Dandini dandini dastana
Danalar girmiş bostana
Kov bostancı danayı
Yemesin lahanayı nenni….
Çocukluğumuzda annelerimiz bizi bu tekerleme ile uyuturdu, saf, tertemiz ne güzel günlerdi o çocukluk günlerimiz.
Uyku nedir, hiç merak ettiniz mi ? Cevabını bilimsel vereyim. Doktorlar der ki “İnsan ömrünün en az 1/3'ünü oluşturan, vücudun dinlenmesini ve yeniden restorasyonunu sağlayan, öğrenme ve hafıza gibi kognitif fonksiyonların pekiştirildiği doğal bir süreçtir”.
Günümüzün 7-8 saatlik bir bölümü uykuda geçer, ama sizlere anlatmaya çalışacağım hikaye öylesine ilginç ki inanıyorum çok şaşıracaksınız Karolina Olsson’dan bahsedeceğim.
Koroline 14 yaşında derin bir uykuya daldı ve tam 32 yıl boyunca hiç uyanmadı. Doktorlar 8 saatlik uykuyu normal kabul ederler yani gününün 1/3 uykuda geçer, bir insan için 32 yıl hiç uyanmadan uyumak dile kolay gelebilir.… O zamanKarolina’nın ilginç öyküsünü anlatmaya başlıyorum.
Kısa bir uykunun saatlerce sürmüş gibi geldiği anlar hepimizin başına gelmiştir ancak Karolina Olsson'un deneyimi bu kavramı bambaşka bir boyuta taşıyor. 14 yaşında iken geçirdiği bir kaza sonucu uykuya dalan Olsson, gözlerini açtığında aradan tam 32 yıl geçmişti ve artık 46 yaşındaydı.
Karolina Olsson, Sonbaharın yapraklarını döktüğü, hazan mevsiminde takvimler 29 Ekim 1861 tarihini gösterirken, İsveç'in Baltık Denizi kıyısındaki Oknö Adası’nda beş kardeşli bir ailenin tek kızı olarak dünyaya geldi, kardeşleri okula giderken o evde kalıp annesine yardımcı oluyordu.
Okuma yazma bilmemek çok kötüydü, Karolina 14 yaşındayken okuma yazma öğrenmek için ailesinden okula kaydını yaptırmalarını istedi ve ailesi onun isteğini kırmadı, 18 Şubat 1876’da okula başladı. Bir okul dönüşünde hava kararmıştı, Karolina mesafeyi kısaltmak için evinin yakınlarındaki donmuş bir nehirde karşıdan karşıya geçmek isterken, ayağı kaydı, düştü ve yere kafasını çarptı vücudunda morluklar oluşmuştu.
O akşam, yemeğini yedikten sonra yatağa giren Karolina, ertesi sabah çok şiddetli bir baş ve diş ağrısı ile uyandı. ailesi dinlenmesi için yatakta kalmasını tavsiye etmişti ancak Karolina ertesi sabah uyanmadı, hiçbir sarsıntı onu uyandıramadı. Garip durumu haftalarca devam etti ve Olsson ailesi yapabilecekleri tek şeyin dua etmek olduğuna inandı, Karolina'nın annesi kızına banyo yaptırıp saçlarını yıkayarak bakıyordu, ama genç kızın hala derin uykuda olma durumu devam ediyordu. Bu durum komşularında dikkatini çekmişti uzun süre uyuyan genç kızın yanına doktorlar ve ziyaretçiler geldi ancak uykusundan uyandırılmaya çalışılan Karolina'dan herhangi bir yanıt alınamadı, Karolina'yı ilk muayene eden doktor komada olduğu teşhisini koymuştu.
Babası bir balıkçıydı ve bir doktoru karşılayacak maddi imkanları yoktu. Aile, kasabadaki ebenin tavsiyelerine güvendi. Karolina’nın annesi ona süt ve şekerli suyu zorla içirdi, komşular bir yıl boyunca devam eden bu durumu düzeltemeyen bir doktora ödeme yapmışlardı. Bunun yanı sıra Karolina’nın saçının, el ve ayak tırnaklarının büyümediği gözlemlendi, alışılmadık duruma rağmen doktor hiçbir şekilde endişeli görünmüyordu, adaya gelip Karolina'yı bir yıl boyunca takip etti.
