Türk sinemasının hafızası olan Yeşilçam, yalnızca eski filmlerden, unutulmaz repliklerden ve nostaljik şarkılardan ibaret değildir. Yeşilçam; yıllarını sanatına adamış oyuncuların, yönetmenlerin, senaristlerin ve set emekçilerinin alın teriyle oluşturduğu büyük bir kültürel mirastır.
Son yıllarda birçok projede Yeşilçam’ın adı sıkça kullanılıyor. ‘Yeşilçam ruhu’, ‘Yeşilçam filmi’ ya da ‘Yeşilçam’a saygı duruşu’ gibi ifadelerle geçmişe gönderme yapılıyor. Ancak burada önemli bir soru ortaya çıkıyor… Yeşilçam’ın adından söz edilirken, onu var eden emektarlar ne kadar hatırlanıyor? Bugün sinema sektöründe Yeşilçam’ın mirasından yararlanmak isteyen çok sayıda kişi ve kurum bulunuyor. Bu son derece doğal. Çünkü Yeşilçam, Türk sinemasının en değerli markalarından biri. Ancak Yeşilçam’ın adını kullanmak ile Yeşilçam’a sahip çıkmak aynı şey değildir.
Ne yazık ki zaman zaman çekilen filmlerde ve yapılan projelerde, yıllarını Türk sinemasına vermiş emektar oyuncuların yeterince yer bulamadığını görüyoruz. Oysa Yeşilçam’ın gerçek sahipleri, o dönemin sanatçılarıdır. Onlar olmadan Yeşilçam’dan söz etmek mümkün değildir. Birçok emektar sanatçı bugün hâlâ yaşam mücadelesi veriyor. Kimi setlerden uzak kalmış, kimi yılların yorgunluğunu taşırken hâlâ sanat üretmeye çalışıyor. O insanların bilgi birikimi, tecrübesi ve sinemaya kattıkları değer göz ardı edilmemeli. Çünkü Yeşilçam sadece geçmişte kalmış bir dönem değil, yaşayan bir kültürdür.
Yeşilçam’ın adını taşıyan her proje, mümkün olduğunca bu kültürün temsilcilerine de kapısını açmalıdır. Bu yalnızca bir vefa borcu değil, aynı zamanda kültürel bir sorumluluktur. Çünkü genç kuşakların Yeşilçam’ı tanıması, ancak o dönemin sanatçılarının deneyimlerini ve hikâyelerini yeni nesillere aktarabilmesiyle mümkündür. Bugün bazı çevrelerde Yeşilçam’ın ismi üzerinden projeler geliştirilirken, Yeşilçam’ın yaşayan tanıkları çoğu zaman unutuluyor. Oysa Yeşilçam denildiğinde akla ilk gelmesi gerekenler, yıllarca milyonları ekran başına kilitleyen sanatçılardır. Onların emeği olmadan ne Yeşilçam efsanesi doğardı ne de bugün bu kadar güçlü bir mirastan söz edebilirdik.
Yeşilçam bir tabela değildir. Bir film afişi ya da nostaljik bir dekor da değildir. Yeşilçam, sanatçıların gözyaşıdır, emeğidir, fedakârlığıdır. Bu yüzden Yeşilçam’ın adını yaşatmanın yolu, onun emektarlarını yaşatmaktan geçer. Temennimiz odur ki bundan sonra yapılacak her projede, Yeşilçam’ın sadece adı değil, ruhu da yaşatılsın. Çünkü Yeşilçam’ın gerçek mirasçıları, yıllarını Türk sinemasına vermiş emektar sanatçılardır. Onlara sahip çıkmak ise geçmişe duyulan saygının en anlamlı göstergesidir.
Şehnaz DİLAN






















Yorum Yazın