MENU
  • EĞİTİM
  • MEKAN
  • HABER
  • Basın Bülteni
  • SİNEMA
  • Kadın
  • YAZARLAR
  • FOTO GALERİ
  • WEB TV
  • HABER ARŞİVİ
  • YOL TRAFIK DURUMU
  • BİYOGRAFİLER
  • RÖPORTAJLAR
  • Künye
  • Gizlilik Politikası
  • İLETİŞİM
  • Foto Galeri
  • Web TV
  • Yazarlar
Haber Caddesi
DOLAR6.8555
EURO7.7475
GR ALTIN390.45
ÇEYREK640.68
İstanbul
Haber Caddesi
Haber Caddesi
  • MAGAZİN
  • MÜZİK
  • YAŞAM
  • GÜNCEL
  • MODA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SAĞLIK
  • KÜLTÜR & SANAT
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
Kapat

HİSSETMENİN GERİ ÇEKİLDİĞİ YER

Ana SayfaYazarlarSOSYAL PEDAGOG, BİREYSEL ÇİFT VE AİLE DANIŞMANI HANIM DEMİRBAŞ
19 Şubat, 2026, Perşembe 20:13
  • yazdıryorum yazfont küçültfont büyüt
HİSSETMENİN GERİ ÇEKİLDİĞİ YER

Bazı insanlar “hiçbir şey hissetmiyorum” der.

Bu cümle çoğu zaman bir boşluğu değil, ulaşılamayan bir yoğunluğu anlatır.

Çünkü hissetmemek her zaman yokluk değildir.

Bazen, fazla olanın geri çekilmesidir.

Duygusal donukluk genellikle dramatik bir kırılmayla ortaya çıkmaz.

Hayat devam eder. İnsan konuşur, işine gider, cevap verir, yapılması gerekenleri yapar.

Dışarıdan bakıldığında her şey yerli yerindedir.

Ama içeride bir mesafe oluşur.

Olan biten anlaşılır, kaydedilir, mantıklı bulunur,

yine de bedene değmez.

Sevinç vardır ama içe işlemez.

Üzüntü vardır ama gözyaşına dönüşmez.

Sanki duygular camın arkasındadır.

Görülür, tanınır…

Ama dokunulamaz.

Bu hâl çoğu zaman yanlış okunur.

“Mesafeli”, “soğuk”, “umursamaz” denir.

Oysa mesele ilgisizlik değildir.

Mesele, taşıma kapasitesinin aşılmasıdır.

Duygusal donukluk, duyguların yokluğu anlamına gelmez.

Daha çok, duygularla kurulan temasın geçici olarak askıya alınmasıdır.

Kişi ne hissettiğini bilir

ama his, bedene ve davranışa tam olarak geçmez.

Bu bilinçli bir tercih değildir.

Sistem, aşırı yük altında kendiliğinden şunu yapar:

“Şu an bunu alamam.”

Bu yüzden hem acı veren hem de haz veren duygular aynı anda körelebilir.

İnsan ne iyi hisseder ne kötü.

Daha çok, hiçbir yerdeymiş gibi hisseder.

Tepkiler gecikir, bazen hiç gelmez.

Ama bu, duyguların kaybolduğu anlamına gelmez.

Sadece güvenli bir mesafeye alınmışlardır.

Bazı insanlar “hiçbir şey hissetmiyorum” dediğinde, bu yalnızca başkalarının onlara yakıştırdığı bir hâl değildir.

Kimi zaman kişi de kendini böyle tanımlar.

Kendine kalpsiz der.

Vicdansız olduğunu düşünür.

Gaddar hissettiğini söyler.

Başkası adına sevinemediğini, mutlu olmayı beceremediğini düşünür.

Tepkisizliğini bir eksiklik gibi okur,

sanki içeride olması gereken bir şey yokmuş gibi.

Bu tanımlar çoğu zaman acımasızdır.

Gerçeği anlatmaktan çok, kişinin kendine yönelttiği bir suçlamaya dönüşür.

Oysa burada olan şey kalbin yokluğu değildir.

Aksine, kalbin fazla şey görmüş olmasıdır.

İnsan hissetmez gibi görünür ama çoğu zaman hissettiklerini bedenine kadar indiremez.

Sevinç vardır, içe geçmez.

Üzüntü vardır, akmaz.

Empati vardır ama yüzeye çıkamaz.

Bu yüzden kişi kendini “başkası adına sevinemeyen biri” olarak tanımlar.

Oysa mesele sevinmemek değil,

sevince giden yolu kapatan derin bir yorgunluktur.

“Mutlu olmayı beceremiyorum” der.

Halbuki bazen mutlu olmak, kendini savunmasız bırakmak demektir.

Ve savunmasızlık bir zamanlar güvenli değilse, sistem buna izin vermez.

Travma her zaman büyük ve tekil bir olay değildir.

Bazen çok uzun süre taşınmış şeylerin sonucudur.

Anlatılamayan, karşılanmayan, yatıştırılmayan duyguların birikimidir.

Duyguların güvenli biçimde paylaşılmadığı ortamlarda büyüyen çocuk, zamanla şunu öğrenir:

“Bunu içimde tutmalıyım.”

Yetişkinlikte bu bazen şöyle hissedilir:

İnsan bir an durur.

İçinde tanıdık ama söze gelmeyen bir hüzün belirir.

Bakışı uzaklara kayar.

Kimseye anlatmaz.

Geçmesini bekler.

Bu bir boşluk değildir.

Bu, erken dönemde öğrenilmiş bir korunma biçimidir.

Duygusal donukluk sıklıkla yas ve kayıpla birlikte görülür.

Ama her yas yüksek sesli değildir.

Bazı kayıplar ağlatmaz.

Bazı vedalar donuklukla yaşanır.

Bu, yasın yaşanmadığı anlamına gelmez.

Aksine, yas bazen duyguların tamamına aynı anda temas edemeyecek kadar ağır olduğu noktalarda soğuyarak taşınır.

Donukluk burada inkâr değil, çöküşü erteleyen bir ara alandır.

Ruhun kendine açtığı küçük bir tampon bölge.

Terapötik olarak burada amaç, “yeniden hisset” demek değildir.

Asıl soru şudur:

Bu donukluk neye hizmet ediyor?

Çoğu zaman şu mesajı taşır:

Yük fazla.

Tempo hızlı.

Kayıp sindirilemedi.

Temas güvenli gelmiyor.

Bu hâl kısa süreliyse, ruhsal dengeyi koruyabilir.

Ama uzun sürdüğünde kişi yalnızca başkalarından değil, kendisinden de uzaklaşmaya başlar.

Bu yüzden mesele donukluğu zorla çözmek değil,

onu dinleyebilecek bir alan açabilmektir.

Yavaş temas.

Bedeni zorlamayan fark edişler.

Duyguyu değil, önce zemini güçlendirmek.

Duygusal donukluk kalbin taşlaşması değildir.

Bu, kalbin bir süreliğine geri çekilmesidir.

Bir kusur değil.

Bir arıza değil.

Bir izdir.

Bir şeylerin fazla geldiğini söyleyen sessiz bir işaret.

Ve sessiz işaretler bağırılarak değil,

ancak anlaşıldığında çözülür.

HANIM DEMİRBAŞ

SOSYAL PEDAGOG

BİREYSEL ÇİFT VE AİLE DANIŞMANI

Yorum Yazın

SOSYAL PEDAGOG, BİREYSEL ÇİFT VE AİLE DANIŞMANI HANIM DEMİRBAŞ

    iletişime geç

    SOSYAL PEDAGOG, BİREYSEL ÇİFT VE AİLE DANIŞMANI HANIM DEMİRBAŞ

    Bizi Takip Edin
    Facebook
    Twitter
    Instagram
    Youtube
    Köşe Yazarları
    SOSYAL PEDAGOG, BİREYSEL ÇİFT VE AİLE DANIŞMANI HANIM DEMİRBAŞ
    SOSYAL PEDAGOG, BİREYSEL ÇİFT VE AİLE DANIŞMANI HANIM DEMİRBAŞ HİSSETMENİN GERİ ÇEKİLDİĞİ YER
    ESRA SONGÜLER
    ESRA SONGÜLER DÜNYAYI BİZ KADINLARA BORÇLUSUNUZ “UMAY ANA”
    SABİHA ÜNAL
    SABİHA ÜNAL HIZ KÜLTÜRÜ VE DÜŞÜNSEL YÜZEYSELLEŞME
    SEÇİL ESKİOĞLU
    SEÇİL ESKİOĞLU Ramazan: Zamanın Yavaşladığı, Kalplerin Birbirine Yaklaştığı Ay”
    MEHMET ALİ BABAR
    MEHMET ALİ BABAR İFTİRA DEĞİL DUA ZAMANI
    CELAL KODAMANOĞLU
    CELAL KODAMANOĞLU St. VALENTİNE’S DAY
    MUSTAFA ÇOLAKOĞLU
    MUSTAFA ÇOLAKOĞLU YAŞLANAN DÜNYA…
    Fatoş ACAR
    Fatoş ACAR HAYVAN SEVGİSİ GERÇEK Mİ ?
    BURHAN AKDAĞ
    BURHAN AKDAĞ BU BİR SKANDAL DEĞİL, İNSANLIĞIN ÇÖKÜŞÜDÜR
    HABİB BABAR
    HABİB BABAR ZIP ZIP’IN SESSİZ VEDASI
    LEYLA SOMER
    LEYLA SOMER HAYVANLARA KALKAN ELLER KIRILSIN
    AV.ONUR YAĞIŞAN
    AV.ONUR YAĞIŞAN MİLLET SAVAŞSIZ NASIL ÇÖKER ?
    ZAFER DİNÇER
    ZAFER DİNÇER VEFA SADECE BİR SEMT ADIYMIŞ
    FUNDA AKOSMAN
    FUNDA AKOSMAN YENİ YIL
    MERAL KONRAT
    MERAL KONRAT KİME GÖRE DÜŞMAN!
    Haber Caddesi
    KünyeGizlilik PolitikasıRSSSitemapSitene EkleArşivİletişim
    SOSYAL MEDYA BAĞLANTILARI
    FACEBOOKTWITTERINSTAGRAMLINKEDINYOUTUBE

    Haber Caddesi 2021 | Yazılım: Onemsoft

    Haber GönderFirma Ekleİlan Ekle