Aşk mektubu mu yazacaksın, “Şıpsevdi Sakızları”nın manilerine bakmadan olmaz. Bir dönemin gençleri ki bu bizleri de kapsıyor, bu sakızın manilerinin ne gönüller yaktığını iyi biliriz.
Ne güzel günlerdi bizim gençliğimiz öyle şimdiki gibi elinde akıllı telefon, telefonun aklı ile hareket eden bir nesil değildik , mahalle bakkalımızın rafındaki renkli şekerlemeler, harçlık hesabı, teneffüslerde paylaşılan sakızlarla büyüdük biz.
80’ler ve 90’larda büyüyen bizim kuşak için “Şıpsevdi Sakızları” tam da böyle bir hafıza nesnesiydi.
Bizim gençliğimizde Şıpsevdi sakızı almak bir sakızdan fazlasıydı, bizlerin saf ama pırıl pırıl tertemiz bir aklı ile Şıpsevdi almak küçük bir mutluluğuda satın almak demekti.
Bakkalın önünde duran çocukların cebindeki bozukluklarla yaptığı ilk “ekonomik karar” belki de buydu. Çilekli mi alınacak, karpuzlu mu? Yoksa içinden sürpriz çıkan mı daha cazip? Bizleri hayatın büyük seçimlerine hazırlayan minik bir prova gibiydi.
Bugün her şey daha hızlı tüketiliyor, tatlar değişiyor, ambalajlar yenileniyor, ürünler sürekli güncelleniyor ama geçmişin bazı markaları sadece ürün olarak kalmıyor bir dönemin ruhunu taşıyor. Şıpsevdi Sakızları da bunlardan biri çünkü o sakızın tadı kadar, onu çiğnerken yaşanan gençliğimi de unutamıyorum.
Mahalle kültürünün güçlü olduğu yıllarda sakız paylaşmak bile sosyal bir davranıştı. Bir arkadaşının “yarısını versene” demesiyle başlayan sohbetler vardı şimdi ise çocuklar aynı cafelerde, hatta bir adım daha ileri gidelim, aynı masada oturup birbirine “Seni seviyorum” diye mesaj gönderip duygularını itiraf ediyorlar. Teknoloji ilerledi ama belki de küçük şeylerden mutlu olma becerimiz biraz geride kaldı.
Şıpsevdi’nin günümüze kadar gelen asıl başarısı, damakta kalan aromasında değil; bizlerde bıraktığı duyguda saklıydı. Bugün o sakızı yeniden çiğneyen biri çoğu zaman çocukluğunu da geri çağırıyor çünkü bazı ürünler sadece tüketilmez, geçmiş zamanlarıda hatırlatır.
Belki de bu yüzden nostalji sadece geçmişe özlem değildir. Nostalji, insanın kendisinin daha sade, daha heyecana açık olduğu zamanları aramasıdır insanı bir sakızın bile mutlu etmeye yettiği günleridir.
O yıllarda bakkal amcada bozuk para çıkmadığı zaman para üstü olarak verilen o küçük sakızların içine sıkışmış minicik karikatürlerin altında yazan manilerin , aslında dünyanın öbür ucundan gelen büyük bir aşk hikâyesinin parçası olduğunu pek az kişi bilirdi.
İşte o hikâyenin merkezinde ise Kim Casali mahlası ile maniler yazan Marilyn Judith Grove vardı …
Gelin, bu nostaljik lezzetin bilinmeyen hikayesini birlikte öğrenelim.
Marilyn Judith Grove 1941 yılında Yeni Zelanda’nın Auckland şehrinde doğdu. 1967 yılında Sevgililer Günü’nden bir hafta sonra Marilyn , Los Angeles’taki bir kayak kulübü buluşmasında Roberto Casali ile tanıştı.
Her şey Marilynin gelecekte kocası olacak olan Roberto’ya yazdığı utangaç küçük aşk notlarıyla başladı…
Bu küçük notların her biri, Kim’in sevdiği adam hakkındaki düşüncelerini mükemmel bir şekilde yansıtan küçük bir çizim ve kişisel duygularını içeriyordu.
“Love is…” olarak tanıdığımız çizimlerin ilki, Marilyn tarafından kayak gezisi sırasında Roberto’ya gönderdiği bir kartpostalın üzerine çizildi.
