Oğlumun ve torunumun pek çok kullandığı bu sözü nedense hayatım boyunca hiç kullanmamıştım artık yeri gelmiş gibi. Hayat sürprizlerle dolu bir insanın geldiği yer değilde yolunu şaşırmadan gideceği yer önemlidir bana göre. Ama ne yazık ki bu böyle olmuyor, geldiği yeri çabucak unutan insanlar daha çok büyümenin derdine düşüp ellerinden tutup onu bu noktaya getiren insanın elini bir anda bırakıveriyorlar işte bunun adına “Nankörlük” diyoruz.
Sizin hayatınızda da nankör bir yakınınız, bir arkadaşınız ya da bir komşunuz oldu mu?
Yetmiş yaşımı dörde bölersem eğer her onyedi yıl arayla ben bunları yaşamışım. Allahtan çok sık değil, hani deriz ya çiğ süt emmiş işte benimki o sözü doğruluyor.
Kime destek olduysam ellerimi hep boşlukta bıraktılar, aslında kabahat benim, şu yürek var ya şu yürek, nasıl çırpınıyor yardım edeyim benim bildiklerimi ona da öğreteyim diye ama o yüreği ikiye bölüp kalan yarısını da sana düşünme payı olarak bırakıyorlar . Annem her zaman “Kızım tövbe etse de dansöz oynamam der yine de döne döne oynar” derdi. Ben de birine iyilik yapmayacağım artık , bir bilen olmayacağım herkesin aklı kendine lazım diyorum ama dansöz misali sözümü hemen unutup yeniden coşuyor koşturuyorum. Tabi ki darbeleri ağır oluyor gönül incinmesi, hayal kırıklığı, yürek daralması. Bildiklerinizi siz dağıttıkça insanlar hemen sahipleniyor sonra ilk fırsatta ;
“Ben zaten önceden de biliyordum” demiyorlar mı gel de çık işin içinden minnetsiz teşekkürsüz ve sizin üstünüze çıkmaya çalışan bu insanlar hepimizin çevresinde o kadar çok var ki buna “arkamdan vurma” diyebilir miyiz?
Doğru düzgün çamaşır asmayı , katlayıp kaldırmayı bile bilmeyen insanlara evini düzeltirken alışveriş seçiminin kaliteli olmasını çeşitli aksesuarlardan, duvarlarına asmak istediği resimlere kadar ev eşyaları , galeriler ve kılık kıyafet için mağaza mağaza dolaşıp hatta çeşitli şık mekanları da öğreterek vaktinizi harcıyorsunuz ya onlar bunun değerini bilmiyor, daha doğrusu değer kelimesinin anlamını umursamıyorlar sizi de mecburmuşsunuz gibi görüyorlar . Aslında ellerini tuttuğunuz bu insanlar sizin birer taklitiniz ,takip edin bakın evinde size benzer ne kadar çok şey vardır , içlerindeki gizli kıskançlıkla bunu yaparlar, kafa yapınızın derinliğine, zevkinizin güzelliğine, bilginize ulaşamayacakları için maddi olarak alacakları nesneler birer kopya olmaktan da öteye gitmez.
Hiçbir insan yoktur ki biri tarafından hüsrana uğratılmamış olsun peki öyleyse bu yaraları açıp kendilerinin süslediği saltanat kayığına binip giden o insanlara neden bir şey olmuyor? Hiç mi hicap duymuyorlar? Üzüntü onlara hep teğet mi geçiyor ? kırdım , yaraladım bir daha o yüzlere nasıl bakacağım diye hayıflanmıyorlar mı ? Yok çünkü onlar hayatlarına sevgiyi hiç almamışlar, al gülüm ver gülüm dediğimizde hep maddeyi almışlar biz de vermişiz, İşleri bitince de sırtlarını dönüvermişler ,
Dün yaşadığım bir olaya istinaden yazdım bu satırları , Kendisinin anlattığına göre ücra bir semtte, seksen metrekarelik evinden çıkıp hasbel kader onun iki misili şık bir semtteki bir eve geldiğinde hem beyni, hem evi bomboştu, ondaki ihtirası anlamadığım için şartlarını zorlaya zorlaya el birliğiyle aldık yerleştirdik herşeyi. Tabi ki bana benzemek için çok çaba sarfetti, burada takdirimi aldı , benim elli yıllık düzenimi borç harç beş yıldan daha da az bir sürede sağladı kendisine yetmedi evini daha da büyüttü , merdivenlerin basamakları onun için birer birer değil beşer onar çıkılır oldu nerdeyse.
Şu sözü çok severim
“Eşeğe nal çakmışlar eşek kendini at sanmış ve ilk tekmelediği sahibi olmuş” Bu söz ben de de öyle oldu, uzun süredir telefonlarımı açmıyordu , ben de bir şey oldu sandım merak ettim diye mesaj attım artık görüşmeyeceğini yazmış, yirmi beş yıla bir sünger çekmiş, hiç üzülmedim diyemem, zamanımı niye böyle bir insana harcamışım ki dedim, kendime kızdım, bu davranışı hak edecek ne yapmıştım?
-Hadi Fatoş dedim bundan sonra kimseye ön ayak olma , herkes ne hali varsa onu görsün .zaten yaşın ilerledi , artık eski gücünde yok ye, iç gül, eğlen. Yapabiliyorsan vur patlasın, çal oynasın.
Bir arkadaşımın güzel bir sözüyle noktalamak isterim
“İncilerini boşuna yerlere saçma onları dizerek bir kolye yap ve senin değerini bilecek kişinin boynuna tak”
Haftaya başka bir yazımla yine burada olmak ümidiyle
Hoşçakalın , sevgiyle kalın.
FATOŞ ACAR
GAZETECİ - YAZAR
























Yorum Yazın