep uğurlu rengimi yeşil olarak yazardım nedense, tabiatın en cömert rengi, kırlardan, tarlalara, çiçeklerin yapraklarına, ağaçların dallarından, çalılıklara kadar her yerde her şeyde açığından koyusuna, onlarca tonuyla yeşil.
Acaba gözlerimin yeşil oluşu da bu yüzden miydi?
Diğer renkleri geçiştirmek mümkün müydü?
İçine yeşili alan her kumaşı seviyordum, can erik gibi kolyelerim, bileziklerim vardı.
Araya kırmızıları alsam da ağırlığım yeşillerdeydi . O nasıl bir tutkuysa pembe çocuk sevinçlerime iştirak ediyor beni Pollyanna yapıyordu, mutluluk rengiydi pembe küçük küçük her şeyin mutluluğu, sarıyı hep hastalık rengi diye bir kenara atmıştım, maviyi hep gökyüzünde bulduğum için yeryüzünde denizlere bakmıyordum bile, beyazın saflığı kalmış mıydı?
Zamanla yaşım ilerleyince mor renkli çiçekleri sevmeye başladım, tabiatta ne çok mor vardı, buğday başaklarının içindeki mor çiçekler topla beni diyordu hiç durur muydum ?
Anemonlar, mor menekşeler, leylaklar, evlerin bahçe duvarlarındaki mor salkımlar gelin tacı gibi dallardan aşağı doğru sarkanken ben onları seyretmeye doyamıyordum.
Mor asil bir renkti, saltanat rengiydi, kraliyet ülkelerindeki saraylarda, şatolarda, döşemelerde, perdelerde, yatak örtülerinde ağır brokar kumaşların altın desenleriyle birleşen mor renkleri göz alıcıydı.
Renk skalamı genişletmeye başlamıştım artık belki bir fular, belki bir bluz , belki bir aksesuar mor renge alıştırırdı beni.
Bir küçük mor bir zarf vermişlerdi bana, sonra mor renkli bir saksıda nergis çiçekleri hediyem olmuştu, morlarım yavaş yavaş çoğalmaya başladı mor çerçeveli okuma gözlüğü aldığımda kendime mor bir kılıf hediye etti Hollanda daki kırtasiye satan hanım, torunum mor renkli not defteri getirdi , anneannesi yazılarını yazsın diye tesadüfler birbirini kovalamaya başlamıştı, annemin mor taşlı Aleksander yüzüğü bendeydi, evlenirken bana vermişti .
Dün devamlı alışveriş ettiğim şık bir mağaza nüfus cüzdanımdaki doğum tarihim nedeniyle ilk kez benim için doğum günü şıklığı yaşattılar, aslında ben Haziran doğumlu yaz çocuğuydum ve hep doğum günlerimi yazın kutluyordum ama tüm mağaza ve maaşımı aldığım banka 16 ocakta mesaj çekerler doğum günümü kutlarlardı . Yazın ise ailem, kardeşlerim akrabalarım ve arkadaşlarımla bir hafta on gün süren doğum günü pastalarımı yer ben o hafta boyunca hep mum üflerdim, iyi ki doğmak buydu.
Şans , kader dedik ya bu da bir şanstı, yılda iki kez doğmak, sunumluklar şık tabaklarda masaya yerleştirilirken “İyi ki doğdun Fatoş” şarkılarıyla pastam da gelince benim mutluluğumu görmenizi isterdim pastam mor renkliydi, üzerinde çiçekleriyle o kadar şıktı ki, hayatım morlanmaya başladı ben bereket rengi olarak adlandırdım hem onların hem benim için gelen misafirlerimin hem de benim bereketimiz çok olsun inşallah, mumlarımı üflerken çocuklarımı düşündüm dileğimde bu oldu. Pastanın ağız da bıraktığı tatla birlikte düşüncelerim gözlerimi sevinçle sulandırdı, yeni operasyon geçirdiğim gözlerime ağlamak yasaktı ama bu sahne o an ki tüm yasakları deldi , ben onları seviyordum ama onlar tarafından da bu kadar sevildiğimi bilmiyordum buradan ayrı ayrı teşekkür ediyorum hepsine iyi ki varlar.
Sevgili Barkın ve Özgür Bey, Mecnun, Zöhre ve Yeter ne güzel çocuklarımsınız, iyi ki varsınız.
Bitmeyen doğum günleriniz olsun, Çok kutlanın seviyorum sizleri.
Hani olmayacak bir söz ya da yapılan yanlış bir harekette karşımızdakine “Morardın mı ? “ diyerek onu daha da üzmekten keyif alırız ya ben artık hep morardım bir de gittim yarı yıl tatili doğum günüm için patlıcan moruna yakın bir manto aldım kendime. Şaka maka tüylü mor renkli bir yelpazem bile varmış , altı ay sonra ikinci karneler alınırken Haziran Ayında kutlayacağım doğum günümde de yeşil renkli bir şeyler bakarım uğurlu rengim diye.
Ama benden size tavsiye mor rengin bereketine inanın, mutlaka bir şey alın kendinize uğur getirsin hepinize
FATOŞ ACAR
GAZETECİ - YAZAR






















Yorum Yazın