Kaan ‘ la geçen günlerimizden öğreneceğim ne çok şey varmış meğer.
İyi ki var o benim küçük arkadaşım henüz dokuz yaşında bu yıl ilkokuldan mezun oldu artık ortaokullu.
Fenerbahçe Kulübünde iki yıldır futbol oynuyor ben zannettim ki ileride futbolcu olacak ama o Bilgisayar Mühendisliğini seçmiş meslek olarak. Umarım zaman onun isteği doğrultusunda gelişir. Müzik kulağı gayet iyi gitar çalıyor, okul bitimi gösterisinde onu dinlemek nasıl gurur vericiydi.
Şimdi ki çocuklar bir harika , yeter ki iyi bir eğitim ve öğretim almış olsun. Her ne kadar okulla bu aktivitelerini birlikte götürüyorlarsa da çoğu pestile dönmüş vaziyetteler öylesine yorgun, öylesine bitkinler hatta bıkkın…
Düşünüyorum da bu biraz anne babaların hırsı mı diye, çocuklar birbirinden üstün olmak zorunda mı? Her parmağından ayrı bir marifet mi fışkırmalı ?
Ya o hayvan sevgisi…?
- Babaanne neden insanlar kedi ve köpeklere zarar verince ayağa kalkıyorlarda, sinek, arı, sivrisinekleri özellikle öldürüyorlar onlarda hayvan değil mi?
•- Doğru bir soru ama verecek cevabım yoktu , elimdeki sineklikle o sırada bir sineğin canına okuyordum, çocuğa göründüğüm manzara savunduklarımızla ne kadar tezattı.
Tüm bunları bir kenara bırakıp Kaan’la sohbetimize döneceğim yeniden , o da benim gibi sokakların , caddelerin pisliğinden şikayetçi , haftada bir günü kendisine ayırmış eline eldiven takarak kendi sokağındaki çöpleri topluyormuş, bir poşet ve bir eldivenle.
-Okul mu görevlendirdi seni ? dedim
- Ne alaka ben istediğim için yapıyorum dedi …
Ama bu işin gönüllüsü olmak ,o yaşta bir çocuğun bu duyarlılığı , gurur duydum torunumla .
Küçüklükten beri çok titiz ve düzenliydi.
Sigara izmaritleri en nefret ettiği çöplerdi, taşların arasına yapışmış gibi sıkışıp kalan onlarca izmarit, kabukları sağa sola fırlatılmış çekirdek kabukları küçük boylu çöpler, bunları toplamak imkansız ama plastik su şişeleri ya da meyve suyu kutuları, teneke içecek kutuları, çikolata şeker bisküvi kâğıtları, rüzgarla savrulan naylon poşetler hatta oyuncak kutuları, kâğıt, karton parçaları hiçbir şehire yakışmayan insan pislikleri…
Ah Kaancığım tüm bu çöpleri toplamakla yükümlü kılmış kendini
- Babaanne herkes benim gibi yapsa dünya tertemiz olur değil mi? dedi. haklı ama insanlara okullarda böyle bir eğitim mi vermek gerekir acaba?
“Ağaç yaş iken eğilir” demiş Atalarımız , şimdilerde kimsenin umursamadığı bir söz gibi.
Biraz alış veriş yapıp eve dönerken elimdeki paketleri aldı bana taşıtmadı, ben ona kıyamıyorum o da bana.
Babaanne senin çok bi ömrün kalmadı, yazık değil mi ? Sana iyi bakmam lazım hiç olmazsa kalan ömrünü iyi geçir.
Şimdi buna gülmem mi lazım , yoksa durup düşünmem mi ?
O dokuz, ben yetmiş onun göreceği ömrü çok olsun ama benimde kalan ömrüm daha uzundur inşallah.
- Babaanne seni çok seviyorum.
-Babaanne sen neden bu kadar pozitifsin, hiç bir şeyime kızmıyorsun?
-Babaanne aramızda sır olsun .
-Babaanne yiyebilir miyim ?
- Babaanne özür dilerim.
- Babaanne sakın ağlama, sen ağlarsan seni ağlattığım için ben çok üzülürüm.
- Kaancığım sana teşekkür ediyorum , ömrüme ömür kattığın için.
Kaan hassas bir çocuk ama bunu göstermeyi sevmiyor, insanları iyi gözlemliyor, arada bir sürtüşüyoruz , fikirlerini ispat etmek için sonuna kadar savaşıyor, vazgeçmek gibi bir huyu yok. Bu onun kararlılığını gösteriyor o etmeyeceğine göre pes eden ben olmalıyım.
Öğrendiği şeyleri yeri geldiğinde sunabiliyor, bilmişlik taslamadan, ukalalık yapmadan izah ederek.
Matematik dersinde çok iyi olduğunu söyledi çünkü öğreten babasıymış. Aferin oğluma, resimde ki başarısı yine babasındanmış , ikisi de çok güzel resim yaptığı için , burada haklı olarak övünebilirim resim, müzik, edebiyat (ses, yorum, kulak şiirden şarkıya) tamamen benden çocuklarıma ve torunlarıma geçen sanat genlerim , bana da kendi ailemden geçmiş , ah garibim eşim sıfır yetenek, onun da beni takdir ederek övmek gibi güzel bir huyu var. Sanatın hiç bir dalına dair en ufak bir hevesi de yeteneği de yok, yalnızca iyi bir dinleyici ve destekçi.
Kaan “Şeker dedem, benim karizmatik dedem diyor.
Bana da
- Hadi yine iyisin sen de kraliçemsin.
- Kendine daha da iyi bak babaanne diyen güzel oğlum umarım bu güzel huyun hiç bozulmaz, güzelliklerle büyürsün inşallah.
Başka bir yazımda ikizlerimle birlikte olmayı dilerim
Sevgiyle hoşçakalın .
FATOŞ ACAR
GAZETECİ - YAZAR
























Yorum Yazın