MENU
  • EĞİTİM
  • MEKAN
  • HABER
  • Basın Bülteni
  • SİNEMA
  • Kadın
  • YAZARLAR
  • FOTO GALERİ
  • WEB TV
  • HABER ARŞİVİ
  • YOL TRAFIK DURUMU
  • BİYOGRAFİLER
  • RÖPORTAJLAR
  • Künye
  • Gizlilik Politikası
  • İLETİŞİM
  • Foto Galeri
  • Web TV
  • Yazarlar
Haber Caddesi
DOLAR6.8555
EURO7.7475
GR ALTIN390.45
ÇEYREK640.68
İstanbul
Haber Caddesi
Haber Caddesi
  • MAGAZİN
  • MÜZİK
  • YAŞAM
  • GÜNCEL
  • MODA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SAĞLIK
  • KÜLTÜR & SANAT
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
Kapat

TÜKETİLEN SANAT

Ana SayfaYazarlarSABİHA ÜNAL
13 Ocak, 2026, Salı 19:16
  • yazdıryorum yazfont küçültfont büyüt
TÜKETİLEN SANAT

 

Sanat, insanlığın kendini anlatma biçimiydi. Mağara duvarlarına çizilen ilk şekilden bugünün dijital ekranlarına kadar uzanan o uzun yolculukta sanat, hep bir tanıklık görevi üstlendi. Acıya, aşka, savaşa, yalnızlığa, isyana… İnsan ne yaşadıysa, sanat onun izini tuttu. Bugün ise o izler silikleşiyor. Çünkü sanat artık yaşanmıyor; tüketiliyor.

Tüketmek, çağımızın en güçlü fiili. Yiyoruz, içiyoruz, izliyoruz, dinliyoruz, kaydırıyoruz. Aynı hızla sıkılıyor, aynı hızla unutuyoruz. Bu tüketim kültürü yalnızca eşyaları değil, duyguları, düşünceleri ve en sonunda sanatı da içine aldı. Sanatın zamana yayılan, insanı dönüştüren doğası; yerini anlık hazlara, hızlı beğenilere ve geçici görünürlüğe bıraktı.

Bir sergi salonuna girin. İnsanlar eserlerin önünde durmuyor; önünden geçiyor. Bir tabloya bakmak, onunla göz göze gelmek değil; onunla fotoğraf çekilmek önemli. “Oradaydım” demek, “anladım” demekten daha kıymetli hale geldi. Sanat, deneyim olmaktan çıkıp kanıt haline dönüştü. Görmek değil, göstermek çağındayız. Edebiyat da bu tüketimden payını aldı. Romanlar kısaldı, cümleler sadeleşti, derinlik riskli bulunmaya başlandı. Okur yorulmasın, düşünmesin, zorlanmasın diye metinler törpülendi. Oysa edebiyat biraz yorar. Bir insanı kendisiyle baş başa bırakır. Rahatsız eder, sorular sorar, bazen cevap bile vermez. Ama biz cevapsızlığa tahammül edemiyoruz artık. Her şey net olsun, hızlı olsun, çabuk bitsin istiyoruz.

Müzik… Belki de en hızlı tüketilen sanat dalı. Şarkılar listeler için yapılıyor, algoritmalar için yazılıyor. İlk on saniyede yakalamayan şarkı eleniyor. Nakarat öne çekiliyor, duygu kısaltılıyor. Bir şarkının büyümesi için zamana ihtiyacı var oysa. Defalarca dinlenmeye, hayatın bir anına eşlik etmeye… Ama kimsenin vakti yok. Bir sonraki şarkı çoktan sırada. Sinema ve dizi dünyası da farklı değil. Her platform yeni içerik istiyor. Daha fazla, daha hızlı, daha çok. Senaryo derinliği yerini formüllere bırakıyor. İzleyici sıkılmasın diye risk alınmıyor. Çünkü bu çağda en büyük korku, izleyicinin başka bir ekrana kaçması. Sanat, izleyiciyi tutmak zorunda kalan bir esire dönüşüyor.

Bu noktada sanatçının durumu daha da trajik. Sanatçı artık yalnızca üretmekle değil, kendini pazarlamakla da yükümlü. Sürekli görünür olmak, paylaşmak, anlatmak zorunda. Sessizlik lüks, geri çekilmek risk. Oysa bazı eserler sessizlikte olgunlaşır. Bazı fikirler zaman ister. Ama piyasa zaman tanımaz. Algoritma sabretmez.

Ve biz… Sanatın bu hale gelmesinde bizim payımız büyük. Zor olanı değil, kolay olanı seçiyoruz. Bizi sarsan değil, oyalayan eserleri tercih ediyoruz. Sanat bize ayna tuttuğunda yüzümüzü çeviriyoruz. Çünkü aynada gördüğümüz şeyle yüzleşmek istemiyoruz. Oysa sanat tam da bunun için vardır: insanı kendine göstermek için.

