Çocukluğumun vazgeçilmez içeceğidir…. Karagümrük’lü olduğumu her zaman söylemişimdir, Hiç unutmam semtimizde bir çok yazlık sinema vardı, her hafta film değiştiğini hesaplarsak hergün birine gitsek bitiremezdik. Yazlık sinemalarımızın olmazsa olmazlarından biri de gazozdu…. Özellikle Çamlıca Gazozu… Film arasında görevli kasayı omuzunda taşır, “Soğuk gazoz otuziki dişe keman çaldırır” diye bağırır, isteyene kapağını açıp gazozu satardı hani artık ağzımızda otuziki dişimiz kalmasa da o gazozun lezzeti hala damağımda kalmıştır.
Düşündüm de bu haftaki yazımda eğrisiyle, doğrusuyla sizlere gazozu anlatayım dedim.
Belki de Osmanlı şerbetine alternatif olarak çıkartılmıştı. Gazoz, Fransızca bir sözcük olan Gazeuse den türetilmişti, Gazeuse’nin Türkçe anlamı gazlı yada karbonatlı demekti, bu terimin önüne “Eau” yani Su konulduğunda Soda, madensuyu anlamında kullanılırdı gazoz kelimesi buradan türedi.
Gazozun ilk Türkiye’ye girişini Niğde’li bir Rum olan Aleksandr Mısırlıoğlu’na borçluyuz, Mısırlıoğlu 1890’da Fransa’ya giderek gazoz yapımında kullanılan makinelerle birlikte gazoz üretim hakkını satın aldı. Sonra Aleksandr Mısırlıoğlu, Pandelli Mısırlıoğlu, Ligor Bazlamacıoğlu, Leon Şor adlı ortaklar Karaköy’de ilk gazoz imalathanesini kurdular. Böylece piyasaya çıkan ilk gazoz “Mısırlıoğlu” adını almıştı.
Ve ardından Çubuklu’da üretilen İstanbul’un meşhur “Hasanbey Gazozları” geldi.
Eski bir yemek kitabında gazoz yapılışını şöyle yazıyordu :
“İki dirhem asid sitrik (limon tuzu), dört dirhem bikarbonat dö sud (karbonat) ile yarım kıyye suyu vaz edüp iki saat durduktan sonra sifon namındaki şişeyi alup beş altı saat mürurundan sonra istimal oluna. (… bekletildikten sonra içilir.)”
Afiyet olsun….
Tabiki o gazozların lezzeti kalmadı ama İstanbul’da Balat’a her gittiğimde “Sevda Gazozcusu”ndan tüm çeşitlerin arasında seçmekte zorlandığım, gazoz içmek benim için olmazsa olmazlarımdandır.
Sıcak havaların en büyük dostu, Osmanlı'nın son yıllarında Karaköy'de üretilen gazozların ilk zamanlar sokak esnafı tarafından bardaklara boşaltılarak satılıyordu, üretimi Osmanlı'da başlayıp günümüze ulaşmış, hepimizin çok sevdiği bir tat olan gazoza dair ilginç ayrıntıları sizlerle paylaşmak istiyorum.
Gazoz, ilk üretildiği yıllarda şişenin yanı sıra, sokak esnafının el arabasında taşıdığı sifonla bardağa doldurularak da satılırdı. İlk zamanlar ilkel yöntemlerle hazırlanan gazoz, şeker şurubu keçe bir torbaya maşrapa ile aktarılarak süzülüp cezvelere dolduruluyordu. İstanbul'da gazoz, evlerde de yapılırdı.
Osmanlı'da serüveni başlayan gazoz, Cumhuriyet döneminde yerelleşerek üretilmeye başlandı. Cumhuriyet dönemindeki ilk gazoz, 1930 yılında Mehmet Hakkı Erbak tarafından Bursa’nın Nilüfer ilçesinde “Nilüfer Gazoz Fabrikası” kurularak "Nilüfer" markası ile üretildi.
1931'de Mehmet Hakkı Bey'in oğlu Nuri Erbak, Uludağ Gazoz'un orijinal formülünü bulmuş ve “Uludağ Gazozu”nu piyasaya sürmüştü. 1930'lu yıllarda Cincibir, Elvan, Ankara, Olimpos, Çamlıca gibi isimler adı altında değişik markalarda gazozlar üretilmeye ve satılmaya başlandı.
Anadolu'daki ilk gazozlar
Niğde'de Fertek,
Ankara'da Ankara Gazozu,
Bursa’da Nilüfer,
İstanbul'da Çubuklu suyundan yapılan ve Çubuklu Gazinosu'nun sahibinin adıyla anılan
“Hasan Bey Gazozu” unutulmazlar arasına girmişti.
Tarihler 1938 yılını gösterdiğinde gazoz üretimi hızla artmıştı bu kez İstanbul'da gazoz fabrikası olarak dört isim yer alıyordu:
Nikoli Vaslamatzis (Bazlamacı)’nın Sirkeci'deki Olimpos,
Feriköy'deki Bomonti,
Sularıyla ünlü Büyükdere'deki Kocataş ve Edirnekapı, Demirkapı'daki Halim Hurşit'in Yalova Gazoz fabrikaları.
Türkiye'de 60'lı yılların ortalarına dek birçok ilde yerel olarak üretim yapan, adları yerli olan gazoz imalathaneleri bulunuyordu.
Gazoz cenneti olan Beyoğlu'nda başlayıp kısa süre sonra Anadolu'ya yayılan ve her şehrin kendine özgü tatlarıyla üretilen gazoz markaları, 1964 yılında iki yabancı kola markasının Türkiye’ye girmesiyle birlikte yavaş yavaş popülerliğini yitirmeye başladı.
Özellikle bir dönem Türk filmlerinde Nuri Alço’nun
“Soğuk gazoz içer misin yavrum?” replikleri.
Annelerin, anneannelerin “Aman kızım dikkat et gazozuna ilaç atarlar”
sözleriyle tehlikeli bir içecek haline gelse de, onu tahtından eden Cola’nın saltanatının başlaması olmuştu.
Öyle yada böyle benim içecek tercihim hep gazoz olmuştur, içen varsa sizlere afiyet olsun dostlarım.
Bu haftalıkta bu kadar, haftaya başka bir konuda buluşmak üzere hoşça kalın ama hep dostça kalın.
CELAL KODAMANOĞLU
GAZETECİ - YAZAR
























Yorum Yazın