Biraz gerilere gidelim, 1960'lı yılların İngiltere'sine, sisli sokakların, yağmurun hiç eksik olmadığı kaldırımların ve hayat mücadelesinin her köşe başında hissedildiği bir dönemdi. Büyük şehirlerin parlak vitrinlerinin ardında yoksulluğun, yalnızlığın ve hayatta kalma savaşının sessiz hikâyeleri yaşanıyordu. İşte o yıllarda adları dilden dile dolaşan “Arifler Çetesi” de yalnızca bir isim değil, pek çok insanın hafızasında derin izler bırakan bir dönemin sembolü hâline gelmişti.
Londra'nın dar sokaklarında yürürken yağmur damlaları kaldırımlara düşer, eski sokak lambalarının solgun ışıkları taş binaların duvarlarına vururdu. O ışıkların altında bazen sessizce yürüyen birkaç gölge görülürdü. İnsanlar isimlerini fısıldar, kimileri korkuyla, kimileri ise merakla arkalarından bakardı. Çünkü efsaneler her zaman gerçeğin önüne geçer; insanlar duydukları hikâyeleri büyütmeyi severlerdi.
Herşey eski Kıbrıs Türklerinden futbolcu Doğan Arif’in , İngiltere'de futbol oynarken adının çeşitli suçlara karışmasıyla başlamıştı. İşte bu Arifler Çetesi’nin ismi de soyadından gelmekteydi, kardeşleriyle kurduğu Arifler Çetesi, İngiltere'nin yeraltı dünyasında sıkça duyulmaya başladı.
Arifler, 1960’lı yılların sonlarından bu yana Londra''nın yeraltı dünyasında silahlı soygun, uyuşturucu kaçakçılığı ve diğer şantajla ilgili faaliyetlerde yoğun bir şekilde yer alan Güney Doğu Londra merkezli bir Türk suç örgütü olarak çeteler arasında yerini aldı. İngiltere’nin bir diğer azılı suç örgütü olan nam-ı diğer “Kray Kardeş”lerin gündemden düşmesinin ardından Arifler Çetesi, Londra’da hızla yükselmeye başladı.
İrlanda’da yayın yapan “Irısh Daily Mirror Gazetesi”, Arifler’i İngiltere’nin 1 numaralı suç ailesi olarak ilan etti.
Çete her geçen gün büyüyordu, kolları, Londra’nın Güneyinde yer alan Southwark ilçesinde futbol kulübü, barlar, restoranlar ve gece kulüplerini içeren meşru işlerle bir imparatorluğa dönüştü.
Güney Londra'nın yeraltı dünyasının kalbi olan Bermondsey’de onların alanıydı. Kıbrıslı Türk ailesinin başında Bekir, Mehmet, Doğan ve Dennis kardeşler vardı. Dennis ve Mehmet, 1980'lerde İngiltere'nin Güneydoğusunda ki Securicor minibüslerini vurarak ciddi silahlı soygunlarla ün kazandılar.
Ailenin davasında ömrünün yarısını geçiren bir polis,
“Arifler, Londra'da şimdiye kadar görülen en korkunç kötü adam çetelerinden biridir" dedi.
Ailenin yedi erkek kardeşinden biri olan ve "Dük" lakaplı 52 yaşındaki Bekir Ari 1999 yılında 12,5 milyon sterlin değerinde 100 kilo eroin tedarik etmek için komplo kurmaktan suçlu bulundu ve 23 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
Uyuşturucu kaçakçılığından da cezaevinde olan Doğan Arif'in cezaevinden aile servetini kontrol ettiği söyleniyor.
Yıllar geçti sokaklar değişti, eski binaların yerini yenileri aldı, o dönemin tanıkları birer birer sessizliğe karıştı. Geriye yalnızca anlatılan hikâyeler kaldı. Kimi onları cesur olarak hatırladı, kimi yanlış seçimlerin simgesi olarak gördü fakat herkes aynı konuda hemfikirdi:
“Her insanın ardında görünmeyen bir yaşam öyküsü vardır”
Bugün geçmişe dönüp bakıldığında, Arifler Çetesi'nin adı yalnızca eski bir dönemin anısı gibi yankılanıyor. Zaman en gür sesleri bile susturuyor; geriye sadece insanların birbirine anlattığı hatıralar kalıyor. Bir zamanlar sokaklarda korkuyla anılan isimler, yıllar sonra yaşanmış bir devrin hüzünlü sayfalarına dönüşüyor.
Belki de bu hikâyenin en dokunaklı yanı şudur: Hayat bazen insanları istemedikleri yollara sürükler. Güç, şöhret ya da korku hiçbir zaman kalıcı değildir, kalıcı olan, geride bırakılan izler, yaşanan pişmanlıklar ve bir zamanlar aynı gökyüzünün altında kurulan dostluklardır.
Londra’nın ünlü sisi dağılır, yağmur diner, sokaklar yeniden sessizleşir fakat geçmiş, eski taş duvarların arasında fısıldamaya devam eder. O fısıltılar bize tek bir gerçeği hatırlatır:
Her dönemin bir hikâyesi ve her hikâyenin içinde, ne kadar sert görünürse görünsün, mutlaka hüzün taşıyan insan kalpleri vardır.
Haftaya başka bir yazımda buluşmak üzere hoşçakalın ama hep dostça kalın
CELAL KODAMANOĞLU
GENEL YAYIN KOORDİNATÖRÜ
























Yorum Yazın