Günlerden birgün doktoru İskandinavya'nın en ünlü tıp dergisinin editörüne bir mektup yazdı. Karolina ile ilgili bir yazının, kıza nasıl yardımcı olabileceklerini bilen uzmanlara ulaşmasını umuyordu. 1904'te annesinin ölümünden sonra babası bakımı üstlendi ancak nasıl bakılacağını bilmediği ve genellikle uzakta olduğu için hizmetçi tuttu. Hizmetçiler genç kızın hiç konuşmadığını bırakılan yemekleri ise yemediğini bildirdi.
Bazen tuhaf şeyler de oluyordu, örneğin 1907'de Karoline'nin kardeşi öldüğünde, genç kızın uykusunda ağlamaya başladığı ancak gözlerinin kapalı kaldığı görüldü. Hizmetçi daha sonra birkaç garip şey daha fark ettiğini söyledi. Örneğin, şekerleri bazen ortadan kayboluyordu. Kendisi bahçedeyken Karolina'nın onun şekerlerini aldığından şüpheleniyordu.
Nihayet 3 Nisan 1908'de bir hizmetçi Karolina'yı yerde sürünürken buldu. Zayıf ve solgundu, ışığa duyarlıydı ve konuşmakta biraz zorlanıyordu bu haber büyük heyecan yarattı, muhabirler, doktorlar ve izleyiciler ona yaşadıklarını sormak için Oknö'ye gittiler ama uyandığında geçen 32 yıla dair hiçbir şey hatırlamadığını söyledi.
Ona göre, hala 14 yaşında bir kızdı ve uyuduğu gecenin ertesi sabahı uyanmıştı oysa Karolina artık 46 yaşındaydı. Garip olan 25 ila 30 yaşlarında biri gibi genç görünüyordu. Stockholm’de psikiyatrik testlere tabi tutuldu ve uyumadan önce sahip olduğu tüm yetenekleri koruduğu tespit edildi.
Karolina’nın uyanışı kısa sürede Avrupa ve Amerika basınına yansıdı. Muhabirler onunla röportaj yapmak için adaya gitti ancak ailesi medyadan uzak durmayı tercih etti. Birkaç gün sonra Stockholm’e götürülen Karolina, doktorlar tarafından muayene edildi tamamen sağlıklı olduğu, zekâ seviyesinin normalin üzerinde bulunduğu ve okuyup yazabildiği kaydedildi, sadece gözlerinde ışığa karşı hassasiyet vardı.
Psikiyatristler, uyku sürecinin ardında travmatik bir olay ya da psikoz olup olmadığını araştırdı. 1910'da ünlü İsveçli psikiyatrist Harald Fröderström, Karolina'nın ailesinden öğrendiği bilgileri içeren bir makale yayınladı. Fröderström, Karolina'nın aşırı öfke yaşadığını ve ailesinin dikkatini çekmek için hasta olduğuna inandığını öne sürdü. Karolina, Kleine-Levin Sendromu (uyuyan güzel sendromu) tanı kriterlerine uymasa da tıp dünyasını yıllarca şaşkına çeviren bu gizemli uyku durumu, sağlık uzmanları arasında tartışılmaya devam etti.
Karolina 5 Nisan 1950’de tam 88 yaşında hayatını kaybetti.
88 yıllık hayat yolculuğuna 14 yıllık çocukluk 42 yıllık yetişkinlik ve 32 kayıp yıl sığdırdı. Karolina'nın eşsiz hikayesi ise onu 'Oknö'nün uyuyan güzeli' yaptı. Çoğu doktorun daha önce eşi benzerine rastlamadığı bu durum yegâne olma özelliğini korurken, 32 yıl boyunca uykuda kalması hiçbir şekilde açıklanamadı. Yaşanan bu olay da tıp tarihine 'Karolina Olsson Vakası' olarak geçti.
Uyumak… gelin sizlerle bir empati yapalım yatalım ve uyuyalım öyle 8-9 saat değil 32 yıl sonra uyanalım ama şimdiki yaşımızla, hayatımızda neler değişirdi? Hayallerin sonu yoktu, acaba nasıl olurdu? Ne dersiniz ?
Başka bir yazımda buluşmak üzere
Hoşça kalın , Hoşkalın
ESRA SONGÜLER
HABER CADDESİ EDİTÖRÜ






















Yorum Yazın