Ne güzel de demiş Mevlana Celaleddin-i Rumi:
“Nice insanlar gördüm üzerinde elbise yok
Nice elbiseler gördüm içinde insan yok!”
Kimi Kraliçeler taçlarıyla hükmeder, kimileri ordularıyla, saraylarıyla, görkemli tahtlarıyla...
Fakat bir Kraliçe vardır ki ne taç taşır başında ne de ardında on binlerce asker yürür. Onun tacı vicdanıdır, gücü karakteridir, saltanatı ise insanların kalbinde kurduğu tahttır.
Bugünkü yazımda siz değerli Habercaddesi okurlarıma “Kraliçe İffet’i” anlatmak istiyorum.
İffet, çoğu zaman yanlış algılanan bir sözcük oldu. Kimi onu sadece görünüşe indirgedi, kimi sadece kadınlara yüklenen bir sorumluluk gibi gördü. Bence gerçek iffet, insanın kendine duyduğu saygıdır. Kimsenin görmediği yerde de doğru kalabilmektir, menfaat uğruna karakterini satmamaktır. Gücü eline geçirdiğinde zulme yönelmemektir kısacası insan olmanın en zarif halidir.
Bugün dünyanın en büyük yoksulluğu belki de para eksikliği değil; güven eksikliğidir. İnsanlar birbirine inanmakta zorlanıyor, verilen sözler kolayca unutuluyor, değerler çıkar hesaplarının gölgesinde kayboluyor. Böyle zamanlarda Kraliçe İffet'i arıyor insan çünkü onun sarayının kapıları dürüstlükle açılıyor, onun ülkesinde yalan olmaz, kibir kök salamaz.
İffet, I.Dünya Savaşı’nın en kanlı geçtiği 1916 yılında İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Muhammed Bin Saud Al-Thunayan, Osmanlı Ordusu’nda Subaydı. Baba tarafından Suud Ailesi’ne mensup olan İffet’in annesi Asiye ise Türk kökenli bir kadındı. Halası Cevher Al-Thunayan’ın yanında ilk ve orta eğitimini İstanbul’da tamamladı bu yıllar aynı zamanda İffet’in kişiliğinin şekillendiği en önemli yıllardır.
Babasını küçük yaşta kaybeden İffet, halasının yanında yokluk içinde hayatını devam ettirmeye çalışırken, İstanbul’da başladığı ilkokulu tabanları kağıtla doldurulmuş iskarpinlerle bitirmeye çalışıyordu.
Öğretmenlik hayalleri olan İffet’in hayatı, Prens Faysal ile karşılaştıktan sonra bambaşka bir yöne doğru ilerledi. 1925 yılında İffet’in halası Suudi Kralı’na hac yapabilmek için mali destek ve Suudi Arabistan’a geri dönmek istediklerini belirten bir mektup yazdı. Böylelikle 1931’de İffet ve halası hac yapmak için ilk kez Suudi Arabistan’a ayak bastı bazı kaynaklara göre Prens Faysal, İffet’i bu hac ziyareti esnasında görmüştü, bazı kaynaklar ise Faysal’ın Dışişleri Bakanı olarak 1932 yılında Moskova’ya yaptığı ziyaret dönüşünde uğradığı İstanbul’da ilk kez karşılaştıklarını iddia eder. Hatta Suudi Arabistan’ı en iyi bilen tarihçilerden biri olan Robert Lacey, “The Kingdom” adlı kitabında Faysal’ın İstanbul’da bir mola verdiğini ve beraberinde “yeni bir eş” getirdiğini yazar hangisi doğru bilemem, araştırmalarım karşıma bunları çıkarttığı için hepsini sizlerle paylaşmak istedim.
1932 yılında çift Cidde’de evlenirler. Kardeşlerinin aksine, Prens Faysal, İffet ile evlendikten sonra tek eşli bir hayat sürer. Daha önce evlendiği eşlerinden biri erken yaşta vefat etmiştir ve diğer ikisinden ise ayrılmıştır. Faysal’ın tek eşli bir hayat sürmesinin sebebi İffet’in ısrarı mı, yoksa Faysal’ın kendi tercihi mi olduğu bilinmiyor. Faysal tahta çıktığında, İffet Suudi Arabistan’ın en güçlü kadını olmuştur.
