Dünya yine savaş konuşuyor. Haritalar kızarıyor, sınırlar sertleşiyor, kelimeler silaha dönüşüyor. Ama insanlığın gözü cephede değil; döviz ekranında… Altın yükselmiş mi, dolar ne olmuş, borsa ne demiş…
İnsan sormadan edemiyor: Savaş mı önemli, ekonomi mi?
Aslında cevap çok net ama kabullenmesi zor:
İnsan, korktuğunda önce cebine bakıyor.
Bir yerde bombalar düşerken, başka bir yerde piyasalarda panik yaşanıyor. O bombanın altında kalan çocuk, istatistik değil; ama piyasa düşerse herkes tedirgin. Çünkü savaş artık sadece cephede yaşanmıyor. Savaş, mutfakta… Savaş, kirada… Savaş, pazarda…
Bugünün dünyasında silahlar konuşurken, insanlar altın ve dövizle kendini savunmaya çalışıyor.
Çünkü ekonomi, modern insanın sığınağı haline geldi.
Eskiden savaş haberleri yürekleri sızlatırdı.
Şimdi aynı haberin altına bakıyoruz:
“Piyasalar nasıl etkilendi?”
Bu cümle çok şey anlatıyor.
İnsanlık, acıya alıştı ama belirsizliğe alışamadı.
Bir canın kaybı artık “uzak bir haber”, ama kurdaki bir dalgalanma “yakın bir tehdit”.
Oysa şunu unutmamak gerekiyor:
Savaşın olduğu yerde ekonomi sadece bir rakamdır.
Altının yükseldiği yerde insanlık genelde düşüştedir.
Dünya savaşırken, biz ekran başında grafik izliyoruz. Çünkü kontrol edemediğimiz büyük felaketler karşısında, en azından paramızı kontrol edebildiğimizi sanmak istiyoruz. Bu da insan psikolojisinin bir savunma mekanizması.
Ama gerçek şu:
Savaş bitmeden ekonomi düzelmez.
Adalet olmadan piyasa sakinleşmez.
İnsan değersizleşirse, para zaten anlamını yitirir.
Bugün dünya iki cephede savaşıyor:
Biri silahla, diğeri rakamlarla.
Ve insan, ne yazık ki çoğu zaman rakamların tarafını tutuyor.
Belki de asıl soruyu şöyle sormalıyız:
Savaşları durduracak bir ekonomi mi kuracağız,
yoksa ekonomiyi korumak için savaşlara göz mü yumacağız?
Cevap, altın fiyatlarında değil…
Cevap, vicdanda.
Temennimiz savaşların olmaması. İnsanlık kazansın. Kendinize iyi bakın.
Hoşça kalın.
MUSTAFA ÇOLAKOĞLU
GAZETECİ - YAZAR






















Yorum Yazın