MENU
  • EĞİTİM
  • MEKAN
  • HABER
  • Basın Bülteni
  • SİNEMA
  • Kadın
  • YAZARLAR
  • FOTO GALERİ
  • WEB TV
  • HABER ARŞİVİ
  • YOL TRAFIK DURUMU
  • BİYOGRAFİLER
  • RÖPORTAJLAR
  • Künye
  • Gizlilik Politikası
  • İLETİŞİM
  • Foto Galeri
  • Web TV
  • Yazarlar
Haber Caddesi
DOLAR6.8555
EURO7.7475
GR ALTIN390.45
ÇEYREK640.68
İstanbul
Haber Caddesi
Haber Caddesi
  • MAGAZİN
  • MÜZİK
  • YAŞAM
  • GÜNCEL
  • MODA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SAĞLIK
  • KÜLTÜR & SANAT
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
Kapat

MARY ANN BEVAN’IN YÜREK BURKAN HİKAYESİ.

Ana SayfaYazarlarESRA SONGÜLER
15 Ağustos, 2026, Cumartesi 19:12
  • yazdıryorum yazfont küçültfont büyüt
MARY ANN BEVAN’IN YÜREK BURKAN HİKAYESİ.

 

Güzel olmak, güzel görünmek kim istemez ki?

Sabahları kalkıp uyku mahmurluğunu üzerimizden attıktan sonra aynanın karşısına geçer kendimize uzun uzun bakarız. Kusurlarımızı sayar, eksiklerimizi büyütür, sahip olmadıklarımızın gölgesinde kayboluruz. Abarttığımı düşünebilirsiniz, ya da önce kalp güzelliği dersiniz demesine de ama güzellik salonlarını mutlaka ziyaret eder, genç ve güzel görünmek için elinizden geleni yaparsınız değil mi ?

Bence güzel görünmek, mutlu olduğunda gözlerinin içinin parlamasıdır. Sevdiğin insanlarla güzel bir yerde oturup kahve içmek mutluluğun ta kendisidir. O an farkında olmadan yüzümüzde oluşan tebessümdür. İçinde taşıdığın iyiliğin, merhametin ve sevginin dışa yansımasıdır.

Benim yazılarımı takip eden okurlarım hatırlarlar “SHREK” başlıklı yazımda çizgi filmlere ilham olmuş, gerçek hayatta yaşamış bir kişiden Fransız Maurice Tillet’in hayatından kesitler vermiştim sizlere ve o zavallı Maurice henüz 17 yaşındayken, Hipofiz bezinin aşırı büyüme hormonu salgılanması neticesinde oluşan dengesiz büyüme sonucu değişik bir kişiliğe bürünmüştü.

Bu yazımda da sizlere maalesef aynı hastalığın pençesine düşmüş birinin öyküsünü anlatacağım.

Mary Ann Bevan;

Atalarımız “Ne oldum deme, ne olacağım de” diye söylemişlerdir. Bazı insanlar vardır; hayat onları sessizce sınar, ne büyük savaşların kahramanı olurlar ne de tarihin parlak sayfalarına altın harflerle yazılırlar onlar yaşadıklarıyla insanlığa çok şey anlatırlar. Öyküsünü anlatacağım Mary Ann Bevan’da böyle bir kadındı.

Gözlerini yoksul bir ailede dünyaya açan Mary Ann 1874 yılında Londra'da doğdu. Çocukluğundan beri en büyük hayali kalabalık ve mutlu bir aileye sahip olmaktı. Genç yaşında hemşireliğe başlayan Mary Ann, kısa bir süre sonra 'hayatımın aşkı' dediği Thomas Bevan ile evlendi ve eşinin soyadını aldı. 

Bu evlilikten tam 4 çocuk dünyaya getiren Mary Ann Bevan henüz 30'lu yaşlarındayken bedeninde tuhaf ağrılar hissetmeye başladı.

“Akromegali” adı verilen bu hastalık SHREK başlıklı yazımda bahsettiğim Fransız Maurice Tillet’te olduğu gibi , Mary Ann'ın da bedenini yavaş yavaş değiştirmeye başlamıştı. 

Mary aynaya her baktığında biraz daha yabancı bir yüz görüyordu, yüz hatları sertleşiyor, elleri ve ayakları büyüyor, tanıdığı o kadın gözlerinin önünde kayboluyordu. Bu değişim sırasında acı çekiyordu ama bana göre belki de en büyük acı, insanların ona bakışlarında saklıydı. Karşılaştığım çok olmuştur, bazen bir hastalığın verdiği acıdan daha ağır olan şey, insanların merhametsiz yargılarıydı.