Tüketilen sanat, aslında tüketilen insanın sonucudur. Dikkati dağılmış, derinliği aşınmış, her şeyi hızla yaşayıp hızla unutan insanın… Sanat bu çağda hâlâ direnmeye çalışıyor. Hâlâ “dur” diyen, “bak” diyen, “hisset” diyen eserler var. Ama onların sesi gürültüde kayboluyor.

Belki de mesele sanatı kurtarmak değil. Belki mesele, sanata yeniden zaman ayırmayı öğrenmek. Bir tablo karşısında durmayı, bir kitabı acele etmeden okumayı, bir şarkıyı baştan sona dinlemeyi… Sanatla bir ilişki kurmayı. Onu tüketilecek bir şey değil, yaşanacak bir alan olarak görmeyi.

Çünkü sanat tükendiğinde, geriye yalnızca gürültü kalır. Gürültü ise insanı beslemez, iyileştirmez, dönüştürmez. Gürültü sadece unutturur. Ve unutmak, insanın kendine yaptığı en büyük kötülüktür.

Sanat, hatırlamaktır. Kim olduğumuzu, nereden geldiğimizi, ne hissettiğimizi hatırlamak… Eğer sanatı tüketmeye devam edersek, en sonunda hatırlayacak bir şeyimiz de kalmayacak.

SABİHA ÜNAL

YAZAR

Yorum Yazın

SABİHA ÜNAL

    iletişime geç

    SABİHA ÜNAL

    Bizi Takip Edin
    Facebook
    Twitter
    Instagram
    Youtube
    Köşe Yazarları
    SABİHA ÜNAL
    SABİHA ÜNAL TÜKETİLEN SANAT
    SOSYAL PEDAGOG, BİREYSEL ÇİFT VE AİLE DANIŞMANI HANIM DEMİRBAŞ
    SOSYAL PEDAGOG, BİREYSEL ÇİFT VE AİLE DANIŞMANI HANIM DEMİRBAŞ TÜKENMİŞLİK BİR YORGUNLUK DEĞİL, BİR DÜZEN BOZULMASIDIR
    SEÇİL ESKİOĞLU
    SEÇİL ESKİOĞLU Yabana Atmak İnsanlığa Yazılmış Uzun ve Duygusal Bir Nâme
    CELAL KODAMANOĞLU
    CELAL KODAMANOĞLU BEHÇET HASTALIĞI
    ESRA SONGÜLER
    ESRA SONGÜLER DR. HENRY HOWARD HOLMES
    MUSTAFA ÇOLAKOĞLU
    MUSTAFA ÇOLAKOĞLU OLAY NEDİR…
    HABİB BABAR
    HABİB BABAR YAPAY ZEKANIN ŞARKICILARI
    BURHAN AKDAĞ
    BURHAN AKDAĞ BEŞİKTAŞLILIK: BORÇTAN DEĞİL, DURUŞTAN ÖLÇÜLÜR
    Fatoş ACAR
    Fatoş ACAR ACISIYLA, TATLISIYLA GELDİ 2026
    MEHMET ALİ BABAR
    MEHMET ALİ BABAR ETİ SENİN, KEMİĞİ BİZİM
    LEYLA SOMER
    LEYLA SOMER HAYVANLARA KALKAN ELLER KIRILSIN
    AV.MERAL KOÇHAN
    AV.MERAL KOÇHAN ÖRGÜT KURMA VE ÖRGÜTE ÜYE OLMA
    SELMA ADIGÜZEL
    SELMA ADIGÜZEL BİR GRUP KIZ, BİR GRUP IŞIK: MANİFEST’LE GELEN MÜZİK ÇAĞI
    AV.ONUR YAĞIŞAN
    AV.ONUR YAĞIŞAN MİLLET SAVAŞSIZ NASIL ÇÖKER ?
    ZAFER DİNÇER
    ZAFER DİNÇER VEFA SADECE BİR SEMT ADIYMIŞ
    GENCO SABANCI
    GENCO SABANCI TURİSTİK DOĞU EKSPRESİ -9-
    EYLÜL AŞKIN
    EYLÜL AŞKIN KENDİ KÜLTÜRÜNE VE SANATINA SAHİP ÇIK
    FUNDA AKOSMAN
    FUNDA AKOSMAN YENİ YIL
    MERAL KONRAT
    MERAL KONRAT KİME GÖRE DÜŞMAN!
    Haber Caddesi
    KünyeGizlilik PolitikasıRSSSitemapSitene EkleArşivİletişim
    SOSYAL MEDYA BAĞLANTILARI
    FACEBOOKTWITTERINSTAGRAMLINKEDINYOUTUBE

    Haber Caddesi 2021 | Yazılım: Onemsoft

    Haber GönderFirma Ekleİlan Ekle