Bir süredir sosyal medyada ve bazı magazin sitelerinde aynı başlığı görüyorum ‘Türkan Şoray'ın son hali...’ Ardından da birkaç tatil fotoğrafı...Bozburun'da ailesiyle geçirdiği huzurlu bir tatilden kareler. Makyajsız, filtresiz, gösterişsiz... Sadece hayatın içinde, sevdikleriyle birlikte vakit geçiren 81 yaşındaki bir kadın. Ama ne yazık ki bazı insanlar o fotoğraflara bir insanın gözleriyle değil, acımasız bir magazin anlayışıyla baktılar. ‘Çok değişmiş...’ ‘Yaşlanmış...’
‘Eski güzelliğinden eser kalmamış...’ Gerçekten bunları yazarken hiç mi düşünmüyorlar? Seksen bir yaşındaki bir kadından hala kırk yaşındaki görünümünü mü bekliyoruz? İnsan yaşlanır. Bu hayatın en doğal gerçeğidir. Yaş almak ayıp değildir. Kırışıklık utanılacak bir şey değildir. Saçların beyazlaması, yüzün çizgilenmesi, yılların iz bırakması utanılacak değil, tam tersine saygı duyulacak bir yaşam yolculuğudur.
Türkan Şoray...Sadece bir oyuncu değildir. O, Türk sinemasının hafızasıdır. Milyonlarca insanın çocukluğu, gençliği, aşkı, hüznü ve umutları onun filmleriyle büyümüştür. Bir nesil sevmenin ne olduğunu onun bakışlarından öğrendi. Fedakarlığı onun canlandırdığı karakterlerde gördü. Masumiyetin ne demek olduğunu onun gülüşünde hissetti. Bugün hala ‘Sultan’ deniliyorsa bunun sebebi yalnızca güzelliği değildir. Çünkü gerçek sultanlık güzellikle değil, gönüllerde bırakılan izlerle ölçülür.
Ben Türkan Şoray'a baktığımda hâlâ zarafeti görüyorum. Hala asaleti görüyorum. Hala yılların insana kattığı o eşsiz olgunluğu görüyorum. Çünkü güzellik sadece pürüzsüz bir cilt değildir. Güzellik,duruştur.Güzellik, nezakettir. Güzellik, insanın yıllar boyunca karakterinden ödün vermemesidir. Ne yazık ki sosyal medya çağında insanlar artık yaşlanmayı kabullenemiyor. Fotoğraflar filtrelerle değiştiriliyor. Yüzler estetik operasyonlarla birbirine benziyor. Gerçek yüzler ise acımasızca eleştiriliyor. Oysa doğallık cesaret ister.
Türkan Şoray'ın Bozburun'da objektiflere yansıyan kareleri bana göre cesaretin fotoğrafıdır. Çünkü o, olduğu gibi yaşamayı tercih ediyor.Birilerine kendini beğendirmek için değil, hayatını yaşamak için orada bulunuyor. Asıl alkışlanması gereken de budur. Bugün onun son hali diye haber yapanlara küçük bir hatırlatma yapmak isterim. Türkan Şoray'ın son hali yoktur. Onun hayatının yeni bir dönemi vardır. Ve her dönemi ayrı güzeldir. Gençliğinde milyonları kendine hayran bırakan bir yıldızdı.
Bugün ise yılların bilgeliğini taşıyan, Türk sinemasının yaşayan efsanesidir. İnsanlar yaşlanabilir. Ama efsaneler yaşlanmaz. Onlar sadece zamanın içinden geçer. Ben o fotoğraflara baktığımda yaşlanmış bir kadın görmedim. Hayatını onuruyla yaşamış bir sanatçı gördüm. Ailesiyle huzur bulan bir anne gördüm. Yılların yükünü zarafetle taşıyan güçlü bir kadın gördüm. Ve en önemlisi...Hala milyonlarca insanın kalbinde aynı sevgiyle yaşayan bir ‘Sultan’ gördüm. Bir oyuncu olarak beni asıl üzen ise haberciliğin giderek vicdanını kaybetmesi.
Bir sanatçının yıllarca verdiği emeği konuşmak yerine, yüzündeki birkaç çizgiyi manşete taşımak ne gazeteciliktir ne de magazinciliktir. Haberin de bir ahlakı vardır. Kalemin de bir vicdanı vardır. Okuru tıklanma uğruna insanların yaşını, görünümünü ya da doğal hâlini hedef göstererek haber yapmak, kimseye bir şey kazandırmaz. Tam tersine toplumdaki yaşçılığı körükler. Unutmayalım... Bugün eleştirdiğimiz o kırışıklıklar, yarın hepimizin yüzünde olacak. Bugün alay ettiğimiz yaşlılık, yarın hepimizin kapısını çalacak.
Mesele genç kalmak değil... Mesele, yıllar geçse de saygıyı hak eden bir insan olarak kalabilmektir. Türkan Şoray bunu başardı. Bu yüzden benim gözümde o, dün olduğu gibi bugün de Türk sinemasının sultanıdır. bVe inanıyorum ki bundan yıllar sonra da insanlar onu güzelliğiyle değil; zarafetiyle, sanatına kattıklarıyla ve gönüllerde bıraktığı izlerle hatırlayacak. Çünkü bazı insanlar sadece güzel değildir. Bazı insanlar zamana meydan okuyan bir değerdir. Türkan Şoray'da işte o değerlerden biridir. Sultan her yaşta sultandır...
Şehnaz DİLAN






















Yorum Yazın