Talihsizlik kapısını çalmıştı bir kere Mary Ann bu hastalıkla mücadele ederken birgün aniden eşini kaybetti. 

Dedim ya talihsizlik üst üste gelmişti diye kadıncağız yıllarca hemşirelik yapmış olmasına rağmen yeni görüntüsünden dolayı acımasızca işten çıkarılmıştı. Dört çocuğunu büyütebilmek için çözümler aradığı sırada tesadüfen bir ilana rastladı. İlanda dünyanın en çirkin kadınının seçileceği bir yarışma vardı. İlanı gören Mary Ann çoktan kararını vermişti. 'Dünyanın en çirkin kadını' yarışmasını kazanacak ve aldığı ödülle birlikte çocuklarına daha rahat bakacaktı.

Bir empati yapın ve kendinizi onun yerine koyun, bir annenin çaresizliği kadar ağır bir yük var mıdır? Çocuklarının karnını doyurmak için her yolu düşünmek zorundaydı. İşte o noktada bugün düşündüğümümde de içimi burkan bir karar aldı bu yarışmaya katıldı ve "Dünyanın En Çirkin Kadını" olarak ilan edildi.

Dünyanın belki de en onur kırıcı ve adı üstünde 'çirkin' yarışmasına katılan Mary Ann Bevan, podyuma çıktığında beklediğinden de kötü bir tabloyla karşı karşıyaydı. Etrafındaki herkes görüntüsünden ötürü ona gülüyor, kendilerince komik olan şakalar yapıyolardı. Salonda bulunanların davranışlarından rahatsız olsa da Mary Ann için bunların aslında hiçbir önemi yoktu. O sadece birinci olmak ve kazanacağı ödülle çocuklarının geleceğini kurtarmak istiyordu. Yarışmaya girerken de bütün amacı buydu. 

Yaklaşık 250 adayı geride bırakan Mary Ann, yarışmanın kazananı oldu artık başta Londra olmak üzere herkes onu 'Dünyanın en çirkin kadını' olarak tanıyordu. Bu unvanı sırf çocuklarına bakabilmek için elde eden Mary Ann, hakkında söylenen hiçbir sözle ilgilenmiyordu. İstediğini elde etmiş, büyük ödülü kazanmıştı. Üstelik bu ödülü kazanmasıyla birlikte sahip olduğu 'En çirkin' ünvanı sayesinde bir işe bile girmişti. Mary Ann’in 'çirkin' olma hikayesi aslında yeni başlıyordu.

Yarışmayı kazanan Mary Ann’e kısa bir süre sonra onun ününü duyan biri tarafından 1920 yılında ABD'de faaliyet gösteren Coney Island Eğlence Merkezi'nde sirkte çalışması için iş teklifi gelmişti. Mary Ann bu teklifi hiç düşünmeden kabul etti. Fedakar anne bu kararla, dönemin güzellik algısına uymadığı düşünülen, kendilerince tuhaf görünümlü olduklarına inanılan bıyıklı ve sakallı kadınların, cücelerin, devlerin ve yapışık ikizlerin bulunduğu bir ucube gösterisinin yepyeni gülünecek malzemesi olmayı kendi elleriyle seçmişti.

Uzun hem de çok uzun yıllar boyunca bu ucube gösterisinde yer alan Mary Ann Bevan, kazandığı paralarla çocuklarını büyüktü bu süre boyunca hiçbir zaman halinden şikâyetçi olmadı tam tersi kendi parasını kazanabildiği ve bu parayla çocuklarına bakabildiği için mutluydu. Hayatını bu şekilde devam ettiren Mary Ann öldüğünde 59 yaşındaydı. Ardında bıraktığı dört çocuğu ise her zaman onunla övündü çünkü o her şeyden önce güçlü bir kadındı ve gerçekleri görebilecek kadar güzel yürekli olan her çocuk böyle bir kadının evladı olmaktan gurur duyardı.

İnanın ona verilmiş olan dünyanın en çirkin kadını ünvanını okurken bile yüreğim sızlıyor çünkü o kelimelerin arkasında bir insan, bir anne, bir hayat mücadelesi var. İnsanlar onu görmek için para ödedi kimi merakla baktı, kimi güldü, kimi alay etti fakat kimse sahnenin arkasındaki gerçeği görmek istemedi. O zavallı kadın, kendisiyle dalga geçilsin diye değil; çocukları aç kalmasın diye oradaydı. Bunu kim düşünmüştü ki…. Koskoca bir Hiç değil mi?