Böylece İffet, Suudi tarihinin en önemli Krallarından biri olan Faysal’ın en çok tanınan eşi olmuş ve hatta halk tarafından daha önce hiçbir Kral eşine verilmeyen “Kraliçe” unvanına sahip olmuştur.
İffet Arapça konuşamıyordu; Faysal da Türkçe bilmiyordu. Zamanla İffet, eşine Türkçe; eşi Faysal da ona Arapça öğretmişti. Dokuz çocuğa sahip olan çiftin dört çocuğu Türkçeyi annelerinden öğrenmiştir. İffet akıcı bir şekilde Arapçayı konuşmayı öğrenmiş ancak Türk aksanını hiç kaybetmemişti hatta Kraliyet ailesinde onu farklı kılan aksanı sebebiyle “Al-Turkiya” olarak anılmıştır.
İlk kez Türkiye’yi ziyaret eden Suudi Kralı olarak Faysal, Ağustos 1966’da İstanbul’a geldiğinde oldukça heyecanlı olan İffet de eşine eşlik etmiştir. 1932’de Faysal’la evliliğinden sonra, halasının yanında uzun yıllar geçirdiği İstanbul’a ilk defa ayak basan İffet’in, hayallerindeki İstanbul silueti şehir çok değiştiği halde hiç silinmemiştir.
İstanbul eğitimli İffet’in Suudi Arabistan’a getirmek istediği kadınlarla ilgili reformların kabul edilmesi kolay olmamıştı ancak temkinli adımlar ve zaman içerisinde oluşan Suudi toplumunun desteği ile kızların önce okula gönderilmesi sonrasında da iş hayatına dahil edilmeleri için vakıflar kurmuştu. Yaşamı boyunca iki temel ilgi alanı olmuştur: eğitim ve cinsiyet eşitliği.
Onun için kadının eğitimi elindeki en güçlü silahtır ve güçlü bir toplumun varlığından ancak cinsiyet eşitliğinin varlığıyla söz edilebilir. Belki de Suudi Arabistan’da genç nesil daha yeni tanımaya başlıyor Kraliçe İffet’i ve kadınların mücadelesindeki rolünü ama şüphesiz ki çizdiği vizyon kadınlara ilham vermeye uzun yıllar daha devam edecek.
1995 yılında Türkiye ile Suudi Arabistan arasında Türk kamyon şoförlerinin uyuşturucu madde taşıma suçlamasıyla ortaya çıkan "İdam Krizi"ni arabuluculukla çözümünde Kraliçe İffet'in ve oğullarının önemli desteği olmuş, sonuçta idama mahkûm edilmiş ve cezası kesinleşmiş 54 Türk'ten hiçbirinin idamı gerçekleşmemiş ve tamamı affedilmiştir.
Kraliçe İffet 17 Şubat 2000'de geçirdiği bir ameliyat sırasında maalesef aramızdan ayrılmıştır…
Bugün Kraliçe İffet'i anarken aslında yalnızca bir Kraliçeyi değil; zarafetin, eğitimin, fedakârlığın ve sessiz iyiliğin temsilcilerinden birini hatırlıyoruz.
Belki hepimiz bir ülkenin Kralı ya da Kraliçesi olamayacağız ama hepimizin bir insanın hayatına dokunacak kadar büyük bir kalbi olabilir. Belki de insanın taşıyabileceği en değerli taç, başının üzerindeki değil; ardında bıraktığı güzel hatıralardır.
Kraliçe İffet'in adı da böyle güzel hatıraların içinde yaşamaya devam ediyor.
Sessiz…
Ama hiç kaybolmayacak kadar derin.
Nurlar içinde uyusun, bir Türk Kadını olarak seninle gurur duyuyorum.
Başka bir yazımda buluşmak üzere
Hoşçakalın, Hoş kalın.
ESRA SONGÜLER
HABER CADDESİ EDİTÖRÜ
























Yorum Yazın