Marilyn, Kim mahlası ile çizdiği ikisine ait karikatürlerini, Roberto’nun bulabilmesi için yastığının altına, ceketin cebine, arabasının torpido gözüne, çekmeceye vb. yerlere bıraktığı küçük kartlar ile aşkını anlatmaya çalıştı.
Aynı zamanda Marilyn, Los Angeles’ta bir matbaada resepsiyonist olarak çalışırken, bazı illüstrasyonlarını zımbalayarak küçük kitapçıklar haline getirdi ve onlara ;
‘Aşk O Zamandır’ adını vererek tanesi sadece bir dolara satmaya başladı.
Marilyn in” Kim” mahlası ile imzaladığı çizimleri ilk kez 5 Ocak 1970 tarihinde Los Angeles Times Gazetesi’nde yayınlandı.
Hızlı bir başarıya ulaştı ve elliden fazla ülkedeki gazete ve dergilerde yerini aldı, ardından bu karikatür çizimleri yirmibeşten fazla dile çevrildi.
1971 yılının Temmuz ayında ise Marilyn ve Roberto Casali Yeni Zelanda’nın Auckland şehrinde evlendiler. Popülerliklerinin zirvesindeki karikatürler ile Casali çifti iyi paralar kazanıyorlardı.
Kim'in siyah-beyaz çizimlerini renklendirerek ölümsüzleştiren çalışmada dikkat çekici detaylar da vardı: Mesela, sakızlar iki farklı tatla 'aşkın iki meyvesini' temsil ediyordu.
1970’lerde Kim Casali ile tanışan tasarımcı Bill Asprey Türkiye’deki bir sakız firması ile anlaşma yaptılar. Anlaşmada bu çizimler sakız ambalajlarının içinde yer alacağı, orjinalinde siyah beyaz olan çizimlerin renklendirilerek basılacağı da yer alıyordu. Hatta üretilen sakızlar çift renkli ve birbirine uyumlu tattaki aromalardan oluşacaktı. Sakızların içerdiği iki farklı tat “aşkın iki meyvesi’ni temsil edecekti. Ve bu şartlarla anlaşma yapıldı…
Kent Gıda “Şıpsevdi” adıyla piyasaya sürdüğü sakızdan çok iyi geri dönüşler aldı. Çeşitli tatlarda, farklı renk ve ambalajlarda üretim yapıldı.
1974’te iki çocuğu olan çift, üzücü bir haberle sarsıldılar: Roberto’ya testis kanseri teşhisi konmuştu ve durumunun ciddiyeti herkesi endişelendirmişti.
1975’te tedavi sürecine giren Roberto, eşi Kim ile Noel konuşmaları yaparken beklenmedik bir konuya değindi. Kim Casali, yıllar sonra aralarındaki konuyu şöyle anlatmıştı:
“Noel hediyeleri üzerine konuşuyorduk ve Roberto’ya başka bir elmas yüzük almak istemediğimi söyledim; aksine, bir başka bebek istediğimi ifade ettim.”
Roberto’nun testis kanserine yakalanması, Kim’in hamilelikle ilgili sorunlar yaşamasına neden olmuştu. Bu zorlu durum karşısında çift, bir karar aldılar ve Roberto’nun sperm hücrelerini depolattırdılar 31 Mart 1976’da hayatını kaybeden Roberto’ya rağmen, çiftin umut dolu hikayesi Cambridge’deki çeşitli suni yöntemlerle desteklenen tedaviler sayesinde devam etti ve Temmuz 1977’de bir oğulları daha dünyaya gedi.
Eşi hayattayken de başladığı ve öldüğünde dahi ona adadığı bu karikatürler, bugün dünya genelinde 60’a yakın ülkede 100 milyondan fazla kişi tarafından takip edilmektedir.
“Love is …” karikatürleri, günümüzde nostalji ve retro esintileriyle öne çıkan en popüler karikatür serilerinden biridir. Yürekten gelen bu karikatürlerin yaratıcısı Kim Casali ise eşinin vefatından tam 20 yıl sonra, 1997 yılının Haziran ayında son yolculuğuna uğurlandı.
Belki de bazı tatlar ağızda değil, hafızada kalır.
Başka bir yazımda, başka bir konuda buluşmak üzere hoşçakalın, hoş kalın.
ESRA SONGÜLER
HABER CADDESİ EDİTÖRÜ
























Yorum Yazın