Sorun, Kendinizi Kaybettiğinizi Fark Ettiğiniz Halde Kalmaya Devam Etmenizdir.
Bazı ilişkiler bir anda yıkılmaz.
Sessizce aşınır.
Dışarıdan bakıldığında her şey normal görünür.
Mesajlar vardır.
Görüşmeler vardır.
Birlikte geçirilen zaman vardır.
Hatta bazen sevgi de vardır.
Ama insanın içinde tarif etmesi zor bir şey eksilmeye başlar.
Önce sesi değişir.
Sonra düşünceleri.
Sonra kendisine bakışı.
Ve bir gün aynaya baktığında, eskiden olduğu kişiyle arasında görünmez bir mesafe oluştuğunu hisseder.
İşte birçok insanın aşk sandığı şey bazen tam da burada başlar.
Çünkü bize sevginin her şeyi iyileştireceği öğretildi.
Ama pek az kişiye şu öğretildi:
Her yoğun duygu sevgi değildir.
Her özlem sevgi değildir.
Her bağlılık da sevgi değildir.
Bazen bir insana bağlanırız çünkü onun yanında huzurlu hissederiz.
Bazen ise ona bağlanırız çünkü onun onayına ihtiyaç duyarız.
İkisi birbirine çok benzeyebilir.
Ama insan ruhunda bıraktıkları iz tamamen farklıdır.
Sağlıklı sevgi insanı kendisine yaklaştırır.
Sağlıksız bağlanmalar ise insanı kendisinden uzaklaştırır.
Bu yüzden bazı ilişkilerde kişi sürekli kendisini açıklamak zorunda hisseder.
Sürekli yanlış anlaşılmaktan korkar.
Sürekli yeterli olmaya çalışır.
Sürekli biraz daha iyi, biraz daha sabırlı, biraz daha anlayışlı olursa ilişkinin düzeleceğine inanır.
Ve fark etmeden ilişkiyi yaşamayı bırakır.
İlişkiyi kurtarmaya başlar.
İşte yorgunluk burada başlar.
Çünkü bir ilişkiyi iki kişi taşıyabilir.
Ama bir insan hem kendisini hem ilişkiyi aynı anda taşıyamaz.
Psikolojide çok önemli bir gerçek vardır:
İnsanlar her zaman mutlu oldukları ilişkilere bağlanmazlar.
Çoğu zaman tanıdık gelen ilişkilere bağlanırlar.
Bu yüzden bazı insanlar kendilerine iyi gelmeyen ilişkilerden ayrılmakta zorlanır.
Sorun irade eksikliği değildir.
Sorun, o ilişkinin eski bir yaraya tanıdık gelmesidir.
Belki çocukken sevgiyi eleştiriyle birlikte öğrendiler.
Belki kabul görmek için çok çaba harcamak zorunda kaldılar.
Belki değerli hissetmek için kendilerini kanıtlamaları gerekti.
Ve şimdi yetişkinlikte aynı hikâye başka yüzlerle yeniden karşılarına çıkıyor.
Bu yüzden birçok insanın yaşadığı en büyük çatışma ilişkiyle ilgili değildir.
Kendi içindeki çocukla ilgilidir.
Bir yanı çoktan yorulmuştur.
Bir yanı gitmek istiyordur.
Ama başka bir yanı hâlâ şu cümleye tutunuyordur:
“Biraz daha sabredersem belki değişir.”
İnsan bazen karşısındaki kişiyi değil, bu ihtimali bırakmakta zorlanır.
Bu yüzden ayrılıkların en zor kısmı bir insanı kaybetmek değildir.
Kurduğun geleceği bırakmaktır.
Gerçekleşmesini beklediğin hikâyeyi bırakmaktır.
Bir gün olacağını umduğun şeyi bırakmaktır.
Ve iyileşme çoğu zaman burada başlar.
Karşı tarafın neden böyle davrandığını anlamaya çalışmayı bıraktığında.
Dikkatini ilk kez kendine çevirdiğinde.
Şu soruyu sorduğunda:
“Bu ilişki bana ne yaptı?” değil…
“Ben bu ilişki uğruna kendime ne yaptım?”
İşte bu soru insanın hayatını değiştirebilir.
Çünkü bazı ilişkilerin bıraktığı en büyük yara terk edilmek değildir.
Kendi sesine yabancılaşmaktır.
Kendi ihtiyaçlarından utanmaya başlamaktır.
Kendi değerini başkasının sevgisine teslim etmektir.
Ve bir gün insan çok acı ama özgürleştirici bir şeyi fark eder:
Ben onu kaybetmekten korkarken, kendimi kaybetmişim.
O an suçlama biter.
Öfke azalır.
Yerini başka bir şey alır.
Anlayış.
Kendine karşı duyulan anlayış.
Çünkü iyileşme kendine kızarak başlamaz.
Kendini anlamaya başladığında başlar.
Belki de bu yüzden gerçek sevginin en önemli işareti sizi ne kadar sevdiği değildir.
Onun yanında kendiniz olarak kalıp kalamadığınızdır.
Çünkü sevgi sizi sürekli küçültüyorsa…
Sürekli kendinizden şüphe ettiriyorsa…
Sürekli kendinizi ispatlamaya zorluyorsa…
Sorun sizin yeterince sevilebilir olmamanız değildir.
Sorun, o ilişkinin sevginin taşıması gereken yükü taşıyamıyor olmasıdır.
Ve bazen bir insanın hayatındaki en güçlü dönüşüm, bir başkasını kaybettiği gün başlamaz.
Kendini yeniden bulmaya karar verdiği gün başlar.
Çünkü gerçek sevgi sizi kendinizden uzaklaştırmaz.
Gerçek sevgi, eve dönmüş gibi hissettirir kendi içinize.
Haftaya başka konuda buluşmak üzere hoşçakalın
HANIM DEMİRBAŞ
SOSYAL PEDAGOG,
BİREYSEL ÇİFT VE AİLE DANIŞMANI
























Yorum Yazın