Mary Ann öldükten sonra tek bir isteği vardı o da İngiltereye gömülmekti, bunu çocuklarına vasiyet etmişti. Öldüğü zaman çocuklarıda bu vasiyetini yerine getirdiler. 

Geride servetler bırakmadı ancak çocuklarına sevginin, görünüşten daha güçlü olduğu gerçeğini miras bırakmıştı. 

Belki de tarihin ona taktığı unvan baştan sona yanlıştı.

Çünkü dünyanın en çirkin kadını olarak anılan Mary Ann , annelik söz konusu olduğunda dünyanın en güzel kadınlarından biriydi.

Bugün onun fotoğraflarına baktığımızda ilk gördüğümüz şey yüzü olmamalı, bir annenin fedakârlığını, kırılmış hayallerini ve dimdik ayakta kalma çabasını görmeliyiz onun hikayesi dış görünüşün değil, ruhununun hikayesiydi.

Ve bazen, en güzel insanlar; hayatın en ağır yüklerini taşıyanlar diye düşünürüm. Başka bir yazım da buluşmak üzere hoşçakalın, hoş kalın.

ESRA SONGÜLER 

HABER CADDESİ EDİTÖRÜ

Yorum Yazın

ESRA SONGÜLER

    iletişime geç

    ESRA SONGÜLER

    Bizi Takip Edin
    Facebook
    Twitter
    Instagram
    Youtube
    Köşe Yazarları
    ESRA SONGÜLER
    ESRA SONGÜLER MARY ANN BEVAN’IN YÜREK BURKAN HİKAYESİ.
    MUSTAFA ÇOLAKOĞLU
    MUSTAFA ÇOLAKOĞLU DÜNYANIN ÖMRÜ UZAR MI?
    FATOŞ ACAR
    FATOŞ ACAR TORUNLARLA GEÇEN ZAMANLAR
    SOSYAL PEDAGOG, BİREYSEL ÇİFT VE AİLE DANIŞMANI HANIM DEMİRBAŞ
    SOSYAL PEDAGOG, BİREYSEL ÇİFT VE AİLE DANIŞMANI HANIM DEMİRBAŞ İNSAN EN ÇOK YAŞADIĞI HAYATTAN DEĞİL, YAŞAYAMADIĞI HAYATTAN YORULUR
    BURHAN AKDAĞ
    BURHAN AKDAĞ MİLLİ TAKIM ELENDİ, KOLTUKLAR TUR ATLADI… FUTBOLDA TOP YUVARLAK, BİZDE KOLTUK KÖŞELİ!
    SABİHA ÜNAL
    SABİHA ÜNAL MUTLU KADIN, GÜÇLÜ AİLE
    SEÇİL ESKİOĞLU
    SEÇİL ESKİOĞLU BİR ÜLKEYİ YIKAN SAVAŞ DEĞİL, SESSİZLİKTİR
    CELAL KODAMANOĞLU
    CELAL KODAMANOĞLU GAZOZ
    HABİB BABAR
    HABİB BABAR BU DÜNYADAN BİR CANSEVER GEÇTİ
    ŞEHNAZ DİLAN
    ŞEHNAZ DİLAN BEN O SETLERİ ÖZLEDİM
    AV.ONUR YAĞIŞAN
    AV.ONUR YAĞIŞAN SOSYAL MEDYA FENOMENLİĞİ BOŞANMA NEDENİ Mİ?
    LEYLA SOMER
    LEYLA SOMER BİR KAP SU, BİR GÖLGE, BİR VİCDAN
    MEHMET ALİ BABAR
    MEHMET ALİ BABAR İFTİRA DEĞİL DUA ZAMANI
    ZAFER DİNÇER
    ZAFER DİNÇER VEFA SADECE BİR SEMT ADIYMIŞ
    NAZLI ARMAN
    NAZLI ARMAN SEVMEK
    FUNDA AKOSMAN
    FUNDA AKOSMAN YENİ YIL
    MERAL KONRAT
    MERAL KONRAT KİME GÖRE DÜŞMAN!
    Haber Caddesi
    KünyeGizlilik PolitikasıRSSSitemapSitene EkleArşivİletişim
    SOSYAL MEDYA BAĞLANTILARI
    FACEBOOKTWITTERINSTAGRAMLINKEDINYOUTUBE

    Haber Caddesi 2021 | Yazılım: Onemsoft

    Haber GönderFirma Ekleİlan Ekle