Tarih 1 Nisan 1987…
Takvimde sıradan bir gün gibi duruyordu. Oysa benim hayatımın en ağır, en sessiz, en karanlık sabahına açılan kapıydı. Saatler 05.00’i gösterirken, henüz 15 yaşında bir çocuk olarak hayatın ne kadar acımasız olabileceğini ilk kez o kadar derinden hissettim.
Annem…
Daha 37 yaşındaydı. Hayatının baharında, bizlere daha anlatacağı nice hikâyeler, paylaşacağı nice sofralar, sarılacağı nice bayram sabahları vardı. Ama yıllardır yakasını bırakmayan o nefes darlığı, o sabah onu bizden aldı. Herkesin korktuğu o an, benim kollarımda gerçekleşti. Başını tutuyordum… Gözlerinin içine bakıyordum… Ve bir insanın annesinin son nefesine tanıklık etmesi… anlatması zor, yaşaması tarif edilemez bir acı.
O an, zaman durdu. Sesler sustu. Dünya boşaldı. Bir çocuğun içinden bir parça koparıldı sanki… Ve o kopan yer bir daha hiç dolmadı. Aradan yıllar geçti. Takvim yaprakları değişti. Mevsimler geldi geçti. İnsanlar büyür, alışır derler ya… Ben alışamadım. Sadece sustum. İçimde büyüttüm. Her geçen gün biraz daha özledim. Çünkü anne özlemi zamanla azalan bir şey değilmiş… Tam tersine, yıllar geçtikçe daha da derinleşen, insanın içine kök salan bir hasretmiş.
Anneler Günü geldiğinde… Herkes annesine sarılırken, ben içimde bir boşluğa sarıldım. Bayram sabahlarında… Kapıdan içeri girecekmiş gibi gözüm onu aradı. Sofralar kuruldu… Ama o sofralarda hep bir eksik vardı. Bir ses, bir bakış, bir dokunuş eksikti. Annem yoktu.
Hayat devam etti belki… Ama hiçbir şey eskisi gibi olmadı. Çünkü bir insan annesini kaybettiğinde, aslında sadece birini kaybetmez. Sığınılacak limanı kaybeder. Koşulsuz sevgiyi kaybeder. “Ne olursa olsun yanındayım” diyen o sesi kaybeder.
Ve ben… O sabah 15 yaşında bıraktım çocukluğumu. 1 Nisan… İnsanlar için şakaların, gülüşlerin günü olabilir. Ama benim için hiç öyle olmadı. O gün, hayatın bana yaptığı en acı şakaydı. Gülümseyemediğim, içimden hiçbir zaman normal geçiremediğim bir tarih olarak kaldı. Senden sonra 1 Nisanı sevemedim anne…
Çünkü o gün seni benden aldı. Çünkü o gün, hayatın en ağır gerçeğini öğretti bana. Ve çünkü o günden sonra hiçbir 1 Nisan, masum bir gün olmadı benim için. Ama şunu biliyorum… Sen gittiğin yerde de benimlesin. Bir bayram sabahının sessizliğinde, bir rüzgârın hafif esintisinde, bir anının içimde bıraktığı sıcaklıkta… Ve ben, seni her geçen gün biraz daha özlerken, aslında biraz daha sen oluyorum. Ruhun şad olsun canım annem…
Seni hiç unutmadım… Hiç unutmayacağım…
Habib BABAR





















Yorum Yazın