Hayat, çoğu zaman bize anlatıldığı gibi kolay, adil ya da yumuşak değildir. Bazen yorucu, bazen karmaşık, bazen de insanın içini burkan kadar acımasızdır. Öyle anlar olur ki insan, “neden hep ben?” diye sormadan edemez. Ama işin aslı şudur: Hayat, herkese aynı yükü vermez; taşıyabileceği kadarını verir. Ve her şeye rağmen, her anın içinde saklı olan görünmez güzellikleri keşfetmek mümkündür. Çünkü hayat, ancak onu anlamaya niyet edenlere kendini açar.
İnsan bazen karanlıkta yürür, yolunu bilmeden ilerler, tökezler, düşer. Bazen de kalabalıklar içinde yalnız kaldığını zanneder. Ama tam da o anlarda, içimizde bir yerlerde hâlâ sönmemiş bir ışık vardır. O ışık; umut, inanç ve vazgeçmeme gücüdür. Kimi zaman çok cılız yanar, kimi zaman neredeyse sönecek gibi olur ama oradadır. Çünkü insanın özü, pes etmeye değil; yeniden başlamaya programlıdır. Her yeni gün, yeni bir başlangıç ve yeni bir umut demektir. Dün ne yaşanmış olursa olsun, güneş bugün yeniden doğar. Geçmişteki hatalarımız ve başarılarımız ise sırtımızda taşınacak bir yük değil; yolumuzu aydınlatan işaretlerdir. İnsan geçmişine takılıp kalırsa ilerleyemez ama geçmişinden ders alırsa, geleceğe daha emin adımlarla yürür. Hayat, cesur olanı sever; düştüğünde bahane üretmeyip ayağa kalkabileni ciddiye alır. İnsan, sevgiyle büyür, umutla yeşerir ve inançla güçlenir. Sevgi; sadece her şey yolundayken değil, en karanlık anlarda bile yolumuzu aydınlatan bir ışıktır. Umut, insanın elinden alınamayacak tek şeydir; onu ancak insan kendi bırakır. İnanç ise, herkes sırtını döndüğünde bile seni ayakta tutan iç sestir. Bazen fısıldar, bazen bağırır ama hep şunu söyler: “Devam et.” Hayatın getirdiği zorluklar karşısında umudumuzu kaybetmeden, sevdiklerimizle el ele verdiğimizde aşamayacağımız engel yoktur. Çünkü insan tek başına yorulur ama paylaştıkça güçlenir. İnançla atılan her adım, görünmese bile bizi hedeflerimize biraz daha yaklaştırır. Bazı yollar hemen açılmaz; bazı kapılar sabır ister. Ama doğru kapılar, doğru zamanda açılır. Ve dürüst olalım: Hayat her zaman adil değildir. Bazıları çalışmadan kazanır, bazıları çok çalıştığı hâlde beklediğini alamaz. Bazıları başkasının emeğine göz diker, bazıları sessizce kendi yolunu yürür. Sen ter dökerken seni izleyenler olacaktır. Sen düştüğünde sevinenler, ayağa kalktığında ise sessizce rahatsız olanlar çıkacaktır. Çünkü herkes zirveyi ister ama herkes yokuşu tırmanmak istemez. Unutma: Senin hayatındaki güzelliklere gözü olanlar, senin çektiğin acılara hiçbir zaman talip olmazlar. Kimse gecenin sessizliğinde verdiğin mücadeleyi, içinden geçen fırtınaları, yutkunarak bastırdığın gözyaşlarını görmek istemez. Onlar sadece sonucu ister. Ama başarı, sadece büyük zaferlerde değil; küçük adımlarda, sabah erken kalkmalarda, vazgeçilmeyen gecelerde saklıdır. Her yeni gün, kendini geliştirmek ve hayallerine bir adım daha yaklaşmak için verilmiş sessiz bir davettir. Sabır ve azimle yürüdüğün yolda düşmekten korkma. Çünkü düşmek zayıflık değildir; yerde kalmak vazgeçmektir. Her düşüş, yeniden kalkmayı öğretir. Her kalkış ise insanı biraz daha olgun, biraz daha güçlü yapar. Hayat bazen seni sınar; seni yıkmak için değil, ne kadar büyüyebileceğini sana göstermek için. Bu yolculukta dostluk ise en değerli hazinelerden biridir. Gerçek bir dost, sen güçlü görünürken değil; dağıldığında yanında olandır. Mutluluğunu içtenlikle paylaşan, acını hafifletmek için sessizce elini tutandır. Hayat, dostluklarla anlam kazanır ve güzelleşir. Ama herkes dost değildir. Bazıları sadece kalabalıktır. Bu yüzden dostlarını iyi seç; az olsun ama gerçek olsun. Çünkü gerçek dostluk, kolay bulunmaz ama bulundu mu insanın yükünü hafifletir. Hayatın her anı aslında bir mucizedir. Sabah gözlerimizi açtığımızda gördüğümüz gün ışığı, aldığımız her nefes, duyduğumuz her ses… Hepsi bize yeniden başlama hakkı verildiğinin kanıtıdır. Şükretmek, insanı daha huzurlu ve daha güçlü kılar. Sahip olduklarını fark eden insan, eksiklerine mahkûm olmaz.
Hayat bazen serttir, evet. İnsanları, niyetleri ve adaletsizlikleriyle yaralayabilir. Ama unutma: Seni kıran şeyler, aynı zamanda seni şekillendirir. Seni zorlayan yollar, seni sıradan bir yerden alıp güçlü bir noktaya taşır. Kimsenin gözüne girmek için değil; kendi vicdanınla barışık yaşamak için yürü bu yolu. Bugün yorulmuş olabilirsin. Haksızlığa uğramış, görülmemiş, takdir edilmemiş hissedebilirsin. Ama vazgeçme. Çünkü sen vazgeçmedikçe, hayat da seni yarı yolda bırakamaz. İnançla atılan her adım, gecikse bile mutlaka karşılığını bulur. Şükürle, sabırla, sevgiyle ve cesaretle yürüyen insanın yolu er ya da geç açılır. Ve o gün geldiğinde, seni izleyen ama senin gibi yürümeye cesaret edemeyenler sadece uzaktan bakmakla yetinir. Sen ise, kendi emeğinle inşa ettiğin hayatın içinde dimdik durursun. Çünkü hayat; vazgeçmeyenlerin, inananların ve içindeki ışığı ne olursa olsun söndürmeyenlerin hikâyesidir.
Bir sonraki yazımda buluşmak üzere değerli okurlarım
SEÇİL ESKİOĞLU
GAZTECİ -YAZAR






















Yorum Yazın