Tükenmişlik sendromu çoğu zaman yanlış tanımlanır.
Yorgunlukla, isteksizlikle, hatta motivasyon eksikliğiyle karıştırılır.
Oysa tükenmişlik ne bedensel bir halsizliktir ne de duygusal bir nazlanma.
Tükenmişlik, insanın kendini düzenleme sisteminin çökmesidir.
Modern psikoloji tükenmişliği artık bir “bitkinlik” hali olarak değil, uzun süreli zorlanmaya karşı verilen uyum tepkisinin iflası olarak ele alıyor.
Yani sorun, kişinin zayıflığı değil; sistemin, artık yükü taşıyamamasıdır.
Uzun süre dayanabilen insanlar daha çok tükenir.
Bu bir paradoks değil, istatistiktir.
Çünkü dayanıklılık, sınırsız bir kaynak değildir.
Sinir sistemi, stres altında kendini ayakta tutmak için bazı duyguları kapatır: öfkeyi, hayal kırıklığını, ihtiyacı, kırılganlığı.
Bu kapatma bir süre işe yarar.
Ama kapatılan her duygu, içeride aktif kalmaya devam eder.
Tükenmişlik, işte bu noktada başlar.
İnsan artık eskisi gibi susamaz.
Eskisi gibi tolere edemez.
Eskisi gibi “idare edemez”.
Bu yüzden tükenmişlik yaşayan kişi “değişmiş” gibi görünür.
Daha sabırsızdır.
Daha tepkiseldir.
Daha çok anlatır, daha az süzer.
Toplum bu değişimi yanlış okur.
Soruyu şuradan sorar:
“Bu insan neden böyle oldu?”
Oysa bilimsel olarak doğru soru şudur:
“Bu insan ne kadar uzun süre kendini durdurmak zorunda kaldı?”
Tükenmişlikte bozulmayan şey ahlaktır, karakterdir, değerlerdir.
Bozulan şey regülasyondur.
Yani insanın duygusunu ayarlama, dozlama ve yönlendirme becerisi.
Bu yüzden tükenmişlik yaşayan insan çoğu zaman kendine kızar.
“Eskiden böyle değildim” der.
Haklıdır.
Ama eksik görür.
Eskiden böyle değildi çünkü eskiden kendini bastırabiliyordu.
Bastırma bir beceri değildir;
bir acil durum mekanizmasıdır.
Acil durum uzadığında sistem çöker.
Bu noktada iyileşme, eski hâle dönmek değildir.
Çünkü eski hâl, sürdürülemezdi.
İyileşme;
duyguyu bastırmadan,
ama onu başkasına fırlatmadan
taşıyabilmeyi öğrenmektir.
Tükenmişlik bize şunu söyler:
İnsan makine değildir.
Sessizlik erdem değildir.
Dayanmak, her zaman güç göstergesi değildir.
Bazen en büyük güç, artık taşıyamadığını kabul edebilmektir.
HANIM DEMİRBAŞ
SOSYAL PEDAGOG
BİREYSEL ÇİFT VE AİLE DANIŞMANI


























Yorum Yazın