Diyorum ki !!.. Sessizce Emek Verenler Asla Kaybetmez yani Sessizce Emek Verenin Gürültüyle Sınandığı Yer ,Değerin Görülmediği Anlar
Bazen insanın en büyük yorgunluğu yaptığı işten değil, verdiği emeğin yok sayılmasından gelir. Yıllarını verirsin… sabırla, özenle, geceyi gündüze katarak kendini geliştirirsin. Her detayı öğrenir, her hatadan ders çıkarır, kimse görmese bile işini en doğru şekilde yapmaya devam edersin. Sessizce ilerlersin, çünkü bilirsin ki gerçek emek bağırmaz; kök salar. Zamanla insanlar seni tanır, sana güvenir, sana danışır… Adın “işini bilen”, “güvenilir”, “sağlam” diye anılmaya başlar. Ve sen de bunun haklı gururunu içinde, mütevazı bir şekilde taşırsın.
Ama hayat dediğimiz o uzun yol, sadece hak edenin hak ettiğiyle ilerlemez. Bir gün hiç beklemediğin bir anda, hiçbir emeğin yokmuş gibi davranan insanlar çıkar karşına. Seni hiç tanımamış, senin o yıllarını görmemiş, bir gününü bile yaşamamış kişiler… Ama öyle bir konuşurlar ki sanki sen hiçbir şey bilmiyormuşsun, sanki sen o işi ilk kez yapıyormuşsun gibi. Üstelik bunu öyle bir özgüvenle yaparlar ki, etrafındaki bazı insanlar da buna inanacak gibi olur.
İşte en zor olan da budur… Bilmediğin bir şeyi öğrenmek değil; bildiğin bir şeyi, bilmeyene anlatmaya çalışmak… Ve daha da acısı, anlatmaya bile fırsat verilmeden yargılanmak.
Onlar hep haklıdır… çünkü sesleri yüksektir. Çünkü kendilerini anlatmayı değil, başkalarını küçültmeyi iyi bilirler. Çünkü eksiklerini kapatmanın en kolay yolunun, bir başkasını değersiz göstermek olduğunu öğrenmişlerdir. O yüzden sürekli destek ararlar, sürekli birilerine yaslanırlar. Kalabalık görünürler ama aslında yalnızdırlar; çünkü gerçek bilgi yalnız başına da ayakta durabilir, ama sahte olan hep bir dayanak arar.
Sen ise tek başına durursun. Çünkü senin dayanağın, yıllardır verdiğin emektir. Ama işte tam da bu yüzden hedef olursun. Çünkü sağlam olan, sarsılmak istenir. Çünkü gerçek olan, gölgelenmek istenir. Çünkü bazı insanlar yükselmenin yolunu çalışmakta değil, başkasını aşağı çekmekte arar.
Bu sadece iş hayatında olmaz… Günlük yaşamda da böyledir. Dostluk dediğin yerde bile olur. Sana gülen, seninle yürüyen, seninle paylaşan insanlar bir bakarsın seni en çok yoran, en çok kıran insanlar haline gelir. Sen iyi niyetle yaklaşırken, onlar seni kullanmanın yollarını arar. Sen samimiyet sunarken, onlar bunu zayıflık sanır. Ve en acısı, senin iyi kalbini sınamaya kalkarlar.
Ama insan zamanla şunu öğrenir: Herkesin sesi aynı çıkmaz, ama herkesin niyeti bir gün ortaya çıkar. “Gürültü yapanlar dikkat çeker…
Emek verenler iz bırakır.
Ve izler, seslerden daha uzun yaşar.”Gürültü yapanla değer üreten hiçbir zaman aynı yerde durmaz. Ve hakikat, ne kadar üstü örtülmeye çalışılsa da, bir gün kendi yolunu bulur.
Senin bildiğini küçümseyenler, aslında bilmediklerini saklamaya çalışıyordur. Seni değersiz göstermeye çalışanlar, kendi değersizlik korkularıyla savaşmaktadır. Ve seni harcamak isteyenler, aslında senin yerinde olamayacaklarını en iyi bilenlerdir.
O yüzden artık bazı şeyleri kabullenmek gerekir. Herkes senin gibi olmayacak. Herkes emeğe saygı duymayacak. Herkes hak edene hakkını vermeyecek. Ama bu, senin değerini değiştirmez. Bu sadece onların bakışını gösterir.
Sen yine işini en iyi şekilde yapmaya devam et. Çünkü senin emeğin, onların sözlerinden daha güçlü. Senin bilgin, onların gürültüsünden daha kalıcı. Ve senin duruşun, onların geçici üstünlüklerinden çok daha sağlam.
Unutma… Gerçek ustalık, kendini ispatlamak zorunda kalmayandır. Gerçek değer, herkes görmese bile var olandır. Ve gerçek güç, seni yok saymaya çalışanlara rağmen dimdik kalabilmektir.
Gün gelir, roller değişir. Gürültü susar, gerçek konuşur. Kalabalık dağılır, hakikat ortada kalır. Ve o gün geldiğinde, sen yine aynı yerde olursun: emeğinin, bilginin ve onurun tam ortasında.
İşte o zaman anlarsın… Aslında hiçbir zaman kaybetmemişsin. Sadece kimlerin gerçekten kazanmaya layık olmadığını görmüşsün.
Ve hatta daha derin bir farkındalık yerleşir içine…
Bazı insanlar seni kaybettiğinde değil, senin değerini anladığında geç kalmış olur. Çünkü sen, hep aynı kalanlardan değilsindir; sen öğrenen, büyüyen, olgunlaşan taraftasındır. Ve bir noktadan sonra, seni anlamayanların olduğu yerde kalmak artık sana ağır gelmeye başlar.
İnsan bazen susarak anlatır kendini… bazen geri çekilerek… bazen de hiçbir şey demeden yoluna devam ederek. Çünkü her savaş verilmez, her yanlış düzeltilmez, her insan kazanılmaz. Ve en önemlisi; herkes için kendinden vazgeçilmez.
Bir süre sonra şunu da fark edersin: Seni aşağı çekmeye çalışanların en büyük korkusu, senin yükselmen değildir aslında… Senin kendi değerini fark etmendir. Çünkü insan kendi değerini bildiği anda, artık kimsenin gölgesinde yaşamaz.
O yüzden bu yaşadıkların bir kayıp değil… bir uyanıştır. Kimin yanında durman gerektiğini, kimin karşısında susman gerektiğini ve en önemlisi kimin için hiç yorulmaman gerektiğini öğreten bir süreçtir.
Ve evet… belki bazı günler içini acıtacak. Belki “neden ben?” diyeceksin. Belki hakkının yendiğini bile bile susmak zorunda kalacaksın. Ama şunu hiç unutma: Sabır, her zaman sessiz bir güçtür. Ve o güç, günü geldiğinde en doğru yerde, en doğru şekilde kendini gösterir. Unutma ,
“Gerçek güç, bağırmakta değil; sabırla ayakta kalmaktadır.”
Çünkü gerçek olan gecikse de gelir…
Hak eden, er ya da geç hak ettiğini alır…
Ve emek, hiçbir zaman sahibini yarı yolda bırakmaz.
Sen sadece yolundan şaşma…
Kendin olmaktan vazgeçme…
Ve kim olursa olsun, seni kendinden şüphe ettirecek kadar küçülmesine izin verme.
Çünkü sen… zaten bildiğin gibi değilsin sadece,
görülenden çok daha fazlasısın. ✨
Bir sonraki yazımda görüşmek üzere kıymetli okurlarım
SEÇİL ESKİOĞLU
GAZETECİ-YAZAR






















Yorum